#okudumbitti
- İmkansızın ŞarkısıHaruki Murakami
1960'ların sonunda Tokyo da geçen kayıp,keder ve cinselliğin iç içe geçtiği hem dokunaklı hem de hem de insanın yaş alırken yaşadığı deneyimlerin sarsıcı bir portresi.
Ana karakter Toru Watanabe'nin yıllar sonra bir uçak yolculuğunda duyduğu Beatles'in Norwegian Wood(İmkansızın şarkısı) adlı parçasıyla başlayan geri dönüş, lisedeki en yakın arkadaşı Kizuki'yi bir intihar sonucu kaybetmesiyle hayatında büyük bir boşluk yaratır. Bu trajedi bir yandan Watanabe ve Kizuki'nin kız arkadaşı Naoko'nun hayatında derin bir yaranın açılmasına sebep olurken bir yandan da yakınlaşmasına neden olur.
Tokyo da üniversiteye başladıkları zaman da yaşanan bu sarsıcı olaydan sonra birbirlerine tutunmaya çalışırlar. Naoko'nun yaşadığı travma üstüne bir kabus gibi çöker ve onun içinden çıkamayacağı bir depresyon ve çıkmaza sokar. Üniversite de tanıdığı hayat dolu,neşeli bir başka kız olan Midori ile tanışmaları Watanabeyi bir aşk üçgenine doğru götürüyor. Hani ergenlikten gençliğe geçiş sürecinde insanın yaşadığı duygusal durumlar ve biyolojik gelişme, birçok ruhsal duruma etki eder ve tamda o geçiş döneminde acı bir kayıp olursa insanın içinden çıkamayacağı bir depresyon ve çıkmaza olur ya tam da onu anlatan hem duygusal hem sarsıcı bir hikaye.
Haruki Murakami bu durumu şu sözlerle ifade eder: "Bizler yaşarken aynı zamanda ölümü de besleriz. Fakat bu, öğrenebileceğimiz gerçeklerin sadece bir kısmıdır. Naoko'nun ölümü bana şunu öğretti: Hangi gerçeğe ulaşırsan ulaş, hiçbir şey kaybedilen bir sevgilinin açtığı acıyı hafifletemez. Hangi doğruluk, hangi dürüstlük, hangi güç, hangi şefkat olursa olsun, o acıyı dindiremez. Bizim tek yapabileceğimiz şey, o acıyı sonuna kadar çekip ondan bir şeyler öğrenmeye çalışmaktır. Fakat öğreneceğimiz bu şey de, gelecekte karşımıza çıkacak yeni bir acıda bize hiç yardımcı olmayacaktır. Ölüm yaşamın karşıtı olarak değil,onun bir parçası olarak mevcuttur. "
1960'lı yılların toplumsal olayları(öğrenci hareketleri)arka planda aksa da roman tamamen kahramanların duygusal dünyasına odaklanıyor. Karakterlerin her biri büyük kalabalıklar arasında derin yalnızlıklar çekiyorlar. Murakami'nin şiirsel dili ve melankolik atmosferi hikayenin başından sonuna kadar müziğin eşliğinde hiç durmadan devam ediyor. Kesinlikle tavsiye ederim.