Roman Sanatı

9,0/10  (4 Oy) · 
9 okunma  · 
3 beğeni  · 
731 gösterim
Milan Kundera'nın, kendi kurduğu roman evreninin kökenlerine indiği yapıttır Roman Sanatı. Yazarın, yaşadıklarını yaşarken anlattığı, metnin gelişimine okur kadar dahil olduğu bir evrendir onunki. Kundera'nın gözünde roman, 'yazarın bir itirafı değil, bir tuzağa dönüşen dünyada insan hayatının keşfedilişidir.' Roman, Kundera'nın başkaldırısı, herhangi bir politika, din ya da sınıfla özdeşleşmeyi reddedişidir. Cervantes'in mirasından yola çıkarak roman algısını ortaya koyan Kundera, Broch, Musil, Kafka okumaları yaparak, kahramanlar-kurgu-psikoloji-tarih bütünlüğüne yaklaşımını anlatıyor. Kundera, romanın doğuşunu ve özünü ise şöyle özetliyor: 'Harika bir Yahudi atasözü var: İnsan düşünür, Tanrı güler. Ben François Rabelais'nin bu atasözünden esinlenerek bir gün Tanrı'nın gülüşünü duyduğunu ve ilk büyük Avrupa, romanının böyle doğduğunu hayal etmeyi seviyorum.' Yirminci yüzyılın en önemli edebiyat adamlarından olan Milan Kundera'yı ve romancılığını daha iyi anlama ve değerlendirme yolunda vazgeçilmez bir başucu kitabı Roman Sanatı.
(Tanıtım Yazısı'ndan Alıntı)
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2002
  • Sayfa Sayısı:
    160
  • ISBN:
    9789750700941
  • Çeviri:
    Aysel Bora
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Kübra E. 
 05 Eyl 08:24 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Bu kitap, sizin romana ve hatta edebiyata bakış açınızı değiştirecek ve ufkunuzu genişletecek!
Biliyorum fazlasıyla iddialı bir giriş oldu.
Ama inanın bu girişi kesinlikle hak ediyor.
Yazarların eserlerini kronolojik bir şekilde okuma yöntemimi bir kenara bırakıp kitaplığımda sürekli gözüme çarpan "Roman Sanatı"na bir şans vermek istedim. Kitabın türünün, Montaigne'in "benin ülkesi" olarak nitelendirdiği bir deneme olması nedeniyle yazarı keşfe çıkacağımı düşündüm.
Kitap sayesinde yalnızca yazarı değil, modern romanı da keşfe çıktım.
Çıktığım keşifte kimler yoktu ki... İlk modern roman yazarı Cervantes ile başladı serüven.
Kafka, Hermann Broch, Musil, James Joyce, Proust, Dostoyevski, Tolstoy gibi nice yazarla devam etti.



Kundera, kitap içerisinde birçok roman tanımına yer veriyor.
Beni etkileyenlerden biri de Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği'nde de yaptığı tanım oldu:
"Roman, yazarın bir itirafı değil, bir tuzağa dönüşen dünyada insan hayatının keşfedilişidir."
Dünyanın neden bir tuzak hâline dönüştüğünü uzun uzadıya yaptığı Kafkaesk anlatıma dair tespitlerinde aydınlığa kavuşturuyor .
Eğer ki kitabı okuyup da sürpriz bozacak bilgilerle karşılaşmak istemiyorsanız, Kafka'nın eserleri hakkında fikir edinmelisiniz.
Kitapta özellikle, "Dava", "Dönüşüm", "Şato" öne çıksa da diğer Kafka eserlerine de yer verilmiş.
"Roman Sanatı"nda Kundera'nın en çok üzerinde durduğu diğer yazar, Hermann Broch. Onun eserlerini oluşturan biçim, tematik yapı, çokseslilik kendi eserlerine de yansıyor.



Kundera, kitabında diğer bütün eserlerine ışık tutuyor. Daha önce yalnızca "Ayrılık Valsi" kitabını okumuştum ve bu kitabı okuduğumda anladım ki onun vermek istediği mesajları bu kitap olmadan böylesine berrak bir biçimde algılayamazmışım.
Kundera'ya göre, "Roman, hayali kişiler üzerinden görülen varoluş üzerine bir fikir yürütmedir." Her bir eserinin temelini oluşturan sözcüklerin, varoluşun kodları olduğunu da ekler bu yüzden.
Kundera, "Romanlarım, yedi sayısı üzerine kurulmuş aynı yapının değişkeleridir." der. Bunun bir sebebi var elbette.
Ayrılık Valsi hariç, eserleri 7 bölümden oluşur. 7 rakamı onun için bir yazgı gibidir. 25 yaşına kadar müzikle ilgilenmiştir ve bu dönemde yaptığı beste de 7 bölümden oluşur.
Yazar bunu bilinçdışı yaptığını söyleyedursun, benim yazarın müzikle ilgilendiğini belirtmem tamamen bilinçli.
Çünkü, Kundera'nın eserleri de müzikle iç içe.
Müzikte görülen tempo, onun eserlerinde de kendisini gösterir ve eserlerinde ahengi yakalamak onun başlıca isteğidir.



