Quo Vadis? (Nereye Gidiyorsun?)

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.656
Gösterim
Adı:
Quo Vadis?
Alt başlık:
Nereye Gidiyorsun?
Baskı tarihi:
Ekim 2003
Sayfa sayısı:
496
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750402449
Kitabın türü:
Çeviri:
Nihal Yeğinobalı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Literatür Yayıncılık
Baskılar:
Quo Vadis?
Kovadis
Quo Vadis
Quo Vadis?
Quo Vadis?
Hıristiyan efsanelerine göre Havari Peter, İmparator Neron'un zulmünden kurtulmak için Roma'dan kaçarken yolda İsa Peygamber'le karşılaşır ve ona ''Quo Vadis?'', yani ''Nereye Gidiyorsun?'' diye sorar. İsa, ''Roma'ya, yeni baştan çarmıha gerilmeye gidiyorum çünkü sen benim kurtaracağım insanları bırakıp kaçıyorsun'' der. 1905'te Nobel Edebiyat Ödülü'nü alan Leh yazar Henryk Sienkiewicz I. yüzyıl Roması'nda yaşanan zulmü, zulme karşı destansı direnişi ve büyük bir aşkı anlatıyor ''Quo Vadis?''te. Romanın kahramanı Markus'un Ligya'ya duyduğu aşk bedensel ve biçimsel kalıplardan öylesine sıyrılmıştır ki, ''Bu gece rüyamda senin ruhunu gördüm'' diyebilmektedir sevgilisine. Zaten ''Quo Vadis?''i alıp götüren duygudur aşk... Markus'un Ligya'ya, İmparator Neron'un iktidara, Hıristiyanların İsa'ya ve Tanrı'ya duyduğu aşk. Polonya'nın ulusal bağımsızlık mücadelesinin mimarlarından biri olan Sienkiewicz, manevi gücün her türlü maddi güçten üstün olabileceğini anlatıyor bu romanında. Yazar bizi tarih içinde bir yolculuğa çıkararak, vahşet ve soytarılıklarla yoğrulmuş İmparator Neron'un sarayındaki şölenlere, Roma'nın yanışına, gladyatör dövüşlerine davet ediyor ve hepimize o evrensel ahlaki soruyu yöneltiyor, ''Quo Vadis?''
496 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Konularını tarihi olaylardan alarak kurgulanan kitaplara müthiş bir örnek . Ama ne yazık ki okunmak istense ancak sahaflardan temin edilerek okunabilecek bir kitap. Yazarın 1905 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü almasına katkıda bulunan en önemli kitaplarından biri.

Kitapta yazar bizi , Roma İmparatorlarından en ilginci olan Neron 'un dönemine götürüyor. Neron döneminde yaşanan olayları, başta Roma'nın yakılması, Hristiyanların halkı eğlendirecek şekilde ama çok çeşitli ve vahşice yöntemlerle toplu olarak öldürülmeleri, Neron'un ve etrafındakilerin sapıklıkları, zevk ve sefa alemleri olmak üzere dönemin Roma'sını ve Roma halkının yaşantısını muhteşem bir şekilde bize anlatıyor. Ve bütün bunları da Roma'lı soylu ve zengin bir komutanla, Hristiyan bir kızın aşkı etrafında kurgulayarak bize aktarıyor.

Kitap tarihi bir roman olmasına rağmen, müthiş bir akıcılık ve muhteşem bir sürükleyicilik içinde adeta akıp gidiyor. Olaylar kesinlikle abartıdan uzak , inandırıcılığı yüksek bir gerçeklik içerisinde kurgulandığından , okuyucuya sanki olayların içindeymiş gibi yaşama ve gözlemleme hissi veriyor. Yani kitap okunmuyor adeta yaşanıyor.
Yazarın ödülünü hak ederek aldığının bir göstergesi olan bu kitabı ben büyük beğeniyle okudum. Eğer temin edebilirseniz kesinlikle okunmasını da tavsiye ederim.
496 syf.
·9 günde·8/10 puan
Kitleleri nasıl yönlendirmek isterdiniz? Mağduriyetinizi nasıl servis edelim?

Kendi kendime icat ettiğim, her ay bir nobelli yazar okuma etkinliğinde (bkz. #45837260) haziran ayında adını okumanın da yazmanın da büyük başarı gerektirdiği yazar Henryk Sienkiewicz okudum.

