Henryk Sienkiewicz

Henryk Sienkiewicz

Yazar
8.3/10
48 Kişi
·
128
Okunma
·
10
Beğeni
·
1.865
Gösterim
Adı:
Henryk Sienkiewicz
Unvan:
Yazar
Doğum:
Polonya, 1846
Ölüm:
İsviçre, 1916
Henryk Adam Aleksander Pius Sienkiewicz, (Mahlas: Litwos, d. 5 Mayıs 1846 Wola Okrzejska, Polonya; ö. 15 Kasım 1916 Vevey, İsviçre) Polonyalı yazar.
Roma İmparatorluğu'nda Hıristiyanların karşılaştıkları baskıları tasvir ettiği "Quo Vadis" isimli kitabıyla tanınır. Ateş ve Kılıç isimli eserinde ise 17'nci yüzyılda Kırım Tatarları ile Zaporojya Kazaklarının Polonyalılarla giriştiği savaşı bir Polonyalı subayın etrafındaki olaylar çerçevesinde aktarır. 1905 yılında edebiyat dalında Nobel ödülüne layık görülmüştür.

Eserleri

Szkice węglem (1877)
Listy z podróży do Ameryki (1878)
Janko Muzykant (1879)
Z pamiętnika poznańskiego nauczyciela ( 1879)
Nowele amerykańskie
Za chlebem (1880)
Latarnik (1882)
Bartek Zwycięzca (1882)
Ogniem i mieczem (1884)
Potop (1886)
Pan Wołodyjowski (1888)
Bez dogmatu (1891)
Rodzina Połanieckich (1894)
Quo Vadis (1896)
Krzyżacy ('1900)
W pustyni i w puszczy (1912)
Yaşam bir hazinedir dostum ve ben bu hazinenin arasından en değerli ve eşsiz mücevherleri bulup çıkartmakla övünmüşümdür. Yine de dünyada artık dayanamadığım şeyler var.
Kocalar karılarını, kadınlar kocalarını değiştirirler. Öyleyse ben neden kafamı değiştirmeyecek mişim?
Henryk Sienkiewicz
Sayfa 241 - Bilge Nobel Dizisi
- Vay canına! diye bağırdı pek tatmin olmayan beriki.
- Hayat gariptir!
Henryk Sienkiewicz
Sayfa 13 - Cem Yayınevi NOBEL Dizisi
Peygamberimizin buyruğunu unutmayın: Kardeşin sana karşı günah işlediyse cezasını ver, ama pişmanlık getirirse onu bağışla. Bir günde sana karşı yedi kez günah işleyip yedi kez 'acı bana' demiş olsa bile gene bağışla.
Henryk Sienkiewicz
Sayfa 177 - Bilge Nobel Dizisi
Yarışı kazanınca belki onun gözüne giriyorsun ama, kendi gözünden düşüyorsun.
Henryk Sienkiewicz
Sayfa 125 - Bilge Nobel Dizisi
Avlusların evinde de bir kez yapmış olduğu gibi bileğinden kavradı ve titreyen dudaklarla ;
"Seni seviyorum Kallina! Tanrıçam, tapınıyorum sana! " diye mırıldandı.
Ligya" yok yok elini çek, Markus! " diye cevap verdi.
Buğulu gözlerle Vinikyus, " sevgilim, sen de beni sev! Yalnızca sev, yeter." diye söylendi.
Henryk Sienkiewicz
Sayfa 56 - Bilge Nobel Dizisi
496 syf.
·Beğendi
Kitapla lisedeki edebiyat öğretmenimin okuyup ballandıra ballandıra anlatmasıyla tanıştım. Madem bu kadar güzel e ben de okuyayım dedim. Fakat kitabı bulmak kolay değil gibi tepkiler aldım. Kolay erişilemeyen şeylerin düşüncesi hep motive kaynağım olmuştur. O dakikadan itibaren de “Quo Vadis” gurur meselem oldu. Sahaf kültürü neredeyse hiç olmayan canım memleketimin tüm kitapçılarını defalarca kez dolaştım. Bulurum demiştim buldum! Çok çok eski baskı bir kitaba sahip olmuş da oldum. Önce başucuma koyup günlerce bakıp bakıp güldüm. Okuldan mezun olmuş olmama rağmen hocama haber yollamayı da ihmal etmedim tabi.

