·735 syf.····Okunma: 16 Mayıs 2026 23:59 Bu kitap için kitaplığımdaki en özel kitap diyebilirim. Bir balina avı gemisi olan Pequod'un son deniz seferi anlatılır bu romanda. Balina avı gemilerinin amacı balinayı avlayıp yağını kullanılabilir duruma getirmektir. Balina yağı ampulün icadından önce aydınlanmada kullanılan kaliteli, is çıkarmayan bir çeşit yağ ve balina gemileri de o zamanın bir bakıma ticaret gemileri sayılabilir. Kitabın anlatısında yazarın hayatından otobiyografik ögeler bulunduğunu söyleyebilirim. Melville de gençlik yıllarında pek çok balina avı gemisinde seferlere tayfa olarak katılmış ve bu seferlerde oldukça deneyim edinmiş, türlü maceralara sürüklenmiş. Bu deneyimlerinin kalemine yansıdığı da söylenebilir. Kitabın birçok yerinde balinaların anatomisi ayrıntılı biçimde anlatılır. Biz, okur olarak yaşananları gemiye tayfa olarak binen İsmael'den dinleriz. İsmael uyuşan kanına hız kazandırmak ve yeni bir maceraya yelken açmak amacıyla bir deniz seferine katılmayı kararlaştırır. Bu amaçla balina avının anavatanı sayılan Nantucket'e gelir. Gece olunca kaldığı handa Kızıldereli bir zıpkıncı olan Quequeeq'le tanışır. Ertesi gün bu ikili sefere çıkmak için gemi ararlar ve Pequod isimli gemiye tayfa olarak binmeyi kararlaştırırlar. Gemi sefer halindeyken Quequeeq ateşli bir hastalığa yakalanır. Bu hastalıktan kurtulamayacağı umulan Qequeeq için geminin marangozuna bir tabut yaptırılır. Qequeeq ise birkaç kötü gün sonunda iyileşir. Gemi dünyanın pek çok ülkesinden sefere katılmış tayfalarıyla adeta kendi çapında küçük bir dünyayı simgeler. Geminin kaptanı ise gizemli biridir. Kaptan Ahab yıllar önce çıktığı bir deniz seferinde Deniz Ejderi olarak da anılan Moby Dick adındaki beyaz balinaya tek bacağını kaptırır. O günden sonra Kaptan Ahab'ın gözünde Moby Dick, dünyadaki tüm kötülüklerin ete kemiğe bürünmüş bir simgesi haline gelir. Bir balinanın çene kemiğinden kendine bacak oyduran kaptan Ahab, dünyanın tüm denizlerini körü körüne arşınlayarak Moby Dick'i bulup kopan bacağının intikamını almaya kendini adar. Öyle ki bu deniz seferinde geminin tüm ticari hedeflerini bir yana bırakır. Kaptanın aklında sadece Moby Dick vardır. Son deniz seferindeki tek hedefi onu sakat bırakan balinayı, Moby Dick'i bulmaktır. Geminin ikinci kaptanı olan Starbuck ise içgüdüleriyle hareket eden bir balinaya karşı Ahab'ın bu denli hırslı olmasına anlam veremez. Starbuck'un tüm akılcı söylemlerine rağmen Ahab kaptan bu hırsından asla vazgeçmez. Öyle ki bu hırsı sonunda kaptan Ahab'ı ve tüm tayfasını bir felaketin ağzına sürükler. Moby Dick Pequod'u batırır. İsmael ise bu felaketten Quequeeq için yapılan tabuta sıkı sıkıya tutunarak kurtulur. İsmael'in bizlere ölümü çağrıştıran bir nesneye, bir tabuta tutunarak ölümden kurtulması kitabın büyük bir alegorisidir. Batan gemiden tek kurtulan İsmael olur. Bizlere de tüm hikayeyi İsmael anlatır. Büyük bir takıntının, saplantılı bir kaptanın romanıdır bu kitap. Melville'in Ahab'ını hiç unutmayacağım. Dünya okyanuslarında geçen okyanuslar kadar derin bir kitap. Şunu da belirtmek isterim ki kitabın pek çok uyarlaması bulunmakta. Başrolünde Gregory Peck'in oynadığı 1956 yapımı film var ki favori filmlerimdendir. Yine kitapla alakalı iki mini dizi ve bir de animasyon filmi var. Kitabı okuyacak olanlara keyifli okumlar dilerim.
"Bir kaptan düşünün. Üç sandalı da batmış. Çevresinde kürekler ve tayfa, girdaplar içinde dönüyor. Kaptan, bir sandal parçasına saplı bıçağını yakalamış, beyaz balinanın üstüne atılmış; Arkansas'lı bir kabadayının düşmanına saldırdığı gibi. Gözleri kararmış adam, altı parmak boyundaki bıçağıyla, balinanın bir kulaç derinlerde olan canını çıkarmak istiyor. İşte Ahab böyle yapmış. O zaman Moby Dick, çenesini bir orak hızıyla savurup, Ahab'ın bacağını, çayırda bir ot biçer gibi koparıvermiş. Parayla tutulmuş hiçbir Venedikli ya da Malayalı katil, böylesine acımasız davranamazdı. Ahab'ın, canını zor kurtardığı bu savaştan sonra, Moby Dick'e karşı ne delice bir kin besleyeceğini düşünün artık. Ahab'ın çılgınlık nöbetleri arasında, bedeninde ve ruhunda duyduğu tüm acıları balinadan ayrı düşünemez olması bu kinin en korkunç yanıydı. Ahab için, yeryüzündeki tüm kötü güçler, ete kemiğe bürünmüştü Beyaz Balina'da. Bu kötü güçler sanki Ahab'ı kemirdikçe kemirmiş, yüreğinin ve ciğerinin yarısını yemiş bitirmişti. İnsanı aşan bu kötülük, dünya yaratılalı beri vardı. Çağımızın Hıristiyanları bile, dünyanın yarısını bu kötü güçlerin eli altında görürler. Eskiden doğuda, onların heykellerini yaparlar ve şerlerinden kurtulmak için taparlardı onlara. Ahab diz çöküp tapmıyordu bu kötu güçlere. Tam tersine, nefret ettiği balinada onları somut olarak görüyor ve sakat bedeniyle üstüne saldırıyordu onların. İnsanı delirten içini kemiren ne varsa; her şeyin dibini kurcalayan ne varsa; içinde kötülük bulunan hangi gerçek varsa; sinirleri bozan, beyni cendereye sokan ne varsa; hayatta ve düşüncede iblisçe ne varsa; dünyada kötü diye ne varsa; çılgın Ahab bunların hepsini Moby Dick'de gözle görülür, üstüne saldırılır bir hale getiriyordu. İnsanlığın Adem'den beri duyduğu tüm öfke ve kin, balinanın beyaz kamburu içinde toplanmış gibiydi. Ahab'ın göğsü bir havan topu olmuş, yanan yüreğini bir gülle gibi atıyordu sanki."
• Yapı Kredi Yayınları - 248. sayfa