MS.64 yılında Neron yönetimindeki Roma'dayız. Bir tarafta konsüller, soylular, zevk sefa bolluk israf, diğer tarafta daha yeni yeni yayılmaya başlayan Hristiyanlık.

Bazı şeyler her devirde aynı sanırım... Neron'u yalandan övmeler, sensin Tanrımız, kralımızsın, en güzel şiiri sen yazdın, en sanatçı ruhlu sensin soylum şeklinde bir takım yıkama yağlama işlemleri. https://youtu.be/ECaFczpklmY

Kitaba Vinikyus adında bir soylunun, dayısı Petronyus’u ziyaret etmesiyle başlıyoruz. Vinikyus’un aynı zamanda konsül olduğu söyleniyor ama konsül tam olarak ne demek bilmemekle birlikte bir çeşit ayrıcalıklı rütbe Roma’da.Milletvekilliği gibi canlandırdım ben. Tarihsel olarak çok eksiğim diye hayıflandım hep okurken zaten.

Neyse, Vinikyus bir kıza aşık olur ama kız köle midir, in midir cin midir derken aaa bir de bakarlar ki kız Hristiyandır ve prensestir aslında. Premses olmasından bizene derseniz Roma kast sistemine göre köleler efendilere hizmet için varlar, soylular isterse yatağına alır, bıkarsa gönderir, isterse döver,öldürür kimse de hesap sormaz. Ama soylu kanı varsa evlenmeden olmaz. :P Evlenmek de yetmez Vinikyus’un vaftiz edilmesi gerekir. (Aklıma bizde uzunca bir süre izlettirilen yabancı damat / sünnet ilişkisi gelmedi desem yalan olur.) Kitabın bu kısımları bayıktı şahsen, eski Türk filmlerinin ışık hızında akan zaman çizgisine göre akıyor burada da aşk zamanı. :) Bahçede gördüm, vuruldum, gözüm başkasını görmez oldu, kız da beni seviyor, herşey çok güzel olacak kafasında ilerliyor kitap bu dalda. Aşkından öleceğim, Ligya olmazsa yaşayamam bıdı bıdı kısmını bir kenara bırakırsak yazarın inanılmaz bir Hristiyanlık övücülüğü var. Ki bence nobel almasında en büyük etken bu. Sütteki ak kaşık neyse Hristiyan da odur Sienkiewicz amcamıza göre. Çok fazla taraflı ve subjektif bir anlatımı mevcut.

Neron’u ve Eski Roma’yı gömmüş de gömmüş. Kitabın güzel olan kısmı da buralardı biraz. Neron’un tiyatroya düşkün olduğunu ve olaylara karşı tepkilerinin de hep bu tiyatral havada olduğunu iddia ediyor. Yani yazarın Neron’u sevmediği her satırda öyle belli ki… Neron’un sırf bu tiyatral havaya girebilmek için, yani yanan bir şehri kafasında canlandırmayı beceremediği için(çünkü her ne kadar etrafından övgüler yükselse de bir odunda Neron’dan daha çok sanatçı ruhu vardır) Roma’yı yaktırdığını iddia etmiş. (Tarihsel olarak hala şaibeli.)

Doğru mu değil mi bir kenara bırakıp kitaba göre devam edersem, Roma yanmaya başlar ve günlerce yanar. Yiyecekler yanar, evler yanar, insanlar yanar… Tam bir kaos baş gösterir, hırsızlık, yağma, tecavüz... Yıllardır aç olanlar, ezilenler yangını fırsat bilip adeta bir öç havasına girişirler. E tabi öfke duyan halk ayaklanır, başlar sormaya Roma’yı kim yaktı?

