Kitabın ismine bakarak hassas olan insanların belki de 'ben bunu okursan etkilenirim, kötü etkiler beni' dediği/ diyeceği bir kitap. Ama açıp okunmaya başlandığı zaman öyle olmadığını anlıyor insan.
Kitabın isminden de anlaşılacağı gibi bir İntihar Dükkanı'mız var. Tuvache ailesinin nesillerden beri işlettiği bir dükkandır bu dükkan. Şehrin karamsar ve hayattan bıkmış insanlarının kendilerini intihar etmek için türlü türlü malzemeler aldıkları bu dükkanın sahibi olan Tuvache ailesi karamsar bir ailedir, gelen müşterilere ihtiyacı olan araç gereçleri verir hatta bazılarına nasıl yapacağını bile gösterirler. Müşteriye 'görüşmek üzere' değil 'elveda' diyerek veda ederler. Çünkü bu dükkana gelen kişi bir dahaki sefere istese de gelemiyor. Aile de bunu bilip buna göre davranmaktadır. Bir kişi hariç. Anne babasının deyimiyle kazara doğan Alan. Alan aile fertlerinin tüm karamsarlığına rağmen dükkana doğan bir güneş gibidir. Gelen müşterileri yanaklarından öper, selamlaşır ve veda sözcüğü olarak elveda demek yerine görüşmek üzere der.
Ailesi ne kadar zorlasa da Alan'ı kendileri gibi düşündüremez, kendi karamsarlıklarını ona bulaştıramazlar. Ve sonunda Alan'ın varlığı dükkanın atmosferini,işleyişini hatta aile fertlerini bile değiştirmeye başlar. Hepsinin içindeki ışık yavaş yavaş görünmeye başlar. Bu da ne kadar karamsarlık ve karanlık olursa olsun ışığın sızacağı bir yer bulduğunu düşündürüyor insana.
Kitap akıcı bir şekilde işlenmiş. Kısa kısa bölümler şeklinde yazılmış olması da kitap okuma alışkanlığı olmayanlar için güzel bir detay. Yazarın okuduğum ilk kitabı ama gerek dili gerek tarzı ile diğer eserlerini de okuma isteği uyandırdı. Çokça beğendiğim bir eser oldu. Son bölümü biraz hızlı ilerleyip insana 'ne oldu az önce' dedirtip finali de 'ne oldu