Abdulrazak Gurnah

Abdulrazak Gurnah

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
koseli-arti
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.3
307 Kişi
okuyor-dolu
851
Okunma
v3_begen_dolu
101
Beğeni
goz
2.639
Gösterim
Kitaplarını Satın Al
bilgi
Sponsorlu
Unvan
Nobel Ödüllü Yazar
Doğum
Zanzibar, 1948
Ölüm
null
Yaşamı
1948’de Doğu Afrika kıyısındaki Zanzibar’da doğdu. Anadili, Afrika’da seksen milyon kişinin konuştuğu Svahili’dir. İlköğrenimini İngiliz okullarında tamamladı, çocukluğunda gittiği Kur’an kursunda Arapça öğrendi. Gençliğinde Zanzibar Ayaklanması’na (1964) ve sonrasında kurulan sosyalist rejimin çalkantılı yıllarına tanıklık etti. 1968’de İngiltere’ye gitti. Yükseköğrenimini Kent Üniversitesi’nde tamamladı. Doktora tezinde (1982) kolonyal söylemin Doğu Afrika, Karayip ve Hindistan edebiyatındaki izdüşümlerini analiz etti. Postkolonyal edebiyat alanında uzmanlaştı. Halihazırda Kent Üniversitesi’nde İngiliz edebiyatı profesörü. İlk romanı Memory of Departure’da (Ayrılışın Hatırası, 1987) Afrika’da geçen gençlik yıllarının ardından ülkeyi terk eden Hassan karakterinin hafızasında yer eden Afrika imgesini postkolonyal dönemin kimlik sorunları ışığında inceledi. İkinci romanı Pilgrim’s Way (Hac Yolu, 1988) başlığını Winchester’ı Canterbury’deki Thomas Beckett mabedine bağlayan yoldan alır. Daha iyi bir yaşam umuduyla İngiltere’ye gelen Tanzanyalı Davud, karşılaştığı göçmen karşıtı tutumlardan dolayı paranoyak bir benlik geliştirir ve çareyi Tanzanya’daki geçmişini tamamen silmekte arar. Dottie (1990), Dottie Badoara Fatma Balfour karakteri üzerinden benzer bir yabancılaşma sorununu tartışır. Fatma Balfour’un melez kimliği, ırk ve etnisite sorununun göçmen ve sürgün karakterler üzerindeki travmatik etkilerinin yakıcı bir simgesidir. Paradise’ta (Cennet, 1994) Gurnah, Yakup’un oğlu Yusuf’un Kur’an’da anlatılan hikâyesini 1900-1914 arası Doğu Afrika’ya uyarlar. Kolonyal söylemin Afrika’ya dair klişelerini kölelik, tarihin çarpıtılması, İslâmofobi gibi meseleler üstünden tartışırken Yusuf’un bireysel hikâyesi bir yandan kolonyalizmin bir yandan da despotizmin eleştirisine açılan ikili bir işlev görür. By the Sea (Deniz Kenarında, 2001), emperyal pedagojinin Afrika’nın yerli gelenekleriyle karşılaşmasının doğurduğu verimli paradoksları konu eder. Salih Ömer, Kur’an eğitimi almaktan duyduğu geleneksel kıvanç ile kolonyal eğitimin kazandırdığı dünya bilgisi arasında bocalarken yeni Afrika’nın çelişkileri ete kemiğe bürünür. The Last Gift (Son Armağan, 2011), 1996’da yayımlanan Admiring Silence’la (Sessizliğe Hayranlık) birlikte bir nehir roman anlatısıdır. Admiring Silence’ın isimsiz anlatıcısı ülkesini terk eden bir Zanzibarlı muhaliftir; Britanya’ya yerleşip evlendikten sonra öğretmenlik yapar. Hayatının en istikrarlı görünen döneminde bireysel tarihini yazmaya karar verdiğinde, hiç de istikrarlı olmayan, kayıp ve kırılgan bir bastırılmış benlikle yüzleşmek zorunda kalır. The Last Gift’te ise Gurnah, bu isimsiz anlatıcısının hikâyesini kültürel farklılıkları, belleğe kazınmış tarifsiz acıları kat eden bir anlatıya kavuşturur. Gurnah’ın hakikat anlayışı, gerek kolonyal dönemin karamsar ve toptancı tasvirlerini gerekse anavatan-memleket şovenizmlerini reddeden sahici bir arayışa dayanır. Gurnah, romanları dışında, Salman Rushdie, Anthony Burgess, Joseph Conrad, Vidiadhar Surajprasad Naipaul, Zoe Vicomb gibi yazarlar üstüne edebiyat eleştirileri yazdı, kitaplar hazırladı. Bütün romanlarını kuşatan motiflerin ve temaların estetik yetkinliğe ulaştığı ana metin olduğunu düşündüğümüz için İletişim Yayınları olarak Gurnah külliyatını yayımlamaya Desertion (Terkediş, 2005) ile başlıyoruz. Gurnah’ın dünya edebiyatına evrensel bir içerik ve nitelik kazandıran romanlarını yayımlamaya devam edeceğiz. Yazar, 2021 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüştür.
