Abdulrazak Gurnah ile tanışmam geç oldu güç oldu ama sonunda oldu. Açıkçası zihin açıcı bir okuma olacağını tahmin etmemiştim. Nedense trajedisi çok daha ağır bir hikâyeyi donanımlı bir yoğunlukta okuyacağım gibi bir beklentiye kapılmıştım.
Kumdan Yürek bittiğinde, sessizliğin ağırlığını daha çok hissettim. Yazarın Nobel alması okuma heyecanımı katlayan hoş bir tesadüf oldu sadece.
20 yaşında Zanzibar’dan İngiltere’ye uzanan zorlu yolu bizzat deneyimlemiş birinin, göçü ve ‘öteki’ olmayı sadece bir kurgu nesnesi olarak değil, bir yaşam rehberi olarak ele alması da metne farklı bir samimiyet katmış. Yine de yazarın diğer eserlerine şöyle bir baktığımda, hep aynı izlek üzerinde yürümesi bende hafif bir kuşku uyandırmıyor değil: Acaba hep aynı sancıyı mı anlatıyor, bir noktada kendini tekrar etme tuzağına düşer mi?
Bu soru işaretiyle birlikte, aidiyet meselesinin her kitapta farklı bir katmanını keşfetme umudu beni diğer eserlerine de yönlendiriyor. Kitabın ilk sayfası beni kalbimden vuran, belki de onlarca kitap içerisinde uzunca bir zaman hafızama kazınacak bir girişti.
Devamını buradan okuyabilirsiniz.
inadinaedebiyat.net/kumdan-yurek-in...