Osmanlı Usulü Biz Şimdi Yok Muyuz?
10/10
·238 syf.··
2026 27. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 20:21
Puslu Kıtalar Atlası, hani o Ben mi dünyayı düşlüyorum, yoksa kahvehanede fazla nargile tütününden kafayı bulmuş bir yeniçeri mi beni düşlüyor?ikileminin edebiyata dökülmüş, bol aksiyonlu ve kahkahalı hali! İhsan Oktay Anar’ın 17. yüzyıl İstanbul’unun o çamurlu, tekinsiz ve acayip eğlenceli sokaklarında geçen bu eseri, geleneksel meddah hikayelerini alıp içine René Descartes (romandaki adıyla Rendekâr) felsefesi enjekte edilmiş çılgın bir dönem dizisi gibi karşımıza çıkıyor. Romanın karakter kadrosu zaten başlı başına bir Marvel filmi casting ajansının Osmanlı döneminde şube açmış hali: Bir yanda tarihin ilk "Yatış Uzmanı" olmaya aday, dünyayı gezmek yerine evinde uyuyup rüyasında keşfettiği yerleri atlasa aktaran ve Uyuyorum, o halde dünya var kafasında yaşayan Uzun İhsan Efendi; diğer yanda babası evde pineklerken bütün "ayak işleri" ve ölümcül maceralar sırtına kalan, kurşun yiyen, mezara gömülen ama inadına ölmeyen bahtsız macera delisi oğlu Bünyamin... Üstelik bu ikiliye lağımcılar (favorim), istihbaratçılar ve parayı kokusundan tanıyan dilenciler loncası gibi İstanbul’un altını üstüne getiren ne kadar fırlama tip varsa eşlik ediyor. Olay örgüsü ise tam bir "Biri beni uyandırsın!" koşturmacası; Uzun İhsan Efendi’nin iksir içip rüyaya dalmasıyla başlayan hikaye, Bünyamin'in yanına gizemli atlası alarak Osmanlı ordusunun içinde, kuşatmalarda, yer altı tünellerinde ve fıçı içinde deniz feneri baskınlarında koşturmasıyla tam bir ajanlık simülasyonuna dönüşüyor. Üstelik tüm bunlar olurken arka planda "Biz aslında yokuz, her şey bir rüya" felsefesi döndüğü için, karakterler başlarına en absürt işler geldiğinde bile acayip bir rahatlık içindeler. Yazarın dili kullanma şekli ise apayrı bir komedi; bir yanda acayip ağdalı felsefi Osmanlıca terimler havada uçuşurken, hemen arkasından Galata rıhtımındaki bir sarhoşun argosu patlıyor ve sanki mahalle kahvesinde yanınıza oturup "Dur hele bak şimdi ne olacak" diye anlatan muzip bir meddahı dinliyormuşsunuz hissi doğuyor. Toparlamak gerekirse, Puslu Kıtalar Atlası sadece bir tarih ya da felsefe kitabı değil; okuru ters köşelerle dolu masalsı bir labirente fırlatan, beyin yakan ve bittiğinde "Acaba şu an bu satırları okuyan ben, aslında Uzun İhsan Efendi'nin rüyasındaki bir figüran mıyım?" diye şüpheye düşüren postmodern bir macera fırtınası! İhsan Oktay Anar zihnine, hayal gücüne hayran kalmamak mümkün değil.. Ben okurken soluk soluğa kaldım, sen okumaya hazır mısın? Puslu Kıtalar Atlası İhsan Oktay Anar okuduğum ilk kitabı ikinci hangisi olmalı?
Alıntı
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,8bin okunma
·
142 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.