Kısa ama duygusu ağır bir kitap. En çok da o bekleme hissi aklımda kaldı. Albayın yıllarca bir mektup beklemesi aslında sadece bir mektup meselesi değil, umutla hayatta kalmaya çalışma hali gibi.
Yoksulluk, yalnızlık ve devletin insanı unutması çok net hissediliyor. Buna rağmen albayın hala bir şeylerin düzeleceğine inanması kitabın en güçlü tarafı bence. O horoz da biraz bunun sembolü gibi geldi bana. Elde kalan son umut gibi. Ama kitap bende çok büyük bir etki bırakmadı. Bazı yerlerde daha derine inmesini isterdim.
Yine de kısa olmasına rağmen verdiği atmosfer ve o sessiz çaresizlik hissi güçlüydü.