Sienkiewicz'e Nobel Edebiyat Ödülü getiren 16. yüzyıl Doğu Avrupa'sında Tatar, Kazak ve Leh halklarının üçgeninde yaşanan gerçek bir savaşın yapıtlaştırılmış epik tasviri. Ayrıca Polonya'da "Ogniem i Mieczem" adıyla beyazperdeye aktarılmış Polonya tarihinin en yüksek bütçeli filmidir. Hikaye, Zaporijiya Kazakları'nın Hetman'ı Bogdan Hmelnitski'nin Kazakların bağımsızlığı için Lehistan Litvanya Birliği'ne karşı başlattığı büyük bir isyanla alevlenir. Kırım Hanlığı'nın da dahil olmasıyla Doğu Avrupa'da Tatar-Kazak ittifakı gerçekleşir ve bu alev Lehistan için adeta bir yangına dönüşür. Tarihte Zaporijiya Kazakları'nın bağımsızlığını kazandığı bu savaş, bir Lehistan subayının gözünden kurgulaştırılarak harika bir romana dönüşmüştür.
Ateş ve KılıçHenryk Sienkiewicz · Karakarga Yayınları · 2019318 okunma
Bu kitap okuduğum ilk Henryk SİENKİEWİCZ romanıydı ve son olmayacağına eminim. Kitabın konusu Ukrayna kazaklarının kendi haklarını kazanmak için Lehlere karşı başlattığı savaşı ve savaş sırasında filizlenen aşkı konu alıyor.Kitabın ilk sayfaları biraz sıkıcıydı,betimlemeler olduğu için sıkılmıştım ama birkaç sayfa çevirince kitabın büyülü dünyasına giriyorsunuz ve o sıkıcılıktan eser kalmıyor.Ben normalde aşk romanlarından nefret ederim ama bu romanda bir aşk geçmesine rağmen sevmiştim.Okumayanlar için şiddetle tavsiye ettiğim romanlardan birisidir. Ayrıca ödülü gerçekten hak ettiğini düşünüyorum.
Ateş ve KılıçHenryk Sienkiewicz · Karakarga Yayınları · 2019318 okunma
Bu kitap hayat, bu kitap dram, bu kitap cesaret, bu kitap onur ve gurur. 1905 yılında aldığı Nobel edebiyat ödülünü sonuna kadar hak eden inanılmaz bir eser. Kitabın atmosferi o kadar gerçek ki kendimi Litvanya-Kazak savaşının ortasında 17. yüzyılda hissederek okudum.
Olaylar 17. yüzyılda Boğdan Şmielniçki'nin Kazakların önderi olarak Litvanya Birliği'ne isyan etmesi ile başlıyor. Kazakların Leh boyundurluğu altında aşağılandığını ve kimliğini kaybettiğini düşünen Şmielniçki'nin davası bir bağımsızlık mücadelesine dönüşüyor ve köylü, kentli fark etmeksizin tüm Kazaklar Şmielniçki'nin bayrağı altında toplanıyorlar. Şmielniçki kendi tarafına bölgenin en güçlüsü olan Kırım Hanı İslam Giray'ı da katarak gücüne güç katar. Savunan taraf Lehler ise seçme askerlerden oluşan Krallık ordusu ile kendilerinin 10 misli olan Kazak ordusuna karşı umutsuz bir mücadeleye girişiyorlar. Ve tek bir kişinin ismi tüm Lehlerin güvenini kazanıyor. Dük Yarema. Kan gövdeyi götürüyor, köyler ve kentler yağmalanıyor ve iki ordunun arasında kalan tarafsız halk açlık ve kıtlıkla boğuşuyor.
Tüm bu olayların yaşandığı bozkırlarda Kazak kovalayan kahramanımız Jan Kretuski ile de böylece tanışıyoruz. Bir Leh teğmeni olan Jan tüm bu olayların arasında Prenses Helen'e aşık olur. Fakat aynı kadına soylu olmasa da büyük şöhrete sahip olan Kazak komutanı Bohun da abayı yakmıştır. İkisinin bu şahsi düşmanlığı onları ideolojik olarak da ayrılmaya kadar götürecek ve okura ikisinin arasında geçen harika bir düello sunacaktır.
