·336 syf.····Okunma: 22 Mayıs 2026 17:11 Bazı kitaplar okunup bitmez, insanın zihninde yaşamaya devam eder.” Körlük benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Okurken yer yer bunaldım, sinirlendim, hatta bazı bölümlerde “artık toparlansa” diye düşündüm ama kitap bittiğinde geriye çok güçlü bir his kaldı. Çünkü Saramago aslında bize körlüğü değil, insanın içindeki karanlığı anlatıyor.
Kitabın en etkileyici yanı, çok basit görünen bir fikri bu kadar çarpıcı bir hale getirebilmesi. Bir salgın başlıyor ve insanlar birer birer kör oluyor. Ama asıl mesele görme yetisini kaybetmeleri değil; düzenin, ahlakın ve insanlığın ne kadar hızlı çöktüğünü görmek. İnsanların korkuyla nasıl değişebildiğini, güç eline geçtiğinde nasıl zalimleşebildiğini okumak gerçekten rahatsız ediciydi. Özellikle karantina bölümlerindeki çaresizlik hissi bana sürekli boğucu bir atmosfer yaşattı. Kitap boyunca sanki ben de o kaosun içindeymişim gibi hissettim.
Bunun yanında yazarın anlatım tarzı benim için oldukça yorucuydu. Noktalama işareti olarak neredeyse sadece virgül ve nokta kullanılması, diyalogların iç içe geçmesi ve cümlelerin aşırı uzun olması okuma deneyimini zorlaştırdı. Bazen kimin konuştuğunu anlamak için tekrar dönüp okumam gerekti. Ayrıca bazı bölümlerde aynı düşüncenin farklı şekillerde tekrar edildiğini hissettim. Özellikle bazı sahneler gereğinden fazla uzatılmış gibiydi ve bu yüzden yer yer kitaptan koptuğum oldu. Açıkçası kitabı sevmiş olsam da akıcı bulduğumu söyleyemem.
Ama bütün bunlara rağmen kitabın verdiği mesaj, kurgunun işleyişi ve yarattığı atmosfer çok güçlüydü. İnsan doğasına dair yaptığı gözlemler uzun süre akılda kalıyor. Kitap bana şunu düşündürdü: Görmek gerçekten gözlerle mi ilgili, yoksa insan bazen bakabildiği halde görmemeyi mi seçiyor? Sanırım Körlük’ün en vurucu tarafı da burada başlıyor.
Rahatsız eden, yoran ama düşündürmeyi başaran bir kitaptı. Kusurlarına rağmen etkisini uzun süre üzerimde taşıyacağımı biliyorum.