Gönderi

Kedinin rüyası
Eve girdiğimde gözlerim adeta buz tutmuş gibiydi. Isınmak için sığınmıştım bu eve. Fakat yanan şömineye rağmen donarak ölmüş bir aileyi görünce, bir an gözlerime inanamadım. Belki birkaç lokma yiyecek verirler diye umut ettiğim bu insanların, zengin bir sofranın başında açlıktan kemikleri çıkmış hâlde oturuyor oluşu aklımı allak bullak etmişti. Hele o çocuk… Gözleri fal taşı gibi açıktı. Önündeki yemeklere rağmen bir deri bir kemik kalmış bedeni sandalyeye çakılı duruyordu sanki. Onu gördüğüm anda patilerimin gerildiğini hissettim. “Bu ne tür bir saçmalık böyle?” diye miyavladım içimden. Evet, miyavladım. Çünkü ben bir kediyim. Belki bu kısmı size komik gelebilir. Ama karşımdaki dehşetin yanında, gülmeyi uzun süre unutacağımı o an henüz bilmiyordum.
Psikoloji
·
93 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bahadır
Gönderi Sahibi
Bu evde neler olduğunu anlamak zorundaydım artık. Bir dedektif edasıyla etrafı incelemeye başladım. Gözlerimden önce kedi duyularım devreye girmişti bile. Ama dürüst olmak gerekirse, önce şu aç karnımı doyurmam gerekiyordu. Sofranın ne kadar zengin göründüğünü söylemiştim. Sadece yemekler değil, masanın düzeni bile insanın iştahını açıyordu. Gümüş çatal bıçaklar, kristal bardaklar, hâlâ ince ince tüten tabaklar… Karidesler, ıstakozlar, etler… Hepsi sanki birkaç dakika önce hazırlanmış gibiydi. Ama sonra bir şey fark ettim. Bu sıcaklık… insanların ölüm şekliyle hiç uyuşmuyordu. Şöminenin başında donarak ölmüşlerdi. Öyleyse yemekler neden hâlâ sıcaktı? Kulaklarım yavaşça gerildi. İşte tam o anda gözüm masadaki boş sandalyeye ilişti. Orada duran tabağı ilk bakışta fark etmemiştim. Burnumu havaya kaldırdım. Hayır… mümkün değildi. Bu… Benim en sevdiğim kedi mamasıydı.