https://youtu.be/K_sVcncLzBQ

Tabi Neron ben yaptırdım dese o hınçla linç edecek halk, ne yapsam ne yapsam derken etrafındaki sivri zekalı danışmanlar Hristiyanlar yapmış deriz diye bir fikir ortaya atar. Sonra başlasın cadı avı. Yüce gönüllü imparator Neron yanan şehri yeniden yapacağına ve sorumluları cezalandıracağına söz verir. Yiyecek getirtecek, evleri yeniden yaptıracak, eğlenceye doyuracaktır Roma halkını. Hristiyanlar Neron’u ve Roma halkını mağdur duruma düşürmüştür.Nitekim Hristiyan öldürme şenlikleri başlar, meydanlarda binbir eğlence ile Hristiyanlar birer birer öldürülmeye başlarlar. Yalan iddialarla mevki kazananlar, parasına para katanlar, bir anda imparatorun gözdesi olanlar… Haksız yere ve sırf eğlence olsun diye birçok Hristiyan öldürülür, işkenceler işkenceler… Halk şatafata, kana, eğlenceye doyar ve yangın da unutulur gider. Buralarda fırsattan istifade yine Hristiyanlık yüceltmesi var tabi, okursanız ya da okuduysanız ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Ama döngü nasıl da kırılmıyor ki, azınlık olan Hristiyanlar çoğunluk durumuna gelince Müslümanlara yürüyorlar… Ya da baştaki saf temiz hali kalmadı şeklinde de yorumlanabilir. Ya da kitleleri yönetmek için önce sorunu yaratıp sonra çözümünü getirip kahraman olmak dünyaya Neron’dan mı miras? sorusunu da sorabiliriz.

En son kısım kitaba da adını veren kısım. Havari Peter şehirden kaçması gerektiğine inandırılır, yolda giderken İsa’ya rastlar. Tabi gözlerine inanamaz falan filan. Sorar : “Quo Vadis, Domine?” (Nereye gidiyorsunuz, efendim?) O da senin yerine işkence çekeceğim(zaten her şeyi İsa yapsın!), bir kez daha çarmıha gerileceğim der.

https://youtu.be/27Wmmt5LQT4

Sonrası tarih zaten Neron’un düşüşü, ölümü şeklinde biter roman.

Tarihi anlatı olarak çok başarılı bir eser. Roma sarayları, halk ve saray arasındaki ilişki, gladyatörler… Bir de koyu bir Hristiyan olsam ihya ederdi beni kitap, dediğim gibi öyle böyle övmek değil. :)

Bu arada kitabın baskısı yok maalesef. Merak edenler sahaf gezebilir ya da benim gibi kütüphaneden faydalanabilir.

Kitabın 4 adet de film uyarlaması var; ben de henüz izleme fırsatı bulamadım ama linkleri bırakayım buraya.


1913 - https://www.imdb.com/...nv_sr_3?ref_=nv_sr_3
1951 - https://www.imdb.com/...nv_sr_1?ref_=nv_sr_1
1985 - https://www.imdb.com/...nv_sr_2?ref_=nv_sr_2
2001 - https://www.imdb.com/...nv_sr_4?ref_=nv_sr_4

Roma dönemine özel bir ilginiz varsa ya da tarihi seviyorsanız bu kitabı okumalısınız. Son olarak aşağıdaki linki açarsanız bir süre aynı melodi ağzınıza takılmış olarak dolaşabilirsiniz. =)