kamera
Kumdan Yürek
kamera
Abdulrazak Gurnah
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
kamera
Sessizliğe Hayranlık
kamera
Abdulrazak Gurnah
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
kamera
Deniz Kenarında
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
kamera
Terkediş
kamera
Abdulrazak Gurnah
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
kamera
Son Hediye
kamera
Abdulrazak Gurnah
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
kamera
Cennet
kamera
Abdulrazak Gurnah
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Daha Fazla
249 syf.
·
2 günde
#2021NobelEdebiyatÖdüllüYazar~~~
Sessizliğe Hayranlık, Son Hediye ile 1likte nehir roman olarak geçen kitaplarıdır yazarın. Aslında ilk okumak istediğim kitabı Son Hediye ydi ama yazar hakkında bilgi edinmek için kitabın girişindeki yazar ve eserleri hakkındaki bilgileri okurken bu 2kitabın nehir roman olduğu yazınca elimde olmayan Sessizliğe Hayranlık gelene kadar beklemek zorunda kaldım :-))(( Peki Nehir Roman nedir, aynı yazar tarafından yazılan farklı romanların birbirleriyle ilişkili olduğunu ifade etmek için kullanılan 1kavramdır yani 1yazarın 1topluluğun, 1ailenin belli 1zaman dilimindeki yaşamını anlattığı birbirinin devamı olarak yayımlanan eserlere nehir ya da ırmak roman denir. Bazı nehir romanlar üçlemedir bizdeki Nehir Roman örneği gibi Tanpınar ın Mahur Beste, Sahnenin Dışındakiler ve Huzur olmak uzere 3lemedir, o da dönem adına efsane kitaplar arasindadir bence bu üçleme :-))) Bakalım Sessizliğe Hayranlik kitabindaki durumları Son Hediye de nasıl bağlayacak sabırsızım okumak için zira hala en merak ettiğim kitabı Son Hediye dir... Yazarın uslubuna ve ülkesine dair bilgiler adına bence yazara başlangıç için ideal kitap Sessizliğe Hayranlık kitabı olmalıdır zira sömürge ve toplumsal tüm durumlar adına da doğru olduğunu düşünüyorum. Kitapta en çok hosuma giden bölümler , gittiği yerde 1likte yaşadığı kadınla kadın-erkek ilişkileri ve ülkeler arasındaki oluşmuş sömürge durumuna dair diyalogları çok samimi buldum sanki kendim bu tartışmaların içindeymiş gibi hissettim okurken oldukça gerçekçiydi yazılanlar, okuduğumda beni derinden etkileyen yer babana benziyorsun görünüşte degil, korktuğumuz şeyler açısından dediği bölümde sanki ben derinden yaralanmış gibi hissettim :-((( tüm cümleler içime işlemiş gibi oldu resmen, geçmiş ve şimdi arasında bağlantılar kurduğu olaylarla yazar... "Sessizliğe Hayranlık", sessizliğe gömülü olan anlatıcısıyla, üniversite öğrenimi için geldiği İngiltere’de yerleşip aile kurmasına karşın yıllardır bağlanma sorunu yaşayan 1idir, bu sorunu da vatanı Zanzibar’a dönerek çözmeyi deneyen isimsiz anlatıcı, doğduğu yerde karşılaştığı ruhsal sıkıntıların mekânla veya coğrafyayla sınırlı olmadığını anlayarak, hangi kuşakta olursa olsun kimlik ve kabul görme sorununu her türlü yaşanacağını anlatan yazar Sessizliğe Hayranlık ta, insanın evrensel sorunu olan varoluş çabasının manevi çöküntülerinin en güzel anlatıldığı kitap bu olsa gerek zira sessizlik adına  tüm bağlantılar da okurken epeyce düşündürmüştür beni... Özellikle sömürge ye dair kendini haklı görme durumu 2taraflı çok etkileyiciydi gerçekten sömüren tarafın kendini haklı kılacak durumları kendilerinde görmeleri okurken hayrete düşürdü resmen beni... Yazarı yine severek okudum edebi bağlantılarıyla zira yine başka kitap ve yazarlarla bağlantılar kurmuştur o yüzden  yazarın yazma üslubunu seviyorum akıcı diliyle, özellikle son sayfalardaki arada kalmışlığı resmen yaşadım yazdigi cümlelerde, Gurnah iyiki Nobel almış ve ben yazari tanıyıp okumuş oldum, yazarın okurken yormayan dilini de seviyorum, sanırım en kısa zamanda yazarın külliyatını bitirecek gibiyim :-))) herkese sağlıklı mutlu huzurlu keyifli okumalar...
kamera
Sessizliğe Hayranlık
kamera
Abdulrazak Gurnah
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.1/10 · 292 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
292 syf.
