Kundera'nın bu kitapta öne sürdüğü çok güçlü iki tezden söz etmek lazım:
1. Avrupa insanlığı anlamak için önemli, kültür tarihine vakıf olabilmek içinse merkezidir (Avrupamerkezcilik).
2. Avrupa'yı anlamaksa sadece bilim ve felsefeye değil, aynı zamanda edebiyata nüfuz etmekle mümkündür.
Dolayısıyla Descartes'la başlayıp Husserl ve Heidegger'e uzanan özne düşüncesi, yani felsefe, çok daha öncesinde ve çok daha derinlemesine edebiyatçılar tarafından masaya yatırılmış vaziyettedir. Şu halde Descartes'ı okumak ne kadar elzemse, Don Kişot'u okumak da o kadar kaçınılmazdır.
Kundera roman üzerine geliştirdiği düşünceleri kitap haline getirmek için farklı zamanlarda verdiği ropörtajlara ve çevirmenlere kılavuz olarak hazırladığı küçük sözlüğe da yer açmış kitabında. Bunun yerine Don Kişot'un önemini tartıştığı ilk yazıyı geliştirerek ulaşmış olsa bu metne, Roman Sanatı edebiyat eleştirisi alanında yazılan en iyi metinlerden biri olabilirdi.
Ama bir yamalı bohça olarak kalmış ne yazık ki...