"Bir şey (birçok şey, bir şeyler) öğrenmek için okumak, kitaba yönelmek ile, haz duyulduğu (duyulacağı umulduğu) için okumağa oturmak arasında, gerçekten, büyük bir fark var mı? Hatta, herhangi bir fark var mı?"
Türk edebiyatının en özgün postmodern yazarlarından Bilge Karasu kaleminden Ne Kitapsız Ne Kedisiz 1994 yılında yayımlanan ve Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü'ne layık görülen yazarın ödüllü deneme inceleme kitabıdır. Eser, felsefe düşünce türünde kendine özgü ifadeleriyle metis yayınlarından okuyucuları ile buluşur Türk entelektüel dünyasının ve hayvansever kitap kurtlarının adeta ortak mottosu haline gelmiştir. yazarın okuduğum ilk kitabı ama her bir cümlesinin altını çizdim sanki çünkü yazar
“Hangi yazar -okumayı yaşamının bir parçası saymışsa- kitap üzerine, kitaplarla ilişkiler üzerine bir şeyler yazmamış?” diyerek benim dikkatimi zaten çekmeyi başarmıştı.
"Okur kitap arar ama, kitabın da okuru bulduğunu ben çok gördüm." dediği anda benimde bu kitaba karşı ilgim daha da arttı.
Kitap 8 farklı denemeden oluşuyor ve konular birbirinden farklı olsa da her bir bölümde merakınız artıyor ve o bölüm ve diğer bölümlerle bir bütün olduğunuzu hissediyorsunuz. Son bölümde ise 50 yaşında değilseniz 50 yaşınızdaki halinizi düşündürüp artık sizi başbaşa bırakıyor.
"Durmaksızın öğrenmek gerekiyor; kendini tanımak, her günün değişikliğine kendini uyarlamak."
bu bölümde altını çizdiğim acaba ben nasıl olurdum diye düşündüğüm alıntıyı paylaşıyorum.
Diğer bölümleri toparlayacak olursam:
*Okumanın kitapseverler için ne ifade ettiği ve ortak his ve duyguların anlatıldığı bölüm
*İletişimde dilin, imgelerin ve düşüncenin rolü ve önemi üzerine düşüncelerini aktardığı bölüm
*Kitapların sadece fiziksel birer nesne değil, hayatı anlamlandırma aracı olduğunu ifade ettiği bölüm
*İnsanların hayvanlarla kurduğu bağ ve onlara karşı etik sorumluluklarını ifade ettiği bölüm
*Dostluk, yaşlılık, aidiyet ve yenilik kavramları felsefi bir süzgeçten geçirildiği bölüm.
"Geçip giden zaman, bizi, her şeyi değiştiren zaman..."
"Yolculuk bir yola vurmaktır kendini; karşı yakaya ulaşmanın bütün hazlarıyla acılarını, güçlükleriyle kolaylıklarını yaşatacak bir yola..." alıntısıyla sözlerime son veriyorum.