·
3 günde
~~~2021NobelEdebiyatÖdüllüYazar~~~
2021 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülen Abdulrazak Gurnah Doğu Afrika kıyısındaki Zanzibar’da doğdu. 20 yaşındayken İngiltere’ye gitti. İngiliz Edebiyatı profesörü olan yazar, romanları dışında, Salman Rushdie, Anthony Burgess, Joseph Conrad, Vidiadhar Surajprasad Naipaul, Zoe Vicomb gibi yazarlar üstüne edebiyat eleştirileri yazmıştır. Yazarın diger kitaplarinin da konularina bakinca genel itibariyle konu tarzının ülkesine  yabancılaşan 1eyin ülkesinden ayrılıp varolma çabası gibi hissettim. Hatta otobiyografik öğelerden mi oluşuyor ki acaba dedim, kitapların genel konusu bu şekilde olunca tekrara düşer mi diye düşünüyorum. En kısa zamanda elimdeki diğer kitabını okuyacağım genel itibariyle aynı mı yoksa bu göç olayındaki her 1 sorunu her kitapta ayrı mı işledi çok merak ediyorum bu soru işaretleri ile diğer kitaplarini da okumak için sabirsizim... "Kibar da olsa zenci zencidir" diyen ve aşkı aninda bitiren bu söz en çok bu kısımında beni sarsmıştır, kitap okuma boyunca her bölümde içimi sızlatsa da ırkçılığın genel düşüncesi bu ne yazik ki :-((( yakin zamanda okuduğum başka  1kitapta da, bize göre 1az daha açık renkli olanların bize eziyeti der diğer 1Nobelli yazar da... Küçük yaşta başlayan mücadele baba durumuyla başlayıp baba durumuyla sona ermiştir. Hikaye içinde hikayeler anlatarak kitaplar arası bağlantılar kurarak, arada tiyatro esintilerini de vererek edebi 1 şölen yaşatmıştır yazar sonuna kadar sakladığı gizemle, zira kitap Shakespeare in Kısas a Kısas kitabiyla bağlanmıştır... Aşkta ya da yaşamda varolma mücadelesini de her durumuyla sunan yazar vermek istediği tüm hisleri resmen bana yaşatmıştır ya da benim hassas olduğum 1 dönemde okumamdan kaynaklı duygusal bağlamda ve yaşama tutunma mücadelesinde cümleler daha iyi yansitilamazdi, sınıf, cinsiyet ve aşkın bağımlılığını korkularıyla anlatırken... Kumdan Yürek, 1960’lardaki Zanzibar’dan 1990’lardaki Londra’ya uzanan 1sürgün, göç ve ihanetin hikâyesi olup, anne-babasının geleneksel Zanzibar toplumunda ayrı yaşıyor olmalarına anlam veremeyen Salim in, sırlarla dolu dünyasından amcası Amir’in yardımıyla uzaklaşıp Londra’ya yerleşerek hayat mücadelesinde yaşadığı tüm acımasızlıklarla boğuşurken Londra nın umduğu gibi 1yer olmadığını farketmesiyle İngiltere’de yaşadıgı acı tecrübelerden olgunlaşan Salim in 1yandan da ailesinin karanlık sırrıyla yüzleşmesini ve Salim’i derin hallerini anlatır... Yeni 1yazar tanımış ve zorlamayan akıcı diliyle anlattığı o hisleri yaşamış olmaktan okurken çokça keyif aldım yazara başlangıç için ideal 1kitap olduğunu düşünüyorum hatta kitabı çok sevdim keşke en son bu kitabı mi okusaydım dedim zira korkum diğer okuduğum kitaplarından bu tadı alamazsam ama zaten yazar edebiyatın içinde olunca sanki diğer kitaplarini da sevecekmişim gibi hissediyorum, herkese sağlıklı huzurlu keyifli okumalar...
kamera
Kumdan Yürek
kamera
Abdulrazak Gurnah
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.6/10 · 363 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
249 syf.
