Henryk Sienkiewicz

Henryk Sienkiewicz

Yazar
8.1/10
106 Kişi
·
278
Okunma
·
24
Beğeni
·
2.420
Gösterim
Adı:
Henryk Sienkiewicz
Unvan:
Yazar
Doğum:
Polonya, 1846
Ölüm:
İsviçre, 1916
Henryk Adam Aleksander Pius Sienkiewicz, (Mahlas: Litwos, d. 5 Mayıs 1846 Wola Okrzejska, Polonya; ö. 15 Kasım 1916 Vevey, İsviçre) Polonyalı yazar.
Roma İmparatorluğu'nda Hıristiyanların karşılaştıkları baskıları tasvir ettiği "Quo Vadis" isimli kitabıyla tanınır. Ateş ve Kılıç isimli eserinde ise 17'nci yüzyılda Kırım Tatarları ile Zaporojya Kazaklarının Polonyalılarla giriştiği savaşı bir Polonyalı subayın etrafındaki olaylar çerçevesinde aktarır. 1905 yılında edebiyat dalında Nobel ödülüne layık görülmüştür.

Eserleri

Szkice węglem (1877)
Listy z podróży do Ameryki (1878)
Janko Muzykant (1879)
Z pamiętnika poznańskiego nauczyciela ( 1879)
Nowele amerykańskie
Za chlebem (1880)
Latarnik (1882)
Bartek Zwycięzca (1882)
Ogniem i mieczem (1884)
Potop (1886)
Pan Wołodyjowski (1888)
Bez dogmatu (1891)
Rodzina Połanieckich (1894)
Quo Vadis (1896)
Krzyżacy ('1900)
W pustyni i w puszczy (1912)
Yaşam bir hazinedir dostum ve ben bu hazinenin arasından en değerli ve eşsiz mücevherleri bulup çıkartmakla övünmüşümdür. Yine de dünyada artık dayanamadığım şeyler var.
496 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Konularını tarihi olaylardan alarak kurgulanan kitaplara müthiş bir örnek . Ama ne yazık ki okunmak istense ancak sahaflardan temin edilerek okunabilecek bir kitap. Yazarın 1905 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü almasına katkıda bulunan en önemli kitaplarından biri.

Kitapta yazar bizi , Roma İmparatorlarından en ilginci olan Neron 'un dönemine götürüyor. Neron döneminde yaşanan olayları, başta Roma'nın yakılması, Hristiyanların halkı eğlendirecek şekilde ama çok çeşitli ve vahşice yöntemlerle toplu olarak öldürülmeleri, Neron'un ve etrafındakilerin sapıklıkları, zevk ve sefa alemleri olmak üzere dönemin Roma'sını ve Roma halkının yaşantısını muhteşem bir şekilde bize anlatıyor. Ve bütün bunları da Roma'lı soylu ve zengin bir komutanla, Hristiyan bir kızın aşkı etrafında kurgulayarak bize aktarıyor.

Kitap tarihi bir roman olmasına rağmen, müthiş bir akıcılık ve muhteşem bir sürükleyicilik içinde adeta akıp gidiyor. Olaylar kesinlikle abartıdan uzak , inandırıcılığı yüksek bir gerçeklik içerisinde kurgulandığından , okuyucuya sanki olayların içindeymiş gibi yaşama ve gözlemleme hissi veriyor. Yani kitap okunmuyor adeta yaşanıyor.
Yazarın ödülünü hak ederek aldığının bir göstergesi olan bu kitabı ben büyük beğeniyle okudum. Eğer temin edebilirseniz kesinlikle okunmasını da tavsiye ederim.
374 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Kitap 1905 yılında Nobel edebiyat ödülünü almış. Konusuna gelince; 1600'lü yılların ortasında Doğu Avrupa coğrafyasında Kazaklar Kırım Tatarlarını da yanlarına alarak, Lehlere karşı başkaldırırlar. Yaşanan katliamların ve savaşın ortasında filizlenen aşk kitaba ayrı bir güzellik katmış. Çok güzel bir kitap.
496 syf.
·9 günde·8/10
Kitleleri nasıl yönlendirmek isterdiniz? Mağduriyetinizi nasıl servis edelim?

