Tess Gerritsen’in kaleminde en sevdiğim şey, merak duygusunu bir an bile gevşetmemesi. Daha önce Rizzoli & Isles serisinden Cerrah ve Çırak’ı okumuş, yazarın sürükleyiciliğine hayran kalmıştım. Hasat ise bu kez beni dedektiflikten çok hastane koridorlarının soğuk ve tekinsiz atmosferine götürdü.
Romanın merkezinde genç doktor Abby yer alıyor. Çalıştığı hastanede organ nakli listeleriyle ilgili gördüğü tutarsızlıklar, şüpheli ölümler ve açıklanamayan olayların peşine düşmesiyle birlikte korkunç bir organ ticareti ağı gün yüzüne çıkıyor. Hikâye ilerledikçe yalnızca gerilim değil, insanın içini acıtan büyük bir vicdan sorgulaması da başlıyor.
Tess Gerritsen’in tıp eğitimi almış olması kitabın her satırında hissediliyor. Tıbbi terimler, operasyon detayları ve hastane atmosferi oldukça gerçekçi aktarılmış. Ancak açıkçası bu yoğun tıbbi anlatım zaman zaman hikâyeden kopmama neden oldu. Bu yüzden klasik polisiye severler için bazı bölümler yorucu gelebilir diye düşünüyorum.
Yine de kitap, son sayfasına kadar merak duygusunu canlı tutmayı başarıyor. Özellikle Mark karakteriyle ilgili içime sinmeyen o belirsizlik hissi, finalde bambaşka bir boyuta ulaştı. İnsan kötülüğünün sınırlarını sorgulatan bir finaldi.
Hasat, bir yandan gerilim ve korku unsurlarıyla soluksuz ilerleyen bir macera sunarken, diğer yandan ne yazık ki gerçek hayatta da karşılığı olan organ ticareti gerçeğini yüzünüze çarpıyor. Bu nedenle beğenerek okusam da herkese gönül rahatlığıyla önerebileceğim bir kitap olmadı. Özellikle hassas okurlar için etkisi uzun süre geçmeyecek kadar sarsıcı olabilir. HasatTess Gerritsen
HasatTess Gerritsen · Doğan Kitap · 20143,163 okunma
·
42 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.