Gönderi

KÖTÜLÜK KENDİLİĞİNDENDİR, İYİLİK ÇABA İSTER!
10/10
·644 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 17:03
Bazı kitaplar okunup biter, bazılarıysa insanın içine yerleşir. Cennetin Doğusu benim için tam da böyle bir kitaptı. Kitabı kapattığımda yalnızca bir hikâye bitmedi; içimde uzun süre susmayan bir duygu kaldı. Çünkü John Steinbeck burada sadece bir aileyi anlatmıyor, insanın içindeki iyilikle kötülüğün bitmeyen savaşını anlatıyor. Ve bunu öyle gerçek, öyle yaralayıcı bir şekilde yapıyor ki karakterlerin acıları bir noktadan sonra sizin acınıza dönüşüyor. Samuel’in bilgeliği, Adam’ın kırılganlığı, Cal’in sevilme arzusu… Özellikle Cal karakteri beni derinden etkiledi. İnsan bazen ne kadar iyi olmaya çalışsa da içindeki karanlıktan korkuyor. Sevilmek için çırpınırken yanlış yollara sapabiliyor. Cal’in yaşadığı o değersizlik hissi, babasının sevgisini kazanma çabası o kadar gerçekti ki bazı satırlarda durup düşünmek zorunda kaldım. Çünkü hepimizin içinde biraz Cal var. Kitap boyunca en çok hissettiğim şey yalnızlıktı. Kalabalıkların içinde bile insanın anlaşılmama hissi… John Steinbeck bunu öyle sade ama güçlü bir dille anlatıyor ki sayfalar ilerledikçe karakterlerden biri olmaya başlıyorsunuz. Özellikle “timshel” kavramı kitabın ruhunu taşıyor: “Sen seçebilirsin.” İnsan geçmişinin, kötülüğünün ya da yaralarının mahkûmu olmak zorunda değil. Belki de kitabın en umut veren yanı buydu. "Standart Amerikan çevirisi insanlara günaha hükmetmelerini emrediyor; günaha cehalet de diyebilirsiniz. Kral James çevirisi hükmedeceksin'le bir vaatte bulunuyor; insanların mutlaka günahı yeneceklerini söylüyor. Ama İbranice TİMŞEL kelimesi 'hükmedebilirsin' bir tercih hakkı sunuyor. Yeryüzünün en önemli kelimesi belki. Yolun açık olduğunu söylüyor. Yani top insanda. Çünkü eğer hükmedebilirsen, hükmetmeyebilirsin de. Anlamıyor musunuz?" “Bir çocuğun en büyük korkusu sevilmemek, en çok korktuğu cehennem reddedilmektir. Bana kalırsa dünyada herkes reddedilme hissini az veya çok yaşamıştır. Reddediliş öfke doğurur; öfkenin sonucu, reddedilişin intikamı olan suçtur; suçtan da suçluluk kaynaklanır, işte insanoğlunun öyküsü! Bence reddediliş çıkarılıp atılabilse, insanoğlu farklı olurdu. Belki delilerin sayısı daha az olurdu. İçten içe eminim ki çok sayıda hapishane olmazdı. Her şeyin başı, başlangıcı o. İhtiyacı olan sevgi kendisinden esirgenen bir çocuk kediyi tekmeler, suçluluğunu gizler; bir başkası kendini parayla sevdirmek için hırsızlık yapar; bir üçüncüsü dünyayı fetheder; ve her defasında suçluluk, intikam, yine suçluluk. İnsanoğlu tek suçlu hayvandır.” Steinbeck’in doğa tasvirleri bile duygusal bir ağırlık taşıyor. Vadiler, tarlalar, rüzgâr… Her şey karakterlerin iç dünyasıyla birlikte nefes alıyor sanki. Bu yüzden kitap sadece okunmuyor, yaşanıyor. Bence Cennetin Doğusu insanın kendini sorguladığı bir yolculuk. Sevgi nedir? Affetmek mümkün müdür? İnsan gerçekten değişebilir mi? Kitap bittikten sonra bile bu sorular zihninizde kalıyor. Bazı romanlar hikâyesiyle etkiler, bazılarıysa ruhunuzda iz bırakır. Cennetin Doğusu bende, ruhumda ve aklımda iz bıraktı; biz seçeriz iyiliği de kötülüğü de... Çocuk sorabilir: "Dünyanın hikâyesi ne?" Yetişkin bir adam veya kadın merak edebilir: "Dünya nereye gidecek? Sonu nasıl bitecek, bu arada, yeri gelmişken, hikâye neydi**?" Ben dünyanın bir, tek bir hikâyesi olduğuna inanıyorum; bu hikaye bizleri öyle korkutmuş ve esinlemiştir ki, bir Pearl White dizisinin içindeymişçesine hep düşünüp merak ederek yaşarız. İnsanoğlu hayatında, düşüncesinde, açlığında ve hırsında, cimriliğinde ve zalimliğinde ve aynı zamanda iyi kalpliliğinde ve cömertliğinde, bir iyilik-kötülük ağıyla kıskıvrak sarılmıştır. Bence tek hikâyemiz budur ve aynı hikâye bütün duygu ve akıl düzeylerinde tekrarlanır. Erdem ve kötülük ilk bilincimizin atkısıyla çözgüsüydü, son bilincimizin de kumaşı olacak; üstelik kıra, ırmak ve dağlara, iktisat ve terbiyeye dayatabileceğimiz bütün değişikliklere rağmen. Bundan başka hikâye yoktur. Her adam, hayatının tozuyla toprağını üstünden silkeledikten sonra geriye sadece en zor ve açık seçik sorular kalacaktır; İyi miydi, kötü müydü? iyi mi yaptım, kötü mü? Onca belirsizliğin içerisinde, şundan eminim ki insanlar en üstteki zayıf tabakanın