·132 syf.····Okunma: 26 Mayıs 2026 14:25 1961 yılında Türkçe öğretmeni Bedia Tuncer, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne görevlendirilir.Görevinin de ötesine geçerek: Resmi görevi hastane personeline ve okuma yazma bilmeyen hastalara eğitim vermektir. Ancak Tuncer, hastaların dünyasından etkilenerek onlarla derin bir bağ kurar.Şiirin İyileştirici Gücünü kullanmak ister ve hastaların kendilerini ifade edebilmeleri için onları şiir ve yazı yazmaya teşvik eder. 1961-1964 yılları arasında hastane odalarında, sigara paketlerinin arkasına veya gazete kenarlarına yazılmış yüzlerce şiiri sabırla toplar.Dünyada bir İlk olur. Toplanan bu metinler, 1964 yılında ilk kez İstanbul'da matbaaya verilerek "Akıl Hastalarının Yazdıkları Şiirler: İnilti" adıyla basılır. Bu çalışma, tıp ve edebiyat dünyasında hastaların iç sesini sansürsüz yansıtan ilk ve en özgün belgelerden biri kabul edilir.
Ben büyük bir sabır ve özveriyle emek veren bu hocamızı büyük bir saygıyla anıyorum. Akıl hastası olarak görmek bir kenara onlara yazmayı okumayı öğretmesi sonrasında şiire teşvik ederek yazdıklarına saygı duyup kitap haline dönüştürmesi en duru haliyle o insanların tarihini yaşatmıştır. Her biri, içlerindeki acıyı, öfkeyi ve yalnızlığı şiire dökerek bir nevi kendi kendilerini tedavi etmiş, yazdıklarıyla ruhsal bir arınma yaşamışlardır ki içinde günde 16 paket sigara içeni varmış, çok şaşırtıcı gelmişti. Böylesine güzel bir eser de şiir aralarında onlarla yaptığı sohbetlere ya da daha çok izlere tanıklık etmeyi çok isterdim. Okuyunca edebi katkısından ziyade manevi katkısı empatiyi daha derinden yaşatan bir kitap. O yüzden okurken ki tek beklentim yazdıkları şiirlerde kendilerini arayarak neden bu durumdalar ne yaşıyorlar sorularıyla yaklaştım her bir kelimeye. Umarım her acı hayat ahirette güzelliklerle müjdelenir. Sevginiz, huzurunuz ve kitaplarınız bol olsun arkadaşlar. Sevdiklerinizin hoş muhabbetleriyle demlenin doğan her güne..