Bu benim gizim kimseyle adını bile paylaşmam demiştim. Fakat sevdiğin şeyleri paylaşmanın değerinden hiçbir şey götürmediğini 1k ile idrak ettim. Beni çok mutlu eden bu sebebe hepinizi şahit tutuyorum. Şimdiden mutluluğum katlandı bile... :)
Kitaba gelecek olursam; 1895 yılında 1905 Nobel Edebiyat Ödüllü Polonyalı yazar Henryk Sienkiewicz tarafından yazılmıştır. Roma döneminde hristiyanların yaşadıkları zorlukları, Neron’u, Roma’nın yanışını, İsa’nın çarmıha gerilişini edebi bir dille anlatıyor. O zorluklar arasında yaşanan aşklar da kitabın süsü adeta...
Kitap adını hristiyan halk işkencelere reva görülürken şehri terkeden Aziz Peter’in yoluna Hz. İsa’nın çıkması ve Quo Vadis, Domine? ( Nereye gidiyorsun, efendim?) diye sormasından alır.
Özetle okuduğum en iyi kitaplardan biriydi. Üslup çok akıcı, kurgu çok etkileyici çeviri( Nihal Yeğinobalı) çok iyiydi.
Değerini bilecek herkese şiddetle tavsiye ediyorum. Sevgiler :))
408 syf.
Ne olur bitmesin diye yalvardığım kitaplardan birinin daha maalesef sonuna gelmiş bulunmaktayım. Kitap başlangıçta istediğim tadı vermese de okudukça aslında benim tam olarak aradığım bir kitap olduğunu fark ettim. Asla uzun incelemeler yapmam, kitabı uzun uzun anlatmam dediğim halde bu kitap benim bütün tabularımı yıktı. Ve şimdi size mutlaka okumanız gereken bir kitabın özetini sunuyorum.
.
İlk önce kitabın karakterlerinden bazılarını tanıtmak istiyorum.
Neron: Roma'nın Kralı fakat edebiyatı ve şiiri çok düşkün bir insan. Aynı zamanda kandan vahşetten ve namussuz düşüncelerden çok zevk alan birisi.
Tigellinus: Kendi yapamadığı fakat Nero'nun yapabileceği şeylerini onun önüne sunarak ve aklına sokarak yaptırmaya çalışan birisi. aynı zamanda Petronyus'un baş düşmanı.
Petronyus: Gerçek anlamda bir zariflik hakemi. Aşkın farkına geç varmış fakat aşkın tadını çıkarmaya - vakti olduğunca - çalışan aynı zamanda Nero'nun tehditlerinden ve onun yaptığı acımasızlıklardan bıkmış bir adam. Yeri geldiğinde Nero'nun tüylerini kabartarak isteklerinin nazik bir dille, Nero'nun aklına girerek istediğini yaptırabiliren bir tribün, soylu ve Vinikyus'un dayısı.
Vinikyus: Aslında çok acımasız ve hırslı bir insan olan fakat Ligya adında Ligya kralının kızını tanıdıktan sonra onun aşkı ile hem hıristiyanlığı benimseyen hem de gayet yumuşak ve uysal bir insana dönüşen bir tribün ve soylu. Aşkı için her şeyi göze alan ve kendisinin benimsemediği, istemediği şeyleri yapmayan birisi. Aynı zamanda kitabının benim için baş karakteri.
Ligya: Vinikyus'un biricik aşkı. İlk başlarda Vinikyus'un çok kaba olduğunu düşünen birisi. Çünkü çok kaba davranmıştı ziyafette, daha sonraları Vinikyus'un aşkını kendisinden saklayamamış ve havari Peter'e açmış, Peter de eğer hıristiyanlığı benimserse aşkları için engel kalmayacağını söylemişti.
Havari Peter: Hristiyanlık dini yaymak için öldürülmek pahasına dahi Roma'da kalmayı göze alan ve roma'dan bir anlamı ayrılmayı düşünüp Alba dağlarına giderken dağda güneş ışınlarının arasında İsa'yı görüp daha sonra İsa ile konuşup tekrar Roma'ya dönen havari. Kitabın sonunda çarmıha gerilerek öldürülür.
Ursus: Ligya'nın beraber büyüdüğü ve her şeyini paylaştığı kölesi gibi olan ve kendisini Ligya'nın kölesi gibi gören fakat Ligya'nın arkadaşı olarak gördüğü kişi.
Kilo: iyi güzel İyi bulmasında yardım eden Yunanlı Bir düşünür fakat paraya çok düşkün bir insan. Sonraları hıristiyanlara ihanet edip onların türlü işkenceler görmesine neden olan fakat daha önceleri terk ettiği Glavkus adında bir arkadaşını çarmıhta yanarken gördüğünde halkı Neron'a karşı kışkırtıp, Roma'yı yakan budur diye Neron'u işaret ettikten sonra Neron'nun gazabına uğrayan karakter.