Kendi kendime icat ettiğim, her ay bir nobelli yazar okuma etkinliğinde (bkz. #45837260) haziran ayında adını okumanın da yazmanın da büyük başarı gerektirdiği yazar Henryk Sienkiewicz okudum.

MS.64 yılında Neron yönetimindeki Roma'dayız. Bir tarafta konsüller, soylular, zevk sefa bolluk israf, diğer tarafta daha yeni yeni yayılmaya başlayan Hristiyanlık.

Bazı şeyler her devirde aynı sanırım... Neron'u yalandan övmeler, sensin Tanrımız, kralımızsın, en güzel şiiri sen yazdın, en sanatçı ruhlu sensin soylum şeklinde bir takım yıkama yağlama işlemleri. https://youtu.be/ECaFczpklmY

Kitaba Vinikyus adında bir soylunun, dayısı Petronyus’u ziyaret etmesiyle başlıyoruz. Vinikyus’un aynı zamanda konsül olduğu söyleniyor ama konsül tam olarak ne demek bilmemekle birlikte bir çeşit ayrıcalıklı rütbe Roma’da.Milletvekilliği gibi canlandırdım ben. Tarihsel olarak çok eksiğim diye hayıflandım hep okurken zaten.

Neyse, Vinikyus bir kıza aşık olur ama kız köle midir, in midir cin midir derken aaa bir de bakarlar ki kız Hristiyandır ve prensestir aslında. Premses olmasından bizene derseniz Roma kast sistemine göre köleler efendilere hizmet için varlar, soylular isterse yatağına alır, bıkarsa gönderir, isterse döver,öldürür kimse de hesap sormaz. Ama soylu kanı varsa evlenmeden olmaz. :P Evlenmek de yetmez Vinikyus’un vaftiz edilmesi gerekir. (Aklıma bizde uzunca bir süre izlettirilen yabancı damat / sünnet ilişkisi gelmedi desem yalan olur.) Kitabın bu kısımları bayıktı şahsen, eski Türk filmlerinin ışık hızında akan zaman çizgisine göre akıyor burada da aşk zamanı. :) Bahçede gördüm, vuruldum, gözüm başkasını görmez oldu, kız da beni seviyor, herşey çok güzel olacak kafasında ilerliyor kitap bu dalda. Aşkından öleceğim, Ligya olmazsa yaşayamam bıdı bıdı kısmını bir kenara bırakırsak yazarın inanılmaz bir Hristiyanlık övücülüğü var. Ki bence nobel almasında en büyük etken bu. Sütteki ak kaşık neyse Hristiyan da odur Sienkiewicz amcamıza göre. Çok fazla taraflı ve subjektif bir anlatımı mevcut.

Neron’u ve Eski Roma’yı gömmüş de gömmüş. Kitabın güzel olan kısmı da buralardı biraz. Neron’un tiyatroya düşkün olduğunu ve olaylara karşı tepkilerinin de hep bu tiyatral havada olduğunu iddia ediyor. Yani yazarın Neron’u sevmediği her satırda öyle belli ki… Neron’un sırf bu tiyatral havaya girebilmek için, yani yanan bir şehri kafasında canlandırmayı beceremediği için(çünkü her ne kadar etrafından övgüler yükselse de bir odunda Neron’dan daha çok sanatçı ruhu vardır) Roma’yı yaktırdığını iddia etmiş. (Tarihsel olarak hala şaibeli.)

