Başkalarını umursamamak bencillik veya duyarsızlık değil, duygusal bağımsızlıktır. İnsanların düşünceleri kendi hayat deneyimlerinin ve önyargılarının bir yansımasıdır. Bu yüzden başkalarının sınırlarına saygı duyarken, kendi hayatının direksiyonunu başkalarının fikirlerine teslim etmemek en büyük güçtür.((:
Bence insanların ne diyeceğini umursayarak yaşanmaz. Bazen çevreye karşı kulaklarını tamamen kapatıp sadece kendi bildiğin yolda yürümek gerekir. Kim ne derse desin, kendi doğrularımdan şaşmamak benim asıl özgürlüğüm.
Tamamen kulakları kapatmak da bazen insanı kendi içine hapseder; ama herkesi dinlemek de yönünü kaybettirir. Asıl mesele, dış sesleri tamamen susturmak değil, hangisinin gerçekten sana ait olmadığını ayıklayabilmek. Özgürlük sadece “kim ne derse desin” demek değil, o seslerin içinde kendi doğrunu sakin bir şekilde seçebilmektir.
Herkesin zihninde başka bir ‘sen’ var ve hepsini memnun etmek imkânsız.”
İşte özgürlük biraz burada başlıyor.Başkalarının ne dediğini tamamen yok saymak değil;
onların sesinin, kendi iç sesini bastırmasına izin vermemek.
Böyle birini tanıyorum ve bu bazen vurdumduymazlık gibi gözükse de, en doğrusunu yaptığının daha sağlıklı olduğunu diyebilirim...😌
Bu biraz da ben derdim...
Ama bazen umursasam da, kendi bildiğim daha mantıklıysa, kimseyi takmam...Birilerini umursamam sadece "he yav he" demem gibi bişey ama üzerimde fazla etkileri kalmaz ...
Bence neyi nekadar umusrsayacagimizi seçebilmek asıl mesele . Hic umursamıyorum demek genellikle bir savunma mekanizmasindan ibaret oluyor . Çünkü bizler sosyal varlıklarız; tamamen yalıtılmış bir odada yaşamadığımız sürece, çevremizin bize tuttuğu aynayı tamamen görmezden gelmemiz imkansız . Herşeyi umursamak ta kendi özgünlüğümüzü kaybetmemize sürekli baskalrini memnun etmeye çalışan bir birey haline gelmemize sebep olur . alıntıda dediği gibi "Kendi bildiğinden şaşmıyor" ifadesi, dış dünyaya kulaklarını tamamen tıkamak anlamına gelmemeli. Aksine; dışarıyı dinleyip, tartıp, son kararı yine kendi iç sesine ve değerlerine dayanarak verme cesaretini göstermektir. Yani demem
o ki herşeyin fazlası zararlı denge esastır .
Tam da denge dediğiniz yer aslında bütün meselenin özü. Ne “hiç umursamıyorum” demek gerçekçi, ne de her sesi merkeze almak sağlıklı. İnsan çevresinden etkilenir; bu kaçınılmaz. Ama etkilendiği şeyin hayatını yönetmesine izin vermemek de bir bilinç meselesi. Asıl güç, dış sesleri tamamen bastırmakta değil; onların içinden süzülüp sana ait olanı ayırt edebilmekte. Yani hem dünyayı dinleyip hem de kendi yönünü kaybetmemek… Belki de “kendi bildiğinden şaşmamak” tam olarak bu dengeyi kurabilmek.