Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, küçük yaşta ağır bir kemik hastalığıyla mücadele eden isimsiz bir çocuğun yaşadıklarını anlatır.
Anlatıcı olan bu çocuk, sürekli hastanelerde ve özellikle “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu”nda tedavi görür.
Fiziksel acılarının yanında, yalnızlık, korku ve umutsuzluk gibi duygularla da baş etmek zorundadır...
Çocuk, tedavi sürecinde hem doktorlarla hem de çevresindeki insanlarla ilişkiler kurar.
Bu süreçte özellikle bir paşanın kızı olan Nüzhet’e karşı duygusal bir yakınlık hisseder.
Ancak hastalığı ve sosyal konumu, bu duyguların karşılıksız ve acı verici bir hale gelmesine neden olur...
Roman boyunca kahramanın iç dünyası derinlemesine işlenir.
Ameliyat korkusu, ölüm düşüncesi ve yaşama tutunma isteği arasında gidip gelen psikolojik bir mücadele anlatılır.