Puan vermedi·70 syf.····Okunma: 23 Mayıs 2026 00:14 Stefan Zweig bir şey yazmak istediğinde isterse yedi sayfada isterse yetmiş sayfada anlatır. Ama ne olursa olsun en iyisini yazar. Bir kere bile şaşmadı bu.
Leman Gölü Kıyısındaki Olay öyküsünde, savaştan kaçıp İsviçre'ye sığınan saf bir Rus askeri olan Boris'in durumu üzerinden devletlerin çizdiği yapay sınırların ve savaşın anlamsızlığını anlatmış ki bence en yalın en çaresiz haliyle anlatmış. Saf bir köylüye sen savaşın neyini anlatıp sorgulatabilirsin ki? Buradaki saf , safi saf. Önceliği toprağı ekmeği olan bir insandan bahsediyorum. Ne bilsin sizin çarınızı çariçenizi. Ya da benzeri zımbırtıları. O eve gitmek ister. Ev neresiyse orada ölmek ister. Siyaseti, haritaları ve etrafındaki insanların dilini anlayamayan, tek derdi kilometrelerce uzaktaki ailesine kavuşmak olan bu masum köylünün acımasız bürokratik çarklar arasında ezilmesi insanın şefkatini merhametini zorluyor. O an ben sadece insan görüyorum. Boris'in, savaşın kurallarını aşıp evine dönemeyeceğini anladığında kendini göle bırakması beynine kurşun yemesinden daha ağır geldi bana. Bırakmıyorlar insan rahatça ölsün. Ruhum daraldı. Bazen rüyamda bilmediğim bir dilde konuşmaya çalışırım. Çok zor bir şey o şekilde anlaşılmamak. Hele hele savaşın ortasında yanlış anlaşılabilirim korkusu. Özellikle dilinin anlaşılmamasını da iki satırda anlatmak büyük mesele. Dilini bile anlamadığın bir esir. Neden oradasın? O devletlere sormak lazım. Dilini bile anlamadığın bir yerde derdin ne işin ne. Hayır değil. Belli ki değil. Bu hep böyleymiş. Şimdi farklı mı tartışılır ama bir adamın üzerine geçirdiğin bir üniforma. Sonrası hiçlik. Kimliksiz mezarlar.
Bazen diyorum ki bunu da bilmesen okumasan hissetmesen olmaz mıydı seren. Sonra diyorum ki gözünü kapayan yalnız kendine gece yapar. Savaş iyi bir şey değil. Bir hiç uğruna savaşmak hiç iyi bir şey değil. Zweigce bir hikaye işte.