Resmen 325 sayfalık bir şiir okudum.
Ahmet Hamdi Tanpınar Türk Edebiyatında kendisinden sonra gelen kuşağı roman anlamında en çok etkileyen yazarlardan birisi. Huzur ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanlarını okuyup, çok beğenmiştim. Ama en beğendiğim romanı sanırım bu oldu.
Romanın önemli bir özelliği; müthiş betimlemeleri. Mekandan, müziğin havaya yayılışından, karakterlerin psikolojisinden, işgal altındaki İstanbul ve halkın nabzından, dönemin entelektüelinin ruh halinden, dönem İstanbul’unun sokak sokak cadde cadde görünümüne, havadaki bir renk kıpırtısına kadar şiirsel betimlemeler çok özeldi.
Roman bir nehir gibi akıyor ve alt metinde özlemleri, söylenmemiş sözleri, yarım kalmış aşkları, halkın acılarını, doğu batı sorunsalını, kadının var olma çabasını, yüzyıllardır savaş içinde yaşamış ve acılar çekmiş toplumun toplumun değişim ve modernleşme sancılarını ve bir çok şeyi keskin bir gözlem gücü ile anlatıyor.
Kesinlikle bizi çok iyi anlatan, doğu batı sorunlarını işleyen, bunu yaparken de özgün bakış açısını bambaşka üslup ile dile getirdiği bir eser yazmış Ahmet Hamdi Tanpınar.