10/10
·89 syf.··
Beğendi
·
2026 130. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 00:00
"YANIK TÜY" ”Çocuk gülüşlerimize ne oldu, kim hangi sebeple yüreklerimizi soğuttu? Yemeklerimiz, müziklerimiz birbirine benzemiyor muydu? Kederde, acıda, mutlulukta hep birlikte değil miydik? Hangi ara dostlar düşman oldu?” Her biri roman tadında kısacık oniki öykü karşılıyor bizi bu eserde. Az sözle çokça kelâm. Öyküler, sanki başka boyutlara adım atmamızı sağlayan minik ve anlık bir kapı. Çokça yaşanmışlık, hayatlar, hikâyeler. İnsan duygularıyla, yaşanmışlıklarıyla var olur evrende. Her öykü ayrı ayrı bir duygu yoğunluğu hissettirdi. İnsan tanımak gibi, benim için de öykü okumak. Kapağını açtığında içine girdiğin birer bina gibi öykülerde. Kapısını arkandan kapatır içerideki odaları tek tek dolaşarak başka hayatlar yaşamaya başlarsın. Bilmediğim bu hayatlar içinde dolaşmak, her birinin acıları, sevdaları, hayal kırıklıkları, beklentileri, birbirine benzeyen ama birbirinden çok farklı yaşadıklarımız. Dışardan bakıldığında aynı hayatları yaşıyor gibi görünsek de, küçük nüanslarla ayrılıyoruz birbirimizden. Aynaların arasında aynılarımızla yaşıyoruz. Bakmakla görmek arasındaki o ince çizgide yer alıyor tüm ayrıntı. Bir öykü kitabı okura ne vaat eder? Kimi zaman sıradan bir günün içinde kaybolup gitmiş bir anı yakalamayı, kimi zaman da yüreğimize dokunacak kadar gerçek, çarpıcı bir kesit sunmayı. Yazar, tam da bunu yapıyor: Hayatın tam ortasından, en savunmasız anlarından yakaladığı öykülerle bizlerin kalbine dokunmayı başarıyor. "Göç Masalı": Kaf Dağı’nın ardındaki kudretli topraklar için yola çıkan bir adam… Bulamayınca hayattan göç eden baba, hiçbir yere sığamayan oğul Yusuf ve Elif. Ne kadar çalışkan, ne kadar üretken olursa olsun, bir yere ait olamamanın hüznü… Çıraklar usta olunca köyün onu istememesi, yine yollara düşmeleri… En sonunda çocukları olduğu köye döndüğünde hiçbir şey bulamamak. Bu öykü, göçün sadece coğrafi değil, varoluşsal bir yer değiştirme olduğunu anlatıyor sanki. "Ağır Tahrik": Okulda kız ve erkek öğrenciler birlikte kartopu oynuyorlar diye, sadece kız öğrenciler okuldan uzaklaştırma cezası alıyor. Şok edici, değil mi? Daha da yıkıcı olan ne biliyor musunuz? Bütün veliler sessiz kalırken tek bir veli mücadele ediyor. O veli, yapılanları eleştiriyor, "Onlar sadece çocuk" diyor. Adalet, eşitlik, cesaret… Bunların ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlattı bana. "Tel Toka": Kitaba adını veren öykü bu. Neden Yanık Tüy dendiğini ancak bu öyküyü okuduktan sonra anlayacaksınız. Hüzünlü, derin, ağızda acı bir tat bırakan cinsten. "Püren": Bir annenin çaresizliği ve yıkımı… Pazarda kızını kaybediyor. Sonra ne mi oluyor? Yıllarca aynı yerden ayrılmadan kızını bekliyor. O pazarda, o tezgahta, her hafta aynı umutla… Ve kızını beklerken hayatındaki her şeyi de kaybediyor: zamanını, benliğini, belki aklını. Anne yüreğinin yangını… Tarifi yok. Yazarın kalemi, semt pazarında çocuğunu kaybeden bir annenin yüreğini ağza getiren telaşı, yetiştirme yurduna bırakılmış bir çocuğun sessiz gözyaşını ve gebeliğini sonlandırmak zorunda kalan bir kadının tarifsiz dramını aynı samimiyetle anlatıyor. Her bir öykü içimizden, birilerinin başına gerçekten gelmiş gibi samimi ve tanıdık. Sayfalar ilerledikçe fark ediyoruz ki aslında sadece bir hikâye okumuyoruz. Birçok duyguya dokunuyoruz. Hayatın içinden duygular, öyle sade ama öyle etkili bir dille anlatılmış ki… Kırgınlıklar, özlemler, suskunluklar, yarım kalmışlıklar… Her öyküde insana tanıdık gelen bir parça var. Kimimiz kaybeden taraf olmuşuzdur, kimimiz bekleyen, kimimiz sessiz kalan. Yanık Tüy, sadece “iyi” bir öykü kitabı değil; aynı zamanda öykü severlerin kütüphanesinde mutlaka yer alması gereken yetkin bir eser. Eğer siz de insanın iç dünyasına yolculuk etmeyi seviyorsanız, bu kitap tam size göre. Kitapla Kalın.
Edebiyat
Yanık TüyYurdagül Şahin · Alakarga Sanat Yayınları · 202617 okunma
·
42 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.