.
Kitap hakkındaki incelememe gelirsek. Kitap adını aslen Havari Peter ve İsa'nın konuşmasından alıyor. Burayı en son açıklayacağım. Kitabın en başından en sonuna doğru ilerleyelim şimdi.
Kitap başlarda Roma'nın tarihi ile ilgili olarak gözükse de, daha sonraları Markus Vinikyus ile Ligya'nın aşkıyla devam ediyor. Şöyle ki kitabın en başlarında acımasız bir kral gibi davranan Vinikyus, Ligya'yı manevi anne ve babasının evinde görür. Lidya, Vinikyus'un çok hoşuna gider. Hem teni hem konuşma tarzı hem de kibarlığı sayesinde Vinikyus'un gönlünü kazanan Ligya daha sonra Vinikyus'tan kaçmaya başlar. Bunun nedeni ise Markus Vinikyus'un aşık olduktan sonra gözünün kararması ve kızı köle gibi kullanmak istemesidir. Bir süre sonra Vinikyus'un Ligyaya olan ilgisi daha da artmış ve konuyu Petronyus'a yani dayısını açmıştır. Dayısı sarayda bir eğlence vererek Ligyayı da davet edeceğini ve orada Ligya ile daha yakın olabileceğini düşünmüştür fakat Vinikyus eğlencede Ligya'nın istemediği bir şey yaparak onu kendinden uzaklaştırır. Daha sonra kız kaçar ve Vinikyus kızı aramaya koyulur bunun için bazı yardımları. Bu arada Kilo adında bir felsefi düşünür ile tanışır. Birçok araştırmaları sonucunda kızı bulan Kilo Vinikyus'u kıza götürür. Fakat o sırada beklenmedik bir şey olur ve Vinikyus'un en çok güvendiği ve Roma halkının en çok saygı duyduğu güreşçi tarzında iri cüsseli Krotu yani Vinikyus'un kölesi Ursus'un kollarında can verir. Daha sonra Ursus ile Vinikyus kavga ederken Vinikyus'un kollu kırılır bundan sonraki işlevlerde Ligya Vinikyus'a bakmak zorunda kalır. Ligya gece gündüz Vinikyus'un ateşini düşürmeye çalışırken ve başında dururken ona aşık olduğunu anlar fakat Havari'nin buna izin vermeyeceğini düşünerek kendisine karşı koyar ve Vinikyus'tan uzaklaşır. Sadece uyurken başında bulunur uyanık olduğu zamanlar onu Ursus'a emanet eder.
Bir sürü Hristiyanlar arasında kalan Vinikyus aslında Hristiyan dininin o kadar kötü olmadığını ve Ligya'nın bu dini benimsediğinin boşa çıkmadığını düşünerek Hristiyan olmayı düşünür fakat bunu hemen gerçekleştirmez. Ligya'dan ayrı kalmak Vinikyus'u ne kadar üzse de tekrar ona kavuşmak için yeni yollar arar. Kilo kızı kaçırmasını önerir fakat Vinikyus buna tekrar yaklaşamaz. Çünkü bunu yaparsa Ligyayı tamamen kaybedeceğini düşünür. Ligya kaldığı evi değiştirirken Havari Pol Vinikyus'un yanına gelip Ligya'nın da onu sevdiğini söyler ve Vinikyus bunun üzerine Ligya'yı mutlu etmek adına Hristiyanlık dinini araştırmaya başlar.
Daha sonraları Hristiyan olan Vinikyus, Ligya ile arasında bir engel kalmadığını düşünürken Kilo Vinikyus 'a hırslandığı için hıristiyanları satar ve Hristiyanların Roma'yı yaktığını söyleyerek halkı ve Nero'nu, Hıristiyanlara karşı püskürtür bunun üzerine bütün Hristiyanlar toplanır ve bir Arenada aralıklı günlerle mahkum edilirler. Kimileri çarmıha gerilir, kimileri yakılır, kimileri vahşi hayvanlara atılırken, bütün bunların arasında Ligya'nın olmadığını gören Vinikyus Ligya'nın hastalandığını ve bundan kurtulacağını en azından bu işkenceleri çekmeden hastalıktan öleceğini düşünürken son gün Ligyanın boğanın boynuzlarına bağlayıp Ursus'u da boğanın karşısında gören Vinikyus beklenmedik bir manzarayla karşılaşır. Bu manzara Ursus'un dev yapılı boğayı öldürmesi ile alakalıdır. Dev yapılı Ursus boğayı öldürdükten sonra halk burada Ursus'un Herkül olduğunu düşünerek bağışlanmasını ister. Fakat Neron kibiri yüzünden halkın isteğine karşı çıkmak istemez. Lâkin sırf Vinikyus'un canını yakmak için ikisininde ölmesi gerektiğini düşünen Tigellinus Neron'a "asla vazgeçmeyin" der. Fakat Neron, bakar ki başta Petronyus olmak üzere bütün halk ve arkasında duran ordu'nun, baş parmaklarını kaldırıp af işareti yaptığını görür. Halkı ve diğerlerini yenemeyeceğini anlayan Neron Ursus ve Ligya'nın canını bağışlar.