https://youtu.be/bk_lxsYyndc
408 syf.
Ne olur bitmesin diye yalvardığım kitaplardan birinin daha maalesef sonuna gelmiş bulunmaktayım. Kitap başlangıçta istediğim tadı vermese de okudukça aslında benim tam olarak aradığım bir kitap olduğunu fark ettim. Asla uzun incelemeler yapmam, kitabı uzun uzun anlatmam dediğim halde bu kitap benim bütün tabularımı yıktı. Ve şimdi size mutlaka okumanız gereken bir kitabın özetini sunuyorum.
.
İlk önce kitabın karakterlerinden bazılarını tanıtmak istiyorum.
Neron: Roma'nın Kralı fakat edebiyatı ve şiiri çok düşkün bir insan. Aynı zamanda kandan vahşetten ve namussuz düşüncelerden çok zevk alan birisi.
Tigellinus: Kendi yapamadığı fakat Nero'nun yapabileceği şeylerini onun önüne sunarak ve aklına sokarak yaptırmaya çalışan birisi. aynı zamanda Petronyus'un baş düşmanı.
Petronyus: Gerçek anlamda bir zariflik hakemi. Aşkın farkına geç varmış fakat aşkın tadını çıkarmaya - vakti olduğunca - çalışan aynı zamanda Nero'nun tehditlerinden ve onun yaptığı acımasızlıklardan bıkmış bir adam. Yeri geldiğinde Nero'nun tüylerini kabartarak isteklerinin nazik bir dille, Nero'nun aklına girerek istediğini yaptırabiliren bir tribün, soylu ve Vinikyus'un dayısı.
Vinikyus: Aslında çok acımasız ve hırslı bir insan olan fakat Ligya adında Ligya kralının kızını tanıdıktan sonra onun aşkı ile hem hıristiyanlığı benimseyen hem de gayet yumuşak ve uysal bir insana dönüşen bir tribün ve soylu. Aşkı için her şeyi göze alan ve kendisinin benimsemediği, istemediği şeyleri yapmayan birisi. Aynı zamanda kitabının benim için baş karakteri.
Ligya: Vinikyus'un biricik aşkı. İlk başlarda Vinikyus'un çok kaba olduğunu düşünen birisi. Çünkü çok kaba davranmıştı ziyafette, daha sonraları Vinikyus'un aşkını kendisinden saklayamamış ve havari Peter'e açmış, Peter de eğer hıristiyanlığı benimserse aşkları için engel kalmayacağını söylemişti.
Havari Peter: Hristiyanlık dini yaymak için öldürülmek pahasına dahi Roma'da kalmayı göze alan ve roma'dan bir anlamı ayrılmayı düşünüp Alba dağlarına giderken dağda güneş ışınlarının arasında İsa'yı görüp daha sonra İsa ile konuşup tekrar Roma'ya dönen havari. Kitabın sonunda çarmıha gerilerek öldürülür.
Ursus: Ligya'nın beraber büyüdüğü ve her şeyini paylaştığı kölesi gibi olan ve kendisini Ligya'nın kölesi gibi gören fakat Ligya'nın arkadaşı olarak gördüğü kişi.
Kilo: iyi güzel İyi bulmasında yardım eden Yunanlı Bir düşünür fakat paraya çok düşkün bir insan. Sonraları hıristiyanlara ihanet edip onların türlü işkenceler görmesine neden olan fakat daha önceleri terk ettiği Glavkus adında bir arkadaşını çarmıhta yanarken gördüğünde halkı Neron'a karşı kışkırtıp, Roma'yı yakan budur diye Neron'u işaret ettikten sonra Neron'nun gazabına uğrayan karakter.
.
Kitap hakkındaki incelememe gelirsek. Kitap adını aslen Havari Peter ve İsa'nın konuşmasından alıyor. Burayı en son açıklayacağım. Kitabın en başından en sonuna doğru ilerleyelim şimdi.
Kitap başlarda Roma'nın tarihi ile ilgili olarak gözükse de, daha sonraları Markus Vinikyus ile Ligya'nın aşkıyla devam ediyor. Şöyle ki kitabın en başlarında acımasız bir kral gibi davranan Vinikyus, Ligya'yı manevi anne ve babasının evinde görür. Lidya, Vinikyus'un çok hoşuna gider. Hem teni hem konuşma tarzı hem de kibarlığı sayesinde Vinikyus'un gönlünü kazanan Ligya daha sonra Vinikyus'tan kaçmaya başlar. Bunun nedeni ise Markus Vinikyus'un aşık olduktan sonra gözünün kararması ve kızı köle gibi kullanmak istemesidir. Bir süre sonra Vinikyus'un Ligyaya olan ilgisi daha da artmış ve konuyu Petronyus'a yani dayısını açmıştır. Dayısı sarayda bir eğlence vererek Ligyayı da davet edeceğini ve orada Ligya ile daha yakın olabileceğini düşünmüştür fakat Vinikyus eğlencede Ligya'nın istemediği bir şey yaparak onu kendinden uzaklaştırır. Daha sonra kız kaçar ve Vinikyus kızı aramaya koyulur bunun için bazı yardımları. Bu arada Kilo adında bir felsefi düşünür ile tanışır. Birçok araştırmaları sonucunda kızı bulan Kilo Vinikyus'u kıza götürür. Fakat o sırada beklenmedik bir şey olur ve Vinikyus'un en çok güvendiği ve Roma halkının en çok saygı duyduğu güreşçi tarzında iri cüsseli Krotu yani Vinikyus'un kölesi Ursus'un kollarında can verir. Daha sonra Ursus ile Vinikyus kavga ederken Vinikyus'un kollu kırılır bundan sonraki işlevlerde Ligya Vinikyus'a bakmak zorunda kalır. Ligya gece gündüz Vinikyus'un ateşini düşürmeye çalışırken ve başında dururken ona aşık olduğunu anlar fakat Havari'nin buna izin vermeyeceğini düşünerek kendisine karşı koyar ve Vinikyus'tan uzaklaşır. Sadece uyurken başında bulunur uyanık olduğu zamanlar onu Ursus'a emanet eder.
