Gönderi

9/10
·159 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 16:42
Kitabı okumadan önce kitap ile ilgili ilgimi çeken bazı konulardan sebep kitabı,basıldığı dönemi,o dönemki toplumu ve toplumun düşüncelerini biraz araştırdım. Kitapla ilgili yorumumdan önce araştırdığım bu konularla ilgili öğrenebildiklerimi sizlerle paylaşmak isterim. Çünkü bence kitabı okumaya başlamadan önce basıldığı dönemi ve o dönemin insanını bilmek daha etkili bir şekilde okumayı sağlıyor. Biraz uzun olacak ama şöyle başlayayım ben yavaştan: Öncelikle Genç Werther’in Acıları sadece bir aşk romanı değil; Avrupa edebiyatını, gençlik kültürünü, romantizmi ve hatta gerçek hayatı yansıtan bir roman. Kitap yazıldığı dönemde çok patlamış olan bir eser. Peki neden? Kitap 1774 yılında yayınlanan bir eser. O dönemde Avrupa'da akılcılığı merkeze alan aydınlanma düşüncesi hakimdi, insanlardan mantıklı,ölçülü,kontrollü olmaları bekleniyordu ve de duygular "tehlikeli" görülüyordu. Tam bu sırada da Johann Wolfgang Von Goethe bu kitabı yazmaya başlamış. Kitap, Alman edebiyatındaki "Sturm und Drang" (Fırtına ve Coşku) akımının en büyük eserlerinden biri. Bu akım yoğun duygu, bireyin toplumla çatışması, melankoli, doğaya kaçış, taşan aşk ve topluma yabancılaşma konuları üzerine kurulu bir akım. Karakterimiz Werther ise tam olarak bunların beden bulmuş hali. Johann Wolfgang Von Goethe ve Werther ilişkisine değinmek gerekirse de yazarımız aslında büyük ölçüde Werther. Ve romanın en önemli yanlarından biri de Werther'in tamamen kurgu olmayıp Goethe'nin hayatından doğmuş olmasıdır. Goethe, Wetzlar'da 9 Haziran 1772 tarihinde bir baloda Charlotte Buff adında bir kadınla tanışır. O dönemde Goethe 22, Charlotte 19 yaşında ve kendisinden 11 yaş büyük olan Kestner ile nişanlı. Yani Loote karakteri aslında Goethe'nin gençken aşık olduğu,nişanlı bir kadın olan Charlotte Buff. Albert ise Charlotte'un nişanlısı olan Johann Christian Kestner. Bu ikili evlendikten sonra Goethe Wetzlar'ı terk ediyor ve daha sonrasında bu olanların yazdıklarına yansıyışını da şu şekilde ifade ediyor: "Beni çok etkileyen kişisel durumlardan doğdu Werther. Yaşamış,sevmiş ve çok acı çekmiştim." Kitapla ilgili "okuduktan sonra birçok kişi intihar etti" meselesine gelirsek.. Kitap yayınlandıktan sonra Avrupa'da bazı genç erkekler Werther gibi giyinmeye başlamış, mavi ceket sarı yelek modası çıkmış, onun sözleri ezberlenmiş ve de bazıları gerçekten intihar etmiş. Bu olay bugünün psikolojisinde de hâlâ Werther Etkisi olarak anılıyor. Peki gerçekten insanlar kitap yüzünden mi intihar etti? Tam net olmamakla birlikte bazı vakalar doğrudan kitaba bağlanıyor. Çünkü; intihar eden gençler Werther gibi giyinmiş olarak bulunuyor, yanlarında kitap oluyor ve Werther ile aynı şekilde ölmüş oluyorlardı. Bu tür sebeplerden vakalar kitaba bağlanmış ama modern araştırmacılara göre tek sebep kitap değil, zaten kırılgan durumda olan insanların kitapta kendini görmüş olduğu dolayısıyla Werther bir "neden" değil çoğu zaman bir "yansıma" olmuştur. İntihar vakalarının olması sebebiyle de bazı bölgelerde roman yasaklanmış. Özelliklede İtalya'nın bazı bölgelerinde, Danimarka'da, Leipzig'de belli dönemlerde ve de bazı dini çevrelerde gençleri "ahlaki çöküşe" sürüklediği, intiharı romantikleştirdiği, aşırı duygu taşırdığı düşünceleriyle yasaklanmış. Hatta öyle ki kilisenin bazı temsilcileri kitabı açıkça tehlikeli ilan etmiş. Kitap yasaklandı ama insan olarak hep yasak olana, gizli olana bir merakımız olduğu için de yasaklanması kitabı daha da büyütmüş. İntihar edenler hep erkek miydi? Neden intihar edenlerden bahsederken "bazı genç erkekler" diye bahsettim? Çünkü 18. yüzyıl Avrupa'sında erkeklik anlayışı kontrollü olmak, ölçülü davranmak, toplumsal görevini yerine getirmek ve duyguları bastırmak üzerine kuruluydu. Werther ise tam tersi bir şekilde ağlıyor, taşkın hissediyor, doğaya kaçıyor, aşkı hayatının merkezine koyabiliyor, toplumdan nefret edebiliyor ve en önemlisi "yaşayamıyorum" diyebiliyordu. Bu da birçok genç erkek için kendini aynada görmek gibi bir etki bırakmıştır. Yani o dönemde kadınların duygusal ifade alanı görece daha genişken, erkeklerin içsel kırılganlığı daha görünmezdi. Werther ise o görünmezi yazıya dökmüştü.. Werther, yalnızca bir aşık değil; aynı zamanda toplumun "olması gereken erkek" modeline uymayan bir karakter. Dolayısıyla birçok erkek okur onu yalnızca romantik bir karakter olarak değil, varoluşsal bir karakter olarak görmüş. Peki kadınlar etkilenmedi diyebilir miyiz? Hayır. Elbette ki kadın okurlar da etkilendi ama o dönemki tarih yazımı genellikle erkek merkezli olduğu için kadın okurlar daha az kaydedildi. Toplum erkek bireyi daha çok ön planda tuttuğu için bu olay bir erkek fenomeni gibi anlatılıyor. Yaşanan olaylardan sonra Johann Wolfgang Von Goethe 'nin kitabından rahatsız olduğu da söylenmektedir. Ve Werther'in intiharı da tamamen kurgu değildir... Goethe'nin tanıdığı bir hukukçu (Karl Wilhelm Jerusalem) karşılıksız aşk ve yalnızlık nedeniyle intihar ediyor. Kullandığı silah, duygusal durumu ve yalnızlığı Werther üzerinden romana taşınıyor. Bu arada Napolyon'un da kitabı defalarca okuduğu hatta Goethe ile karşılaştığı zaman Werther'dan bahsettiği de bilinmektedir. Şimdi kitap hakkındaki kendi yorumuma gelirsem.. Kitabı okurken bu bilgiler ışığında okuduğum için daha etkili bir okuma oldu. Werther'i ve anlatmak istediklerini daha net anlayabildim. Kitabın sadece bir aşk romanı olarak okunmaması ve tek seferlik bir okumayla da rafa kaldırılmaması gerektiğini düşünüyorum. Her okuyuşta farklı etki bırakacak bir kitap. Fazlasıyla beğendiğim ve bugüne kadar da okumadan önce en çok araştırma yaptığım kitap oldu. Okumak isteyenlere tavsiye ederim.
Genç Werther’in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Can Yayınları · 2019149,9bin okunma
·
72 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.