·64 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Mayıs 2026 16:12 “Sen bilirsin ki gönül denilen şey ikiye bölünemez. Sen bilirsin ki aşk ortak istemez.”
Tanzimat Edebiyatımızın ilk popüler yazarı olan, birçok ilke imza atan Ahmet Mithat Efendi’nin kaleme aldığı ilk eserlerinden biridir Ölüm Allah’ın Emri.
“...sonu en evvel söyleyeceğim. Ama diyeceksiniz ki bu halde hikâyeden hiçbir lezzet çıkmaz. Maşallah, niçin çıkmasın?
Hikâyeye lezzeti yazar verecek değil mi? Bakın ben lezzet vereyim de çıkar mı çıkmaz mı?” sözlerinden de anlaşılacağı üzere eser, kurgunun sondan başa doğru gitmesiyle dikkat çeker.
Başkahramanlarımızdan biri olan Sıtkı, dayısının evinde yaşamaktadır ve evin genç, gözde cariyelerinden Sinesaf’a aşıktır. Yalnız bu aşkı kıskanan ve Sıtkı’ya deli divane olan biri daha vardır, Behice. Sıtkı, Behice’den Sinesaf’ın zehirlenerek öldürüldüğü haberini alır. Geride bir mektup bırakarak kendi canına kıyma düşüncesiyle Sinesaf’ın mezarının başına gider. Fakat burada Sıtkı’yı bir sürpriz beklemektedir. Peki bu sürpriz nedir? Bundan sonrasında yazarın usta kalemiyle onunla sohbet ede ede hikâyemizin başına dönüyoruz. Hakikaten de yazarın dediği gibi merak unsuru hep canlı kalıyor.
Yazar burada gözlem gücüne dayanarak dönemin zihniyetini, karakterlerin iç dünyasını güçlü tasvirlerle ele almış. Ben çok severek, eğlenerek okudum kitabı. Sizler de benim gibi hem Türk klasiklerini çok seviyor hem de çerez niyetine bir eser arıyorsanız bu eser tam sizlik. Keyifle okuyun.