Bir sürü Hristiyanlar arasında kalan Vinikyus aslında Hristiyan dininin o kadar kötü olmadığını ve Ligya'nın bu dini benimsediğinin boşa çıkmadığını düşünerek Hristiyan olmayı düşünür fakat bunu hemen gerçekleştirmez. Ligya'dan ayrı kalmak Vinikyus'u ne kadar üzse de tekrar ona kavuşmak için yeni yollar arar. Kilo kızı kaçırmasını önerir fakat Vinikyus buna tekrar yaklaşamaz. Çünkü bunu yaparsa Ligyayı tamamen kaybedeceğini düşünür. Ligya kaldığı evi değiştirirken Havari Pol Vinikyus'un yanına gelip Ligya'nın da onu sevdiğini söyler ve Vinikyus bunun üzerine Ligya'yı mutlu etmek adına Hristiyanlık dinini araştırmaya başlar.
Daha sonraları Hristiyan olan Vinikyus, Ligya ile arasında bir engel kalmadığını düşünürken Kilo Vinikyus 'a hırslandığı için hıristiyanları satar ve Hristiyanların Roma'yı yaktığını söyleyerek halkı ve Nero'nu, Hıristiyanlara karşı püskürtür bunun üzerine bütün Hristiyanlar toplanır ve bir Arenada aralıklı günlerle mahkum edilirler. Kimileri çarmıha gerilir, kimileri yakılır, kimileri vahşi hayvanlara atılırken, bütün bunların arasında Ligya'nın olmadığını gören Vinikyus Ligya'nın hastalandığını ve bundan kurtulacağını en azından bu işkenceleri çekmeden hastalıktan öleceğini düşünürken son gün Ligyanın boğanın boynuzlarına bağlayıp Ursus'u da boğanın karşısında gören Vinikyus beklenmedik bir manzarayla karşılaşır. Bu manzara Ursus'un dev yapılı boğayı öldürmesi ile alakalıdır. Dev yapılı Ursus boğayı öldürdükten sonra halk burada Ursus'un Herkül olduğunu düşünerek bağışlanmasını ister. Fakat Neron kibiri yüzünden halkın isteğine karşı çıkmak istemez. Lâkin sırf Vinikyus'un canını yakmak için ikisininde ölmesi gerektiğini düşünen Tigellinus Neron'a "asla vazgeçmeyin" der. Fakat Neron, bakar ki başta Petronyus olmak üzere bütün halk ve arkasında duran ordu'nun, baş parmaklarını kaldırıp af işareti yaptığını görür. Halkı ve diğerlerini yenemeyeceğini anlayan Neron Ursus ve Ligya'nın canını bağışlar.
Bu olaydan hemen sonra Ligya'nın hastalığı azalmaya başlamış ve minik üstünde gözlerini açmıştır. Hristiyanlar bu sırada Havari Peter 'in Romadan uzaklaşması gerektiğini düşünüp bunu Havari Peter'in aklına sokmuşlar fakat Havari Peter yolda giderken Alba Dağı'nda İsayı görmüş ve şu soruyu sormuştur:
"Quo Vadis domine?"
Havari Peter'in yanında bulunan kişi, onun öldüğünü ya da aklını yitirdiğini düşünerek bir süre beklemiş daha sonra Havari Peter' in bir anda doğrulup ayağa kalkması ile aynı soruyu Peter 'e yöneltmiştir.
"Quo Vadis domine?"
Havari yanında bulunan ve soruyu soran kişiye yumuşak bir sesle
"An Romam" diye cevap vermiş ve Roma'ya tekrar dönmüştür.
Roma'nın efendisi olarak kendini ilan eden Neron o kadar kötüye gitmiştir ki hatta o kadar dehşete ve vahşete kapılmıştır ki bütün hırsını halktan almak istercesine, Roma'yı tekrar baştan yaktırmayı düşünmüş ve Hristiyanlar öldürmesi için getirilen vahşi hayvanların sokaklara salınması halkın üzerine bırakılmasını söylemiş. Fakat bu emirlere uymayan askerler yeni bir yönetici ilan etmişlerdir. Halk artık Neron'dan korkmayı bırakmış ve yeni liderlerinin peşinden gitmeye başlamışlardı. Neron, gırtlağına bir bıçak dayayarak ve ölmekten korkarak ölüme gitmiştir. Belki de Neron, gerçek olan tek şeyin ölüm olduğunu düşünmeye o an başlamıştı.
Vinikyus ve Ligya her şeyden habersiz aşklarını devam ettirmişlerdir Sicilya'da. Roma'da artık yepyeni bir dönem başlamıştır.
496 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Dinler tarihini sevenlerin okuması gerektiğini düşündüğüm, anlatımda objektif, içinde aşkı da barındıran, Mehmet Akif'in de sevdiği bir kitap.. Tevsiye ederim..
496 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10 puan
Harika bir roman. Dikkatli bir şekilde iki defa okuyun. Beğeneceğinizi umuyorum. Ben çok beğendin. Hatta okuduğum en iyi romanlardan bir tanesi. Yavaş yavaş, sindire sindire okuyun.
496 syf.
Quo Vadis
Yazar:Henryk SIENKIEEWWICZ Yayınevi: Literatür Yayıncılık Çevirmen: Nihal YEĞİNOBALI
Yayın Tarihi EKİM 2003 ISBN 9750402448 Baskı Sayısı 1. Baskı
Dil TÜRKÇE
Sayfa Sayısı: 496

