FLAŞ bana güzellik ver !
FLAŞ bana kusursuzluk ver !
FLAŞ bana ruhun da dahil tüm varlığını ver!
İnsanlara özellikle kız çocuklarına küçüklükten beri aynı şey öğretiliyor. Güzel ol, dikkat çek, beğenil, kusursuz görün. Daha ince ol, daha bakımlı ol, daha çekici ol.
Aynaya baktığında eksik bir şey bul ve onu düzeltmeye çalış. Sonra bir eksik daha bul. Sonra bir tane daha... Sanki hiçbir zaman tamamlanamayacak bir listenin peşinden koşuyoruz.
Bu kitap Görünmez Canavarlar tam burada ben burdayım diyor. Sadece güzelliği eleştiren bir kitap değil; insanın 'başkalarının gözünde yaşayarak' kendi benliğini nasıl yavaş yavaş kaybettiğini gösteriyor.
Dışarıdan bakınca makyajlar, markalar, mükemmel görünen hayatlar var ama içeriye girince herkesin sakladığı kırıkları görüyorsunuz.
Kitap boyunca en çok beni etkileyen şey, bir insanın sahip olduğu en değerli şeyden yorulabilmesi fikriydi. Çünkü bazen insanlar yıllarca ulaşmak için savaştıkları şeylerin içinde boğulabiliyorlar.
Gerçekten istediğimiz şey bunlar mı, yoksa bize istenmesi gerektiği mi öğretildi?
Karakterleri çok sevdim çünkü hiçbiri tamamen iyi ya da tamamen kötü değildi. Her biri eksikti, kırılmıştı, karmaşıktı. Ama kitabın tek zorlayan tarafı bazı yerlerde zihnini tamamen kitaba vermen gerekmesi. Küçücük ayrıntılar sonradan gelip bütün düşüncelerini altüst edebiliyor.
OKUYACAKLARA TAVSİYE : Kitabın arka kapağını ya da bu platformda yazılan hakkında kısmını OKUMADAN kitaba başlayın, ben direkt yazara Chuck Palahniuk odaklanarak , kitabın konusuna bakmadan başladım, iyi ki de öyle yapmışım çünkü müthiş ters köşeler yaşadım.
Keyifli okumalar!