·
5 günde
·
Puan vermedi
DİPÇE : "Bu ağrıya sıkı sıkıya tutunduğumu fark ettim. Ilk başta susturmaya çalıştım onu, böylece geçeceğini ve beni tedirgin memnuniyetimle baş başa bırakacağını düşündüm." Bu satırlarla başlıyor öykü gerçek bir kalp ağrısından revan ederek tutunmuş başka ağrılarla karşılaşacağımızı baştan haber veriyor yazar. Ana karakteri tanıdıkça yazarın bu peşinci yaklaşımı anlam kazanıyor.Çünkü karakterin zamanlama hatası veren sessizlikleri ağır bilançolara yol açtığı için anlatıcı ile yazar arasında belirgin bir farka dönüşüyor. Yazar sessiz anlatıcısına rağmen niyetini asla gizlemiyor çok az sembol ve metafor kullanıyor ve yazma edimini okurla aleni paylaşıyor bu açıklık ve netliğe rağmen okuru, karakterin çıkmazlarında sürüklemeyi başarıyor. Öykü zamanda sıçramalarla ilerliyor bu sıçrayışlarda mekanla karakterin ruh dünyası arasında sıkı bir bağ kuruluyor. (Haliyle incelemem de bu minvalde sıçrayışlara tabi oluyor.) Kimdi kalp ağrısının elinden kurtulacağını düşünen kahramanımız? Romanın sonuna kadar adını bilmediğimiz bir öğretmen, bir mülteci,bireysel öyküsünü kendine en yakın öyküyle harmanlayan  bir suskun. Konuşan ama sakınan bir suskun o. Ona gerçeklerle yüzleşemeyen biri demek sığ bir yaklaşım olur ancak görünen bu durum kitabı ikiye bölüyor. Sessiz kahramanımız eğitim almak üzere İngiltere'ye gidiyor ve çok geçmeden Emma ile karşılaşıyor kitabın ilk kısmı Zanzibar adasından uzakta İngiliz kültürüne adapte olmaya çalışan bu genci  kendine yakıştırdığı öyküsüyle tanıyoruz. Emma karakteri de anlatıcımız kadar karakteristik bir yapıda ele alınıyor Batılı bir kadının özgüveni çağdaşlığı ve netliği ile, ailesine karşı duruşu ve yabancı bir kültüre yaklaşımı ile oldukça realist işleniyor. Bu duruş karşısında sessiz karakterimiz aidiyet ve yabancılık ikirciliğinde içsel bir hırpalanmayla karşı karşıya kalıyor. Burada yazar ile anlatıcı yine ayrışıyor, yazarın sömürge İngiltere karşısında net ironik dik duruşu hayranlık uyandırıyor. İkinci bölümde ise sessiz anlatıcımızı 20 yıldan sonra ilk kez ülkesinde görüyor ve yeniden tanıyoruz gerçek öyküsü, gerçek yalnızlığı, gerçek kalp ağrısı ile... Bir mültecinin yaşayabileceği yabancılığın öteki yüzünü gösteriyor yazar, ülkesindeki değişimin ve bozulmanın yabancılığını  ve gerçek kopuşu... İşte bu noktada Gurnah diaspora edebiyatındaki yerini sağlamlaştırır.Şimdiye değin okuduğum Afrika edebiyatından postkolonyal söyleme farklı bir yaklaşım getiren Gurnah burada hep göz ardı edilen "Arapfon" ile karşımıza çıkmaktadır. Özellikle, iki kültür arasında sıkışmış benzer bir karakterin işlendiği Achebe'nin "Artık Huzur Yok" adlı kitabında ve diğer Afro-amerikan eserlerde yer alan kabile kültürünün ve siyahî öfkenin yerini Müslüman Afrikalı alır, kanaatimce  postkolonyal edebiyattaki eksikliği de doldurması yönüyle Gurnah bir adım öne çıkar. Bunun dışında yeraltı zenginliği fazla olmayan fakat doğal güzelliğinin ve insan gücünün sömürgeciler tarafından hunharca tüketildiğini bildiğimiz Zanzibar'ın kültürel ve siyasal yapısı da en az sömürgeci İngiltere kadar ironik ifadelerle eleştirilir. Özellikle 1960 Zanzibar ayaklanması ve devamındaki siyasi çalkantılar karakterlerin söyleminde istihza edilir .Bu yazarın hem sömürgeci anlayışa hem de  kalp ağrısına gösterdiği tavırdır ayrıca "dik ve gururlu." Nobelli yazar Abdulrazak Gurnah'ın dolambaçsız yalın anlatımından büyük keyif aldığımı belirterek bu kitabı tavsiye ediyorum özellikle sessiz kırılganlığının bozulmasından korkan herkese!
kamera
Sessizliğe Hayranlık
kamera
Abdulrazak Gurnah
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.1/10 · 292 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
;