Öncelikle belirtmek isterim ki bir kitabı okuyup, kendi özet ve yorumumu çıkardıktan sonra insanların yaptığı incelemeri okurum. Önce mümkün olduğunca kendi salt fikrim olsun diye. Okuduktan sonra yazarla ilgili bir çok olumlu/olumsuz eleştiri olduğunu fark ettim, onları şimdilik dışarıda bırakarak kitapla ilgili fikrimi yazacağım. Çünkü yazarla ilgili yorum yapacak bilgi birikimine şuanda sahip olduğumu düşünmüyorum.
Kara Kitap kesinlikle okunması aşırı zor bir roman. Okuma alışkanlığı olmayan, belli bir kitabın üstüne kitap okunmadan okunacak bir kitap değil. Yazarın dili çok zor. Betimleme fazla, detaylı tasvirler, uzun ve katmanlı cümleler içinde boğuldum. Okuma zorluğunu aşabilirseniz kitap size çok farklı bir dünya sunuyor.
Galip amcasının kızı olan eşi Rüya tarafından terk ediliyor. Kuzen evliliği olması onaylamadığın bir durum, özellikle kitapta kardeş gibi büyümüş iki insanın evliliği... Rüya gittikten sonra öğreniyoruz ki Rüya'nın üvey abisi Celal (babaları aynı anneleri farklı) de ortada yok. Celal köşe yazarı, yaşça Galip ve Rüya'dan büyük, yıllarca kendi yaşadıkları aile apartmanını da dahil ederek köşe yazıları yazmış. Galip Celal'i araştırarak Rüya'ya ulaşacağını düşünüyor ve Celal'in tüm köşe yazılarını okuyarak anlam çıkartmaya çalışıyor. Gerçekten çok yorucu ama merak uyandırıcı bir maceraydı. Galip'in Celal'e dönüşmesi, yıllar içinde sürekli başkalarını taklit ederek yaşaması, mesleğinin bile amcasından kalması... Ve Celal'in okuduklarımız, gördüklerimizin toplamından ibaret olduğumuzu söylemesi Galip ile eşleşiyor. Tamamen salt bir benliğimiz olmadığı fikrine çok katılmıyorum. Gördüklerimiz, okuduklarımız, bize öğretilenler bizi tabiki şekillendirir ama bu aldığımız bilgileri işleyip sürekli üstüne yeni okumalar, öğretiler eklersek dünyadan aldıklarımız + kendimizi oluştururuz. Karamsar bir şekilde yaklaşmaktansa bu şekilde yaklaşmak bana daha doğru geldi.