Quo Vadis. İmparator Neron ve saray ahalisini şatafatlı yaşamı, Hristiyanların o dönemde çektiği acılar ve inançları ve bunlarla sarmalanan Markus Vinikyus’un( bir Romalı) Ligya ( Kallina, Ligya Kralının esir verdiği kızı) olan inanılmaz aşkı. Yazarımız 1905 Nobel Edebiyat ödülü sahibi.

Ligya’ya Hristiyan demeye henüz gönlü razı olmamakla birlikte genç adam artık onu dininden ayrı olarak düşünemiyordu da. Öbürleri uyurken o, bunca kötülüğünü görmüş olduğu adamın başında bekliyordu! Dini böyle buyurduğu içi olsa gerek. Bunu düşünmek Vinikyus’a acı verdi: Çünkü Ligya’nın bu fedakarlığı onu sevdiği için, yüzünü, gözlerini, heykel yapılı bedenini sevdiği için, kısacası, bir sürü Yunanlı ve Romalı kadının o pırıl pırıl kollarını onun boynuna dolatan nedenle yapmış olması daha hoşuna giderdi.
Sonra Vinikyus, Ligya’nın öteki kadınlar gibi olsa gözüne bu denli kusursuz görünmeyeceğini algıladı.
Genç kız gözlerini açtı ve Vinikyus’un kendine baktığını görünce ‘’ Buradayım ‘’ dedi.
Vinikyus ‘’ Bu gece rüyamda senin ruhunu gördüm’’ diye karşılık verdi. Markus Vinikyus’un duyduğu aşkın ifadesi için bile bu kitap okunur.


Romayı yakan NERON ‘’ Hey Tanrılar!! ‘’ diye bağırır. ‘’ En sonunda bir kentin yanışını seyredebileceğim! ‘’ der. Antiyum’dan Roma’ya geri dönüşünde kentin en ihtişamlı yandığı zamanı görmek için yavaş davranacak kadar çılgın ve delidir. Roma’yı Hristiyanların yaktığını Roma halkına inandırmış, ülkenin her tarafından getirdiği yırtıcı hayvanlar ile arenada Hristiyanlar’a yapmadığını bırakmamaktadır.