Enerjisini sevdiği kadın ve ülkesinin menfaati arasında paylaştırmak zorunda kalan Jan'ın macerası tek solukta okunabilecek harika bir deneyim sunarken okuyana savaşın acımasızlığını, askerin bile bile ölüme giderken yaşadığı çaresizliği, dönem hayatını ve akışını tüm şeffaflığı ile
Ateş ve KılıçHenryk Sienkiewicz · Karakarga Yayınları · 2019318 okunma
Yenilgisiz şövalyeler, muhteşem düellolar, eskimeyen dostluklar ve mücadelelerle bezeli bir başyapıt. Ulusların zaferlerini ve kıyımlarını gözler önüne seren Nobel Edebiyat Ödüllü epik bir eser.
Bu zamana kadar okuduğum kitaplar arasında en etkilendiklerimden. Bir savaşın hemen tüm unsurlarıyla tasvir edilmesini ve bunun da harika bir kurguya oturtulmuş bir aşk hikayesiyle beraber edebiyatın sihirli diliyle öğrenmek isterseniz kitabı muhakkak okuyun. 20 yılda aralıklarla bir kaç kez okuduğum, azgın yeğenlerimi sakinleştirebilmiş ve canı sıkılanlara her tavsiye ettiğimde asla utandırmamış bu eser tam bir başyapıt.
17. Yy'da Ukrayna bozkırları Polonyalılara aitken isyancı Kazaklar yanlarına Tatarları da alarak yeni bir isyan başlatırlar. Dük Yarema'nın liderliğinde Teğmen Kretuski ve arkadaşları (Sarhoş Zagloba, Bakir Longinus, subay Wolodovski) Şmielniçki önderliğindeki sayıca çok üstün isyancılarla ve sevgilisi güzel Helen'e göz koymuş Kazak Bohun'la mücadeleye girişeceklerdir.
Kitapta dil o kadar akıcı ve sade ki, 330 sayfalık eseri (Sabah Nobel serisi'nden #okaygönensin 'in güzel çevirisiyle okudum) bitirmeden elinizden bırakmayacaksınız.
Henry Sienkiewicz’e 1905 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü kazandıran bu eser, okuyucuya bu takdimin ne kadar da yerinde olduğunu kanıtlamakta.
Zira günümüzde klişeleşmiş olan savaş ve aşk konusunu ta yüzyıl önce bu denli ustalıkla işleyebilmek başlı başına büyük bir yetenek. Günümüzde çoğu savaş romanı ya detaylarda kaybolmakta ya da bundan korkup fazlasıyla üstünkörü olup niteliğini kaybetmekte. Ancak Henry Sienkiewicz bu temada başarılı roman da yazılabileceğini bizlere evvelden göstermiş durumda.
17.yy’ın ortalarında Lehistan’da geçen kitap, önceleri Ukrayna Kazak ordusunda katip olan Bogdan Şmielmiçki’in daha sonrasında Kazakları örgütleyerek isyan çıkarmasıyla başlar.
Lehistan Dük’ü Yarema’ya karşı ayaklanan Şmiel arkasına aldığı milislerle birlikte Dük’e karşı savaşa girişir. Birkaç önemli çarpışmada da krallık ordusunu mağlup eder ve bundan sonra iç savaşa kadar sürüklenen olaylar Lehistan’ı kasıp kavurur.
Dük’ün muhafız ordusunda genç bir teğmen olan Jan Kretuski ise Şmielmiçki’nin başlattığı isyanı bastırmakla görevli subaylardan biridir. Bu gözü pek krallık subayı çıktığı seferlerin birinde Rozloghi şehrine varır ve bu şehrin merhum prensi Vassil Kurciwicz’in kızı Helen’e aşık olur. Herhalde kanlı Lehistan’da Jan Kretuski’nin aklına gelecek en son şeydir bu gönül kayması. Zaten savaştan kırılan bu topraklarda sevginin bir sonuca varabilmesi çok da kolay olmayacaktır. En nihayetinde Bohun adındaki bir başka Kazak önderi bu sevdaya en büyük engel olarak çıkacaktır karşımıza ve krallık ile isyancıların çarpışmaları kadar bu iki aşığın da çatışmaları bizleri meraka sürükleyecektir.
