Dolaplarımıza sığdıramadığımız, her sene yaz gelse kış gelse de yenilerini alalım dediğimiz kıyafetlere inat hayatını bir anda bir don, bir etek, bir kazakla geçiren Ülker Abla belki de unuttuğumuz azla yaşamayı tekrar hatırlatıyor.
Hala hikayesini sindirememiş olmam da cabası. Ben bir kadın olarak aynı durumda kalsam hastanede refakatçi olarak yaşamak aklıma gelir miydi? Sanmam.
Bir sayfada kara mizahla gülerken bir sayfada derin düşüncelere daldıran Ülker Abla
Yine de Ülker Abla'nın oğluyla hikayesinin yarım kaldığını düşünüyor ve devam kitabı çıktı haberini heyecanla bekliyorum