·405 syf.····Okunma: 18 Mayıs 2026 21:17 “Kötülüğün ne olduğunu bilmeden nasıl kötülükle mücadele edebilirsin? Düşmanının üstün taraflarını bilmeden nasıl düşmanının üstün taraflarını tanıyabilirsin?”
Grange yine yapmış yapacağını… Usta kalemini bir kez daha konuşturmuş. Onun kitaplarında en sevdiğim şeylerden biri, son sayfalara geldiğimde farkında olmadan hızlanmam. Merak öyle bir noktaya ulaşıyor ki sayfaları neredeyse nefes almadan çeviriyorum. Her kitabında aynı heyecanı yaşatabilmesi gerçekten büyük bir ustalık. Bu kez bizi Fransa’dan Türkiye’ye; İstanbul’un karanlık sokaklarından Nemrut’un gizemli atmosferine uzanan bir yolculuğa çıkarıyor. Hikâye, Fransa’da vahşice öldürülmüş üç kadın cesediyle başlıyor. Üçü de kızıl saçlı, üçü de Türk… Üstelik yüzleri, Nemrut Dağı’ndaki kadim motiflere benzetilecek şekilde şekillendirilmiş. İşte tam bu noktadan sonra roman, insanı içine çeken karanlık ve sürükleyici bir atmosfere bürünüyor. Grange bu kitapta yalnızca polisiye anlatmıyor; Türkiye’deki uyuşturucu ağına, siyasi yapılara ve ülkücü çevrelere de değinerek hikâyeyi çok daha sert ve gerçekçi bir zemine taşıyor. Tarih, mistisizm, siyaset ve cinayet kusursuz bir şekilde iç içe geçmiş. Ortaya da temposu hiç düşmeyen, gizemi son ana kadar koruyan mükemmel bir polisiye roman çıkmış. Polisiye ve gerilim seven herkese kesinlikle tavsiye ederim.