Üç Anadolu Efsanesi, Yaşar Kemal’in Anadolu’nun halk kültürünü ve destansı anlatılarını güçlü bir dille anlattığı özel eserlerden biri. Kitapta yer alan Köroğlu, Karacaoğlan ve Alageyik hikâyeleri sadece birer efsane değil; halkın özgürlük arayışını, aşkını ve doğayla kurduğu bağı anlatıyor.
Özellikle Köroğlu bölümünde zulme karşı başkaldırı çok güçlü işlenmiş. Köroğlu’nun haksızlığa boyun eğmemesi, halkın yanında duran bir karakter olması kitabın en etkileyici yanlarından biri. Karacaoğlan kısmında ise aşk, doğa ve insan duyguları daha ön plana çıkıyor. Yaşar Kemal burada diliyle adeta bir türkü havası kuruyor. Alageyik hikâyesi ise doğayla insan arasındaki bağı ve tutkuların insanı nasıl sürüklediğini hissettiriyor.
Yaşar Kemal’in anlatımı kitabın en güçlü tarafı. Anadolu’nun dağlarını, ovalarını, rüzgârını anlatırken okur kendini hikâyelerin içinde hissediyor. Kitap boyunca halk kültürü, türküler ve eski anlatılar canlı kalıyor. Aynı zamanda eser, insanların aşk için, özgürlük için ve onurları için nasıl mücadele ettiğini gösteriyor.
Bence kitapta en baskın duygu özgürlük ve başkaldırı. Yaşar Kemal, halk efsanelerini sadece anlatmıyor; onların içindeki acıyı, umudu ve direnişi de hissettiriyor. Bu yüzden Üç Anadolu Efsanesi, Anadolu’nun ruhunu anlamak isteyen herkes için çok etkileyici bir eser.
Ben de gittim bir geyiğin avına
Geyik çekti beni kendi dağına
Tövbeler tövbesi geyik avına
Siz gidin kardaşlar kaldım kayada
Ben giderken kayabaşı kar idi
Yel vurdu da ıklım ıklım eridi
Ak bilekler taş üstünde çürüdü
Siz gidin avcılar kaldım kayada
Urganım kayada asılı kaldı
Elbisem sandıkta deşili kaldı
Gerdekte nişanlım küsülü kaldı
Siz gidin kardaşlar kaldım kayada
Kayanın dibine çadır kursunlar
Çifte davul çifte zurna vursunlar
Kayada kaldığım yare desinler
Siz gidin avcılar kaldım kayada
İşte orada, iki sevgilinin düşüp can verdikleri yerde, her yıl, oraya düştükleri günün seherinde, tanyerleri ışırken, iki çiçek biter. Bu çiçeğin biri kırmızı, biri mavi açar. Tam günün ucu görünür, çiçekler birbirine kavuşacakken, öte kayadan bir geyik uçarak gelir, çiçekleri yer. Bu her yıl böyle olur.