·1062 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Mayıs 2026 10:45 Üç evlilik;
Bir kadın iki koca
Anna Karanina
Aleksey Aleksandrovic Karanin
Kont Vronskiy
Doli/Stephen Arkadyic
Levin /Kiti
Hangisi ideal bilemem. Her çift yolu birlikte sekillendirir.
Aşk, sevgi, mutluluk, ikili ilişkilerde tarafların birbirine karşı tutum ve davranışları, tutku , sosyal statü, konfor alanı, ekonomik güç, el alem ne der, din ne der, ben ne kazanırım ne kaybederim, çocuklar ne olacak ......
Duygularına yenik düşen insanın kendi yarattığı çıkmazda boğulması ....
İnsanı insan yapan duygular elbet ama duygular ele geçirince benligimizi ve akıl terk edince ya da tersi, duygulardan arınmış akılla yol alırken.... iki türlüde cehennem oluyor hayat.
Duygularımızın esiri olmadan yaşamın tadını çıkarırken benciliğe kapılmadan ve kimseye zarar vermeden yaşayabilmek... becerebilsek ne güzel olur.
Tüm kahramanların haklı ya da haksız olduğu haller vardı. Bin küsür sayfalık roman yaşama dair pek çok sorgulama yaptırdı. Betimlemeler görsel zenginlik ve imgelem gücü geliştirirken karakterlerin her biri bir konuyu düşündürttü. Hem okudum hem dinledim çünkü isimler ve konular arasındaki bağı ancak yerleştirdim. Okumak zor değildi sadece akrabalık ilişkileri ve isimler zorladı.
Nietzsche'nin şiirini anımsadım.
ANLADIM…
Öyle bir hayat yaşıyorum ki,
Cenneti de gördüm, cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de
Bazıları seyrederken hayati en önden
Kendime bir sahne buldum oynadım
Öyle bir rol vermişler ki
Okudum okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde
Hem kızdım hem güldüm halime
Sonra dedim ki ‘ söz ver kendine ‘
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin
Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım
Öyle çok değerliymiş ki zaman
Hep acele etmem bundan, anladım…
Freidrich Nietzsche
"Dindar, iyi ahlaklı, namuslu, akıllı bir adam diyorlar; ama onlar benim gördüğümü görmüyor. Sekiz yıldır hayatımı nasıl mahvettiğini, içimde canlı olan her şeyi nasıl boğduğunu, benim aşka gereksinimi olan capcanlı bir kadın olduğumu bir kez bile düşünmediğini bilmiyorlar. Her adımda beni nasıl aşağıladığını ve yaptığı şeyden hoşnut olduğunu bilmiyorlar. Yaşadığım hayatı haklı çıkartmak için bütün gücümle çabalamadım mı? Onu sevmeye, kocamı sevmek olanaksız olunca oğlumu sevmeye çalışmadım mı? Ama zaman geçti, artık kendimi aldatmayacağımı, dipdiri bir kadın olduğumu, bunda benim suçumun olmadığını, Tanrı'nın beni böyle yarattığını, benim için sevmenin ve yaşamanın gerekli olduğunu anladım."
Sevmeye çalışılmaz, sevilir sebepsizce. Neden bulmaya çalışmadan ve sevdiğinle birlikte yaşamın iniş ve çıkışlarında yol alırsın diye düşünenlerdenim.
Anna Karanina ya üzülmemek elde değil.
"Levin üç aydır evliydi. Mutluydu, ama hiç beklediği gibi değildi. Her adımda önceki hayallerinde bir hayal kırıklığı ve yeni beklenmedik büyüleyici bir güç buluyordu. Levin mutluydu, ama aile hayatına girdikten sonra her adımda bunun hayalettigi şey olmadığını görüyordu . Her adımda gölde bir sandalin süzüle süzüle , mutlu hir şekilde gidişine hayran olan bir adamın bu sandala bindikten sonra hissedebilecegi seyi hissediyordu. Sallanmadan düzgün bir şekilde oturmanın yemediği , nereye doğru gittiğini bir an bile aklından çıkarmadan ayakların altında su olduğunu düşünmek ve kürek çekmek gerektiğini , alışkın olmayan ellerinin kürek çekerken acıdığını , bu işin sadece disardan bakınca kolay olduğunu, yapmaya gelince, çok mutlu edici olsa bile aynı zamanda çok da zor olduğunu görüyordu."
Gölde süzülen sandalı seyretmenin mutluluğunu, kürek çekerken de duyumsayabilmek için hayatı ve kitapları iyi okumalar.