O günlerde toplum henüz, bu sayfalarda sözü edilen savaş öncesi yıllarında, bir insanın yaşayıp yaşamadığına kayıtsız değildi. O kişinin yaşayanlara veda edip dünyamızdan ayrılmasıyla, yeri hemen bir başkasıyla doldurulmuyor, unutulup gitmiyordu. Hayır, o geride bir boşluk bırakıyordu, onu yakından veya uzaktan tanımış olanlar da bu boşluğu gördükçe o insanın eksikliğini hissedip hüzünle susuyorlardı. Evler dizisindeki bir yapı da günün birinde yangınla yok oldu mu, yerine hemen bir başkası inşa edilmez ardında bıraktığı o boşluk uzun süre kalır. Yıllar boyu komşusu olmuş insanlar, boş alandan ger geçişlerinde artık orada durmayan yapıyı görünümüyle, duvarlarıyla anımsarlar. İşte o yıllarda toplum böyleydi. İyi şeylerin yetişmesi çok zaman alırdı, yok olduktan sonra unutulmaları da çok uzun sürerdi. Bir zamanlar var olmuş güzel bir şey, ardında derin izler bırakırdı, onu tanımış olanların anılarında yaşardı. Bugünse izler hemen siliniyor, insanlar çabucak unutmaya çaba gösteriyor.