Yazarın, annesini kendi isteğiyle yaşlılar evine yerleştirmesiyle başlıyor kitap. Fakat yazar bağını koparmıyor o evden. Orada kalan diğer yaşlılarla, onların geçmişleriyle ve şimdiki halleriyle de bağ kuruyor. Bize orada kalanların herbirinin ayrı ayrı hikayesini anlatıyor. Anlatırken de annesiyle olan bağlarını güçlendiriyor.
.
Romanda anlatılan her karakter aslında toplumun bir kesminin kopyası gibi. Farklı statüden, farklı coğrafyalardan ve farklı toplum katmanlarından gelen insanlar küçük bir sosyoloji oluşturmuş yaşlılar evinde. Ve her biri kendi yaşamında bilerek ya da bilmeyerek yaptıkları hatalarıyla burada (yazarın aktarımıyla) yüzleşiyorlar sanki.
.
Romanda kimsenin ismi yok. Orada herkes, yazarın annesinin onlara taktığı isimleriyle varlar. Albay, kız kardeşler, bayan ip, bayan gümüş, bay sakallı, bayan kasımpatı, bay katikatür... Ve bu isimler de kendi durumlarını en iyi yansıtan isimler zaten.
.
Yazarın anlatım tekniğine ve özellikle kırgusuna bayıldım. En iyi romanı bu mudur bilmiyorum ama ben çok beğendim. Bu yılın en iyilerine yazdım. Bütün kitaplarını okurum