Hep merak ettigim bir seriydi sonunda başladım. Rina'nın diğer kitaplarında adı geçen şu meşhur Kirill'le tanışmış olduk.
Ailesiyle uyuşamayan, babasından nefret eden ve her fırsatta onu devirmek isteyen birisi olarak - stratejik bir düşünceyle- bir süre bratvadan uzaklaşmak için Rusya'ya orduya katılıyor. Bu sırada, tüm ailesi katledilmiş intikam arayan Aleksandra var. Öldü sanılıyor ve açığa çıkmamak için amcasının yönlendirmesiyle erkek kılığında orduya katılıyor. Bu ikisi burada karşılaşıp bir daha da kopamıyorlar.
Yani şimdi, bir kadının hem de minyon ve kırılgan görünen birisinin kadın olmadığının fark edilmemesi biraz saçma ama neyse umursamayıp kitabın keyfine baktım. Orduda geçen bölümler, aksiyonlar sonra New York'a dönünce yaşananlar hepsi çok surukleyiciydi. Üstelik bazı kısımlar çok eğlenceli ve komikti. Bu kadar keyif alacağımı beklemiyordum. Şimdilik ilk kitabı çok sevdim. Kirill ve Aleksandra'nın kimyalarını, aralarındaki flörtöz çekişmeleri çok sevdim. Aleksandra için bulunan aile teması, kaybettigi ailesinden sonra Kirill'in yanında itiraf etmesede bir yere ait hissetmeye ve kök salmaya başlaması çok güzel hissettirdi. Kitaptaki diğer karakterler olan Maksim, Yuri ve suratsız Viktor'u bile seviyorum. Kirill'in annesinden nefret ediyorum umarım seri boyunca bir yerlerde cehenneme doğru yol alır ~☆~
Rina Kent