Bu olaydan hemen sonra Ligya'nın hastalığı azalmaya başlamış ve minik üstünde gözlerini açmıştır. Hristiyanlar bu sırada Havari Peter 'in Romadan uzaklaşması gerektiğini düşünüp bunu Havari Peter'in aklına sokmuşlar fakat Havari Peter yolda giderken Alba Dağı'nda İsayı görmüş ve şu soruyu sormuştur:
"Quo Vadis domine?"
Havari Peter'in yanında bulunan kişi, onun öldüğünü ya da aklını yitirdiğini düşünerek bir süre beklemiş daha sonra Havari Peter' in bir anda doğrulup ayağa kalkması ile aynı soruyu Peter 'e yöneltmiştir.
"Quo Vadis domine?"
Havari yanında bulunan ve soruyu soran kişiye yumuşak bir sesle
"An Romam" diye cevap vermiş ve Roma'ya tekrar dönmüştür.
Roma'nın efendisi olarak kendini ilan eden Neron o kadar kötüye gitmiştir ki hatta o kadar dehşete ve vahşete kapılmıştır ki bütün hırsını halktan almak istercesine, Roma'yı tekrar baştan yaktırmayı düşünmüş ve Hristiyanlar öldürmesi için getirilen vahşi hayvanların sokaklara salınması halkın üzerine bırakılmasını söylemiş. Fakat bu emirlere uymayan askerler yeni bir yönetici ilan etmişlerdir. Halk artık Neron'dan korkmayı bırakmış ve yeni liderlerinin peşinden gitmeye başlamışlardı. Neron, gırtlağına bir bıçak dayayarak ve ölmekten korkarak ölüme gitmiştir. Belki de Neron, gerçek olan tek şeyin ölüm olduğunu düşünmeye o an başlamıştı.
Vinikyus ve Ligya her şeyden habersiz aşklarını devam ettirmişlerdir Sicilya'da. Roma'da artık yepyeni bir dönem başlamıştır.
408 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
1905 Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan Polonyalı yazar Henryk Sienkiewicz, Neron'a ve Romalılara karşı gelen ilk Hıristiyanların çektiklerini anlatmış. Quo Vadis de Nereye Gidiyorsun demek olup, İmparator Neron'un zulmünden kaçan Rahip Peter, yolda İsa ile karşılaşmış ve ona Quo Vadis yani Nereye Gidiyorsun diye sormuş; İsa da Roma'ya, yeniden çarmıha gerilmeye demiştir. Kitabın ismi ve öyküsü buradan gelmektedir.
496 syf.
·Beğendi·10/10
Dinler tarihini sevenlerin okuması gerektiğini düşündüğüm, anlatımda objektif, içinde aşkı da barındıran, Mehmet Akif'in de sevdiği bir kitap.. Tevsiye ederim..
496 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Harika bir roman. Dikkatli bir şekilde iki defa okuyun. Beğeneceğinizi umuyorum. Ben çok beğendin. Hatta okuduğum en iyi romanlardan bir tanesi. Yavaş yavaş, sindire sindire okuyun.
336 syf.
·16 günde·Beğendi·10/10
Kitap kesinlikle ödülünü hakediyor. İlk 100 150 sayfa sıkıcı gelebiliyor ama konuyu anlatabilmek için ilmek ilmek işlemiş o sayfaları. Diğer sayfalarda anlıyorsunuz bunları. Kazakların ve Lehlerin arasındaki kanlı savaşa tanık olacaksınız. Yaşlı Zagloba, Bakir Longinus, Subay Wolodowski ve Albay Jan Kretuski'nin maceralarına tanık değil ortak olacaksınız. Sizde onlarla beraber yaşayacaksınız maceralarını. Ve güzeller güzeli Helen. Ve Güçlü Kazak Bohun. Ve Dük Yarema. Ve Şmielniçki. Karmaşık, ama bir bütün içinde olan bütün bu olay örgüsünün içinde olmaya hazır olun. Kitabı elinize alır almaz bitirmek isteyeceksiniz.
lk nobel edebyet ödülü alan Henrryk Sienkiewicz polonyalı yazarın güzel bir romanı
Yazar dehası ve 1905 ilk nobel edebiyet ödülü aldıktan sonra mücadele için hareket eder ve bu yolculuk sırasında 70 yaşında vedat eder.
496 syf.
Quo Vadis
Yazar:Henryk SIENKIEEWWICZ Yayınevi: Literatür Yayıncılık Çevirmen: Nihal YEĞİNOBALI
Yayın Tarihi EKİM 2003 ISBN 9750402448 Baskı Sayısı 1. Baskı
Dil TÜRKÇE
Sayfa Sayısı: 496

Quo Vadis. İmparator Neron ve saray ahalisini şatafatlı yaşamı, Hristiyanların o dönemde çektiği acılar ve inançları ve bunlarla sarmalanan Markus Vinikyus’un( bir Romalı) Ligya ( Kallina, Ligya Kralının esir verdiği kızı) olan inanılmaz aşkı. Yazarımız 1905 Nobel Edebiyat ödülü sahibi.

Ligya’ya Hristiyan demeye henüz gönlü razı olmamakla birlikte genç adam artık onu dininden ayrı olarak düşünemiyordu da. Öbürleri uyurken o, bunca kötülüğünü görmüş olduğu adamın başında bekliyordu! Dini böyle buyurduğu içi olsa gerek. Bunu düşünmek Vinikyus’a acı verdi: Çünkü Ligya’nın bu fedakarlığı onu sevdiği için, yüzünü, gözlerini, heykel yapılı bedenini sevdiği için, kısacası, bir sürü Yunanlı ve Romalı kadının o pırıl pırıl kollarını onun boynuna dolatan nedenle yapmış olması daha hoşuna giderdi.
Sonra Vinikyus, Ligya’nın öteki kadınlar gibi olsa gözüne bu denli kusursuz görünmeyeceğini algıladı.
Genç kız gözlerini açtı ve Vinikyus’un kendine baktığını görünce ‘’ Buradayım ‘’ dedi.
Vinikyus ‘’ Bu gece rüyamda senin ruhunu gördüm’’ diye karşılık verdi. Markus Vinikyus’un duyduğu aşkın ifadesi için bile bu kitap okunur.


Romayı yakan NERON ‘’ Hey Tanrılar!! ‘’ diye bağırır. ‘’ En sonunda bir kentin yanışını seyredebileceğim! ‘’ der. Antiyum’dan Roma’ya geri dönüşünde kentin en ihtişamlı yandığı zamanı görmek için yavaş davranacak kadar çılgın ve delidir. Roma’yı Hristiyanların yaktığını Roma halkına inandırmış, ülkenin her tarafından getirdiği yırtıcı hayvanlar ile arenada Hristiyanlar’a yapmadığını bırakmamaktadır.


Hristiyan efsanelerine göre, Ermiş Peter, İmparatör Neron’un zulmünden kurtulmak için Roma’dan kaçarken yolda İsa Peygamber ile karşılaşır ve ona ‘’ Quo Vadis? ‘’ yani, ‘’ Nereye gidiyorsun? ‘’ diye sormuş. Buna karşılık İsa, ‘’ Roma’ya, yeni baştan çarmıha gerilmeye gidiyorum, çünkü sen benim kurtaracağım insanları bırakıp kaçıyorsun ‘’ demiş…

Henryk SIENKIEEWWICZ göçmek üzere olan Roma İmparatorluğu’nun göz kamaştıran ahlaksız ve inançsız yaşantısını eşine rastlanmadık bir kalem gücü ve ressam fırçasıyla boyarmış gibi bir canlılıkla yansıtmasını bilmiştir. Neron’un sarayındaki şölenler, Roma’nın yanışı, Hristiyanlara işkence edilmesi.

Henryk SIENKIEEWWICZ 1905 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı ve 1916’da İsviçre’de öldü.

Yazarın biyografisi

Adı:
Henryk Sienkiewicz
Unvan:
Yazar
Doğum:
Polonya, 1846
Ölüm:
İsviçre, 1916
Henryk Adam Aleksander Pius Sienkiewicz, (Mahlas: Litwos, d. 5 Mayıs 1846 Wola Okrzejska, Polonya; ö. 15 Kasım 1916 Vevey, İsviçre) Polonyalı yazar.
Roma İmparatorluğu'nda Hıristiyanların karşılaştıkları baskıları tasvir ettiği "Quo Vadis" isimli kitabıyla tanınır. Ateş ve Kılıç isimli eserinde ise 17'nci yüzyılda Kırım Tatarları ile Zaporojya Kazaklarının Polonyalılarla giriştiği savaşı bir Polonyalı subayın etrafındaki olaylar çerçevesinde aktarır. 1905 yılında edebiyat dalında Nobel ödülüne layık görülmüştür.

Eserleri

Szkice węglem (1877)
Listy z podróży do Ameryki (1878)
Janko Muzykant (1879)
Z pamiętnika poznańskiego nauczyciela ( 1879)
Nowele amerykańskie
Za chlebem (1880)
Latarnik (1882)
Bartek Zwycięzca (1882)
Ogniem i mieczem (1884)
Potop (1886)
Pan Wołodyjowski (1888)
Bez dogmatu (1891)
Rodzina Połanieckich (1894)
Quo Vadis (1896)
Krzyżacy ('1900)
W pustyni i w puszczy (1912)

Yazar istatistikleri

  • 10 okur beğendi.
  • 128 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 55 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.