Doğru mu değil mi bir kenara bırakıp kitaba göre devam edersem, Roma yanmaya başlar ve günlerce yanar. Yiyecekler yanar, evler yanar, insanlar yanar… Tam bir kaos baş gösterir, hırsızlık, yağma, tecavüz... Yıllardır aç olanlar, ezilenler yangını fırsat bilip adeta bir öç havasına girişirler. E tabi öfke duyan halk ayaklanır, başlar sormaya Roma’yı kim yaktı?

https://youtu.be/K_sVcncLzBQ

Tabi Neron ben yaptırdım dese o hınçla linç edecek halk, ne yapsam ne yapsam derken etrafındaki sivri zekalı danışmanlar Hristiyanlar yapmış deriz diye bir fikir ortaya atar. Sonra başlasın cadı avı. Yüce gönüllü imparator Neron yanan şehri yeniden yapacağına ve sorumluları cezalandıracağına söz verir. Yiyecek getirtecek, evleri yeniden yaptıracak, eğlenceye doyuracaktır Roma halkını. Hristiyanlar Neron’u ve Roma halkını mağdur duruma düşürmüştür.Nitekim Hristiyan öldürme şenlikleri başlar, meydanlarda binbir eğlence ile Hristiyanlar birer birer öldürülmeye başlarlar. Yalan iddialarla mevki kazananlar, parasına para katanlar, bir anda imparatorun gözdesi olanlar… Haksız yere ve sırf eğlence olsun diye birçok Hristiyan öldürülür, işkenceler işkenceler… Halk şatafata, kana, eğlenceye doyar ve yangın da unutulur gider. Buralarda fırsattan istifade yine Hristiyanlık yüceltmesi var tabi, okursanız ya da okuduysanız ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Ama döngü nasıl da kırılmıyor ki, azınlık olan Hristiyanlar çoğunluk durumuna gelince Müslümanlara yürüyorlar… Ya da baştaki saf temiz hali kalmadı şeklinde de yorumlanabilir. Ya da kitleleri yönetmek için önce sorunu yaratıp sonra çözümünü getirip kahraman olmak dünyaya Neron’dan mı miras? sorusunu da sorabiliriz.

En son kısım kitaba da adını veren kısım. Havari Peter şehirden kaçması gerektiğine inandırılır, yolda giderken İsa’ya rastlar. Tabi gözlerine inanamaz falan filan. Sorar : “Quo Vadis, Domine?” (Nereye gidiyorsunuz, efendim?) O da senin yerine işkence çekeceğim(zaten her şeyi İsa yapsın!), bir kez daha çarmıha gerileceğim der.

https://youtu.be/27Wmmt5LQT4

Sonrası tarih zaten Neron’un düşüşü, ölümü şeklinde biter roman.

Tarihi anlatı olarak çok başarılı bir eser. Roma sarayları, halk ve saray arasındaki ilişki, gladyatörler… Bir de koyu bir Hristiyan olsam ihya ederdi beni kitap, dediğim gibi öyle böyle övmek değil. :)

Bu arada kitabın baskısı yok maalesef. Merak edenler sahaf gezebilir ya da benim gibi kütüphaneden faydalanabilir.

Kitabın 4 adet de film uyarlaması var; ben de henüz izleme fırsatı bulamadım ama linkleri bırakayım buraya.


1913 - https://www.imdb.com/...nv_sr_3?ref_=nv_sr_3
1951 - https://www.imdb.com/...nv_sr_1?ref_=nv_sr_1
1985 - https://www.imdb.com/...nv_sr_2?ref_=nv_sr_2
2001 - https://www.imdb.com/...nv_sr_4?ref_=nv_sr_4

Roma dönemine özel bir ilginiz varsa ya da tarihi seviyorsanız bu kitabı okumalısınız. Son olarak aşağıdaki linki açarsanız bir süre aynı melodi ağzınıza takılmış olarak dolaşabilirsiniz. =)