Kundera, kitabın 6. bölümünde bir sözcükler sözlüğü veriyor. Bunun nedeni de, eserlerinin çevirilerinde karşılaştığı yanlışlıklara bir açıklık getirme isteğidir. Eserlerinin yanlış çevirileriyle ilgili komik bir anısını da anlatır. Bu bölüm sayesinde, "varoluşun kodları" dediği sözcüklerini tanımış olursunuz .
Benim kitapta en çok beğendiğim bölümlerden biri de, bu sözcükler sözlüğü oldu. Yazarın üzerinde durduğu, Almanca bir sözcük olan "kitsch" sözcüğünün anlamını bu bölümde buldum.
"Kitsch, basmakalıp fikirler budalalığının güzellik ve duygu diline çevrilmesidir. Bizi, kendi kendimize acımaya itip düşündüğümüz ve hissettiğimiz sıradan şeylerle duygulandırıp gözyaşlarına boğar."
"Bugün modernlik, kitle iletişim araçlarının olağanüstü canlılığıyla karıştırılıyor ve modern olmak güne ayak uydurmak, düzene uyum sağlamak, uyumlunun da uyumlusu olmak için delicesine çaba göstermek anlamına geliyor. Modernlik, kitsch'in kılığına bürünüyor."



Kitabın son bölümünü Kundera kendisine yakışacak bir konuyla bitiriyor. Aristoteles'in, "İnsan düşünen bir hayvandır." sözüne karşılık olarak o, bir Yahudi atasözüyle düşüncesini iletir: "İnsan düşünür, Tanrı güler."
İnsanın düşünmesinin önündeki engellerden biri olan, insanı tek tip kalıplara sokan kitle iletişim araçlarını da bir güzel eleştirir.



Uzun bir inceleme oldu farkındayım.
Ama, özetin özeti bile değil.
Bu kitap gerçekten çok zengin bir kitap ve ben bu kitabı ilerleyen zamanda da defalarca okumayı düşünüyorum.


Herkese keyifli okumalar dilerim... :)

ramazan k. 
 05 May 2016 · Kitabı okudu · 16 günde · 10/10 puan

Klasikleri okuma gibi bir derde girmiş arkadaşların kesinlikle okumasını tavsiye ederim. Roman'ın ne olduğu üzerine ve4 özellikle Kafka romanı üzerine muhteşem analizler var. Önceki yorumu yazan kişi gerçekten bu kitabı okumuş mu diye düşünmeden edemedim. Roman'a ilave olarak modernizm, batı düşüncesi, kitsch, medya üzerine de çok kaliteli tespitler içerdiğini söylemeliyim. Tavsiye ediyorum.
Kısa bir yazı da yazdım eser hakkında: https://karakugublog.wordpress.com/...anati-milan-kundera/

Kitaptan 15 Alıntı

Kübra E. 
03 Eyl 23:31 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Yalnızlık Üzerine
Yalnızlık nedir?
Bizi inandırmak istedikleri gibi bir yük, bir sıkıntı, bir lanet mi?
Yoksa tersine, her yerde her ân var olan kolektivite tarafından çiğnenen en büyük değer mi?

Roman Sanatı, Milan Kundera (Sayfa 24 - Can Yayınları, 5. Basım, Çeviri: Aysel Bora)Roman Sanatı, Milan Kundera (Sayfa 24 - Can Yayınları, 5. Basım, Çeviri: Aysel Bora)
Kübra E. 
05 Eyl 10:33 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Kitle iletişim araçlarının yaygarasını, reklamlardaki salakça tebessümü, doğanın unutuluşunu, saygısızlığın erdem mertebesine çıkarılmasını yücelten herkes, şöyle adlandırılmaya müstehaktır:
Modernliğin işbirlikçisi.

Roman Sanatı, Milan Kundera (Sayfa 127 - Can Yayınları, 5. Basım, Çeviri: Aysel Bora)Roman Sanatı, Milan Kundera (Sayfa 127 - Can Yayınları, 5. Basım, Çeviri: Aysel Bora)
Kübra E. 
04 Eyl 07:06 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

İnsan, eğer bir nedeni varsa bir aşkı kaybetmeye razı olur.
Aşkı hiç sebepsiz kaybettiğinde ise kendini bağışlayamaz.

Roman Sanatı, Milan Kundera (Sayfa 62 - Can Yayınları, 5. Basım, Çeviri: Aysel Bora)Roman Sanatı, Milan Kundera (Sayfa 62 - Can Yayınları, 5. Basım, Çeviri: Aysel Bora)
Kübra E. 
04 Eyl 10:44 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Bugün düşünceler, eserlere tercih ediliyor.