Hristiyan efsanelerine göre, Ermiş Peter, İmparatör Neron’un zulmünden kurtulmak için Roma’dan kaçarken yolda İsa Peygamber ile karşılaşır ve ona ‘’ Quo Vadis? ‘’ yani, ‘’ Nereye gidiyorsun? ‘’ diye sormuş. Buna karşılık İsa, ‘’ Roma’ya, yeni baştan çarmıha gerilmeye gidiyorum, çünkü sen benim kurtaracağım insanları bırakıp kaçıyorsun ‘’ demiş…

Henryk SIENKIEEWWICZ göçmek üzere olan Roma İmparatorluğu’nun göz kamaştıran ahlaksız ve inançsız yaşantısını eşine rastlanmadık bir kalem gücü ve ressam fırçasıyla boyarmış gibi bir canlılıkla yansıtmasını bilmiştir. Neron’un sarayındaki şölenler, Roma’nın yanışı, Hristiyanlara işkence edilmesi.

Henryk SIENKIEEWWICZ 1905 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı ve 1916’da İsviçre’de öldü.
496 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Hristiyanlığın Roma İmparatorluğunda( Neron dönemi) yayılışını, çekilen ızdırapları, yüklenilen yükü anlatatan enfes roman. Roma yanarken herkesin kaçtığı şehirden azizin sorduğu şu soru, onh şehre geri götürür: Quo Vadis? ( Nereye?) Bir şehir yanarken ondan herkes kaçar, önemli olan şehir yanarken ona gitmektir. Henryk Sienkiewicz Quo Vadis? Ibrahım Akar Büşra
Yaşam bir hazinedir dostum ve ben bu hazinenin arasından en değerli ve eşsiz mücevherleri bulup çıkartmakla övünmüşümdür. Yine de dünyada artık dayanamadığım şeyler var.
"Yaşam bir hazinedir, dostum ve ben bu hazinenin arasından en değerli ve eşsiz mücevherleri bulup çıkartmakla övünmüşümdür. Yine de, dünyada artık dayanamadığım şeyler var."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Quo Vadis?
Alt başlık:
Nereye Gidiyorsun?
Baskı tarihi:
Ekim 2003
Sayfa sayısı:
496
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750402449
Kitabın türü:
Çeviri:
Nihal Yeğinobalı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Literatür Yayıncılık
Baskılar:
Quo Vadis?
Kovadis
Quo Vadis
Quo Vadis?
Quo Vadis?
Hıristiyan efsanelerine göre Havari Peter, İmparator Neron'un zulmünden kurtulmak için Roma'dan kaçarken yolda İsa Peygamber'le karşılaşır ve ona ''Quo Vadis?'', yani ''Nereye Gidiyorsun?'' diye sorar. İsa, ''Roma'ya, yeni baştan çarmıha gerilmeye gidiyorum çünkü sen benim kurtaracağım insanları bırakıp kaçıyorsun'' der. 1905'te Nobel Edebiyat Ödülü'nü alan Leh yazar Henryk Sienkiewicz I. yüzyıl Roması'nda yaşanan zulmü, zulme karşı destansı direnişi ve büyük bir aşkı anlatıyor ''Quo Vadis?''te. Romanın kahramanı Markus'un Ligya'ya duyduğu aşk bedensel ve biçimsel kalıplardan öylesine sıyrılmıştır ki, ''Bu gece rüyamda senin ruhunu gördüm'' diyebilmektedir sevgilisine. Zaten ''Quo Vadis?''i alıp götüren duygudur aşk... Markus'un Ligya'ya, İmparator Neron'un iktidara, Hıristiyanların İsa'ya ve Tanrı'ya duyduğu aşk. Polonya'nın ulusal bağımsızlık mücadelesinin mimarlarından biri olan Sienkiewicz, manevi gücün her türlü maddi güçten üstün olabileceğini anlatıyor bu romanında. Yazar bizi tarih içinde bir yolculuğa çıkararak, vahşet ve soytarılıklarla yoğrulmuş İmparator Neron'un sarayındaki şölenlere, Roma'nın yanışına, gladyatör dövüşlerine davet ediyor ve hepimize o evrensel ahlaki soruyu yöneltiyor, ''Quo Vadis?''

Kitabı okuyanlar 138 okur

  • Bay C.
  • Damla Samgar
  • Mel
  • Sugurlu
  • Cendel Gürel
  • Yusuf Baler
  • Sergen aydın
  • Muhammed Emin Arat
  • Derya Turhan
  • Çağhan Tuna

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20.8 (11)
9
%20.8 (11)
8
%13.2 (7)
7
%11.3 (6)
6
%1.9 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0