Kitaptaki bu olay örgüsü zengin betimlemeler ve de usta bir anlatımla bizi her bir sayfada içine çekmektedir. 17.yy Lehistan şartlarına, kıtlıkla boğuşan halka ve aynı zamanda savaş
Yaklaşık 10 sene önce okumuştum. En hızlı okuduğum kitaplardan biri oldu. Bitirince, bu kadar güzel bir savaş hikayesinin filmini yapmışlardır diye düşünüp aradım. Polonya yapımı, Lehçe bir filmi var. Kitabın hemen üstüne izleyince Lehçe olsa da anlaşılıyordu, çünkü kitabı hiç değiştirmeden bire bir filme aktarmışlardı. Filmi izleyince gördüm ki, kitaptaki bütün isimleri yanlış telaffuz ediyormuşum. Kitaba olan saygımdan, filmi izledikten sonra, isimleri doğru telaffuz ederek bir daha okudum.
Ateş ve KılıçHenryk Sienkiewicz · Sabah Yayınları · 0318 okunma
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Kitap 1905 yılında Nobel edebiyat ödülünü almış. Konusuna gelince; 1600'lü yılların ortasında Doğu Avrupa coğrafyasında Kazaklar Kırım Tatarlarını da yanlarına alarak, Lehlere karşı başkaldırırlar. Yaşanan katliamların ve savaşın ortasında filizlenen aşk kitaba ayrı bir güzellik katmış. Çok güzel bir kitap.
Ateş ve KılıçHenryk Sienkiewicz · Plato Film Yayınları · 2007318 okunma
Doğu Avrupa'daki Polonya-Litvanya hakimiyeti devam ederken Bogdan Smielnicki' nin isyanı ve ittifak yaptığı Kazakların soylulara karşı isyanı, kıvılcımı büyük bir yangına dönüştürür. Ukrayna' daki bu savaş bir katliam haline gelir.
Dük Yarema'nın ordusunda subay olan Jan Krestuski Prenses Helen'e aşık olur. Ancak prensese takıntılı aşık, Kazak askerî Bohun bu aşka karşı çıkar. Prensesi kaçırır. Sonrasında Krestuski'nin kurtarma çabaları ve olaylar...
Savaşlar, acılar, kahramanlıklar, dostluklar
Ateş ve KılıçHenryk Sienkiewicz · Plato Film Yayınları · 2007318 okunma
Nasıl başlasam bilmiyorum, ismini ilk defa duyduğum, Nobel almış bir kitap. Elbette ödülünün hakkını vermiş, öyle ki puşkin, yüzbaşının kızı kitabının girişini yazarken bu kitabın girişinin birebir aynısını yazmış. Sadece bir kitap okumadım, müthiş bir film izledim, kafamda kanlı canlı gözümün önündeydi bütün karakterler.
Helen ve Jan ın aşkı... Lehistan ve Ukrayna arasında çıkan iç savaş... ihanetler kahramanlıklar...
Henryk Adam Aleksander Pius Sienkiewicz, (Mahlas: Litwos, d. 5 Mayıs 1846 Wola Okrzejska, Polonya; ö. 15 Kasım 1916 Vevey, İsviçre) Polonyalı yazar.
Roma İmparatorluğu'nda Hıristiyanların karşılaştıkları baskıları tasvir ettiği "Quo Vadis" isimli kitabıyla tanınır. Ateş ve Kılıç isimli eserinde ise 17'nci yüzyılda Kırım Tatarları ile Zaporojya Kazaklarının Polonyalılarla giriştiği savaşı bir Polonyalı subayın etrafındaki olaylar çerçevesinde aktarır. 1905 yılında edebiyat dalında Nobel ödülüne layık görülmüştür.
Eserleri
Szkice węglem (1877)
Listy z podróży do Ameryki (1878)
Janko Muzykant (1879)
Z pamiętnika poznańskiego nauczyciela ( 1879)
Nowele amerykańskie
Za chlebem (1880)
Latarnik (1882)
Bartek Zwycięzca (1882)
Ogniem i mieczem (1884)
Potop (1886)
Pan Wołodyjowski (1888)
Bez dogmatu (1891)
Rodzina Połanieckich (1894)
Quo Vadis (1896)
Krzyżacy ('1900)
W pustyni i w puszczy (1912)