İnsan, ağır travmalar altındayken hayatta kalabilmek için duygularını tamamen dondurabilir (katı düzen kıyısına sığınabilir) ve dışarıdan bakıldığında "sorunsuz, uyumlu" bir yaşam sürebilir. Ancak bilinçaltında biriken o ham öfke ve nefret, güvenli bir ortam bulup da (grupta/terapide) dile getirilmeye başlandığında, sahte yapı çöker ve sistem büyük bir kaos dalgasıyla (intihar krizleriyle) sarsılır. Bu sarsıntı bir çöküş değil, gerçeğin uyanış sancısıdır.