·172 syf.····Okunma: 25 Mayıs 2026 22:17 Medyadaki güncel olayları takip edenlerin bu kitabı ütopik bir eser olarak ele alması halinde kederlenmeleri içten değil.
Şiddetin, tecavüzün uyuşturucunun ve akla gelebilecek çeşitli diğer suçların rahatlıkla işlenebildiği ortamda otorite boşluğu kanunların gerektiği şekilde uygulanamamasından kaynaklanıyor. faillere gerçekleştirdikleri suç fillerine karşılık uygulanan yaptırım onları caydırma ve korkutmadan ziyade daha da yüreklenmelerine yol açıyor. Suç öylesine motifsiz işleniyor ki okurken tahammül sınırlarımızın zorlandığını hissediyorsunuz. Bu şekilde yazar suçların, işleyen taraf için nasıl olağan hale getirildiğini göstermiş oluyor. Kötülük; kanunda suç olarak tanımlayamayacak kadar bireysel haksızlıkları temsil ettiğinden sistemin el verdiği müddetçe şekil değiştirerek toplumda üremeye ve ölümlere yol açmaya devam edecek. Ölümleri kafamızda etik algılara göre sınıflandırıyor, sıradan sonları romantize ediyor olabiliriz, bizden istenen yaşarken de bu kaygıyı geride bırakmamızdır.
Alex ve çetesini tanrının bile affetmekte zorlanmadığı küçük suçlara özenti duyan on beşli yaş grubundaki çocuklar olarak tanımlayabilmek için otomatik portakal yazarı olmak gerek. Kitabı okurken hafızamda bazı anılar döndü dolaştı, akşam dışarı çıkma alışkanlığından vazgeçtiğimi hatırladım. Ve Alexin çetesiyle karşılaştığımda kütüphaneci, yaşlı kadınlar ve yazarın hissettiği şeylere aslında yabancılık duymadığımın farkına vardım. Pek çoğumuz artık bu duygulara yabancı değil. Okurken Alex olan tanışma anınızı hatırlayıp romantik fikirlere kapılabilirsiniz. Günümüzde gece dışarıda yürüme cesaretliliğini gösterebilmek için bu tür bir distopyanın içinde yaşamak gerekli.
Hükümetlerin, zarar kendilerine farklı açılardan yaklaşarak yalnız topluma işlediği sürece üzerilerine sorumluluk almayacağı konusunda hemfikirizdir. Hükümet, ıslah faaliyetleri ile faili topluma kazandırırken onu iradesini gerçekleştirme gücünden alıkoyuyor. Bu şekilde katolik nesiller yetiştirilebilir. Bu noktada pek çoğumuz romantik coşumculuk hissedebiliriz. Bu konuda haksız olduğumuzu söyleyen kişilerin yaşanmışlığından şüphe duymakta haksız değiliz. Kitabın içindeki otomatik portakalın yazarı (ki çoğumuz bazen de o yazar oluruz.) başına gelen felaketin faillerine yararlılık sağladığının farkında olmayarak bir takım flamaların sembolik taşıyıcılığını üstlenerek suçu azaltmak için suçluyu suçları önlemekle yetkilendiren sistemi ve iradeden yoksun bırakılan, iradesini zarar odaklı gerçekleştiren sokak evlatlarını savunarak sistemi ve tamamen faydacılık üzerine harekete geçen politika adamlarını yeriyor. O modern yaşamın getirisi tek fabrikadan çıkma insan ırkının iradeden yoksun bırakılmasını modern yaşamın doğuşuyla sona eren tanrısal iradenin gücüne yoruyor olabilir. Kişi iradesi doğrultusunda iyi olmalıdır aksi halde iyilik anlamını yitirir. Klasik hümanizm karşıtı bir filozofun söyleyeceği türden şeyler bunlar. Fakat kötülük pek çok zaman bu şekilde derecelendirilmez, ortada bir zarar vardır bir de zararı veren. Mağdurun fiilin sonunda maddi ve manevi anlamda ortada olmadığı durumlarla sıklıkla karşılaşılır.
Şiddeti azaltmak için şiddetin kaynağını bünyesine alarak kendine yönelik şiddeti şiddet yoluyla engelleyen sistem, sistemi kendine zararı dokunmayan olaylar ekseninde savunan eleştirmenler ve onları ne şekilde olduğu önemsiz her şartta haksız çıkarmanın yolunu arayan siyasetçiler… Kitap o kadar modern roman türü özelliği taşıyor ki ona distopya demek kişileri kendi gerçekliğini reddettiği bir distopyanın içine sürükleyebilir. İşin en gerçek yanı bu döngünün kırılacağına dair boş ümitleri kitabın sonuna yerleştirmemek olmuş.