https://youtu.be/bk_lxsYyndc
336 syf.
·16 günde·Beğendi·10/10
Kitap kesinlikle ödülünü hakediyor. İlk 100 150 sayfa sıkıcı gelebiliyor ama konuyu anlatabilmek için ilmek ilmek işlemiş o sayfaları. Diğer sayfalarda anlıyorsunuz bunları. Kazakların ve Lehlerin arasındaki kanlı savaşa tanık olacaksınız. Yaşlı Zagloba, Bakir Longinus, Subay Wolodowski ve Albay Jan Kretuski'nin maceralarına tanık değil ortak olacaksınız. Sizde onlarla beraber yaşayacaksınız maceralarını. Ve güzeller güzeli Helen. Ve Güçlü Kazak Bohun. Ve Dük Yarema. Ve Şmielniçki. Karmaşık, ama bir bütün içinde olan bütün bu olay örgüsünün içinde olmaya hazır olun. Kitabı elinize alır almaz bitirmek isteyeceksiniz.
336 syf.
·Beğendi·10/10
Bu zamana kadar okuduğum kitaplar arasında en etkilendiklerimden. Bir savaşın hemen tüm unsurlarıyla tasvir edilmesini ve bunun da harika bir kurguya oturtulmuş bir aşk hikayesiyle beraber edebiyatın sihirli diliyle öğrenmek isterseniz kitabı muhakkak okuyun. 20 yılda aralıklarla bir kaç kez okuduğum, azgın yeğenlerimi sakinleştirebilmiş ve canı sıkılanlara her tavsiye ettiğimde asla utandırmamış bu eser tam bir başyapıt.

17. Yy'da Ukrayna bozkırları Polonyalılara aitken isyancı Kazaklar yanlarına Tatarları da alarak yeni bir isyan başlatırlar. Dük Yarema'nın liderliğinde Teğmen Kretuski ve arkadaşları (Sarhoş Zagloba, Bakir Longinus, subay Wolodovski) Şmielniçki önderliğindeki sayıca çok üstün isyancılarla ve sevgilisi güzel Helen'e göz koymuş Kazak Bohun'la mücadeleye girişeceklerdir.

Kitapta dil o kadar akıcı ve sade ki, 330 sayfalık eseri (Sabah Nobel serisi'nden #okaygönensin 'in güzel çevirisiyle okudum) bitirmeden elinizden bırakmayacaksınız.
496 syf.
·Beğendi·10/10
Dinler tarihini sevenlerin okuması gerektiğini düşündüğüm, anlatımda objektif, içinde aşkı da barındıran, Mehmet Akif'in de sevdiği bir kitap.. Tevsiye ederim..
496 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Harika bir roman. Dikkatli bir şekilde iki defa okuyun. Beğeneceğinizi umuyorum. Ben çok beğendin. Hatta okuduğum en iyi romanlardan bir tanesi. Yavaş yavaş, sindire sindire okuyun.

Yazarın biyografisi

Adı:
Henryk Sienkiewicz
Unvan:
Yazar
Doğum:
Polonya, 1846
Ölüm:
İsviçre, 1916
Henryk Adam Aleksander Pius Sienkiewicz, (Mahlas: Litwos, d. 5 Mayıs 1846 Wola Okrzejska, Polonya; ö. 15 Kasım 1916 Vevey, İsviçre) Polonyalı yazar.
Roma İmparatorluğu'nda Hıristiyanların karşılaştıkları baskıları tasvir ettiği "Quo Vadis" isimli kitabıyla tanınır. Ateş ve Kılıç isimli eserinde ise 17'nci yüzyılda Kırım Tatarları ile Zaporojya Kazaklarının Polonyalılarla giriştiği savaşı bir Polonyalı subayın etrafındaki olaylar çerçevesinde aktarır. 1905 yılında edebiyat dalında Nobel ödülüne layık görülmüştür.

Eserleri

Szkice węglem (1877)
Listy z podróży do Ameryki (1878)
Janko Muzykant (1879)
Z pamiętnika poznańskiego nauczyciela ( 1879)
Nowele amerykańskie
Za chlebem (1880)
Latarnik (1882)
Bartek Zwycięzca (1882)
Ogniem i mieczem (1884)
Potop (1886)
Pan Wołodyjowski (1888)
Bez dogmatu (1891)
Rodzina Połanieckich (1894)
Quo Vadis (1896)
Krzyżacy ('1900)
W pustyni i w puszczy (1912)

Yazar istatistikleri

  • 24 okur beğendi.
  • 278 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 180 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.