Roman Sanatı, Milan Kundera (Sayfa 81 - Can Yayınları, 5. Basım, Çeviri: Aysel Bora)Roman Sanatı, Milan Kundera (Sayfa 81 - Can Yayınları, 5. Basım, Çeviri: Aysel Bora)
Kübra E. 
05 Eyl 10:29 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Komiğin gerçek dehaları, bizi en çok güldürenler değil; komiğin bilinmeyen bir alanını ortaya dökenlerdir.

Roman Sanatı, Milan Kundera (Sayfa 129 - Can Yayınları, 5. Basım, Çeviri: Aysel Bora)Roman Sanatı, Milan Kundera (Sayfa 129 - Can Yayınları, 5. Basım, Çeviri: Aysel Bora)
Kübra E. 
05 Eyl 10:30 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Kitaplar gitgide daha küçük karakterlerle basılıyor.
Edebiyatın akıbetini hayal ediyorum: Harfler kimse farkına varmadan, yavaş yavaş küçülüp sonunda tamamen görünmez hâle gelecek.

Roman Sanatı, Milan Kundera (Sayfa 125 - Can Yayınları, 5. Basım, Çeviri: Aysel Bora)Roman Sanatı, Milan Kundera (Sayfa 125 - Can Yayınları, 5. Basım, Çeviri: Aysel Bora)
Kübra E. 
03 Eyl 21:30 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Roman varoluşun farklı görünümlerini kendi tarzında, kendine özgü bir mantıkla keşfetmiştir: Cervantes'in çağdaşlarıyla birlikte kendine macera nedir diye sormuş; Samuel Richardson'la, "iç dünyada olan bitenler"i incelemeye, duyguların gizli hayatını ortaya dökmeye başlamış; Balzac'la, insanın tarihe kök salışını keşfetmiş; Flaubert'le o zamana kadar günlük hayat için meşhul toprakları keşfe çıkmış; Tolstoy'la insanın karar ve davranışlarında akıldışının etkisi üzerine eğilmiştir.
Zamanı incelemiştir: Marcel Proust'la yakalanamayan geçmiş ânı; James Joyce'la yakalanamayan şimdiki ânı ele almıştır. Thomas Mann'la zamanın derinliklerinden gelerek uzaktan adımlarımıza yön veren mitlerin rolünü sorgulamıştır...

Roman Sanatı, Milan Kundera (Sayfa 17 - Can Yayınları, 5. Basım, Çeviri: Aysel Bora)Roman Sanatı, Milan Kundera (Sayfa 17 - Can Yayınları, 5. Basım, Çeviri: Aysel Bora)
Kübra E. 
04 Eyl 03:28 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Bütün zamanların bütün romanları, "ben"in bilinmesi üzerine eğilmişlerdir.
Hayalî bir kişi, bir kişilik yarattığınız andan itibaren siz kendiliğinden şu soruyla yüz yüze gelmiş olursunuz: "Ben nedir? Ben, neyle kavranabilir?"
Bu, romanın roman olarak üzerinde yükseldiği temel sorulardan biridir.

Roman Sanatı, Milan Kundera (Sayfa 31 - Can Yayınları, 5. Basım, Çeviri: Aysel Bora)Roman Sanatı, Milan Kundera (Sayfa 31 - Can Yayınları, 5. Basım, Çeviri: Aysel Bora)
Kübra E. 
04 Eyl 02:01 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Şurası doğru ki, indirgemenin termitleri insan hayatını ezelden beri kemirmektedir:
En büyük aşk bile, cılız bir anılar iskeletine dönüşerek son bulur.

Roman Sanatı, Milan Kundera (Sayfa 28 - Can Yayınları, 5. Basım, Çeviri: Aysel Bora)Roman Sanatı, Milan Kundera (Sayfa 28 - Can Yayınları, 5. Basım, Çeviri: Aysel Bora)
Kübra E. 
04 Eyl 00:22 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Romanın Ölümü
Komünist Rus İmpratorluğu'nda roman tarihi aşağı yukarı yarım yüzyıl önce donup kaldı. Gogol'den Biely'ye Rus romanının büyüklüğü göz önüne alındığında bu çok müthiş bir olay.
O halde romanın ölümü hayalî bir düşünce değil. Gerçekten oldu ve şimdi biz roman nasıl ölürmüş, biliyoruz: Kaybolmuyor; tarihi duraklıyor; geride kalansa sadece romanın ruhsuzlaşmış boş kalıbının çoğaltıldığı tekrarlar zamanı. Yani bu hiç fark edilmeyen ve kimseyi şaşırtıp irkiltmeyen gizli bir ölüm.

Roman Sanatı, Milan Kundera (Sayfa 25 - Can Yayınları, 5. Basım, Çeviri: Aysel Bora)Roman Sanatı, Milan Kundera (Sayfa 25 - Can Yayınları, 5. Basım, Çeviri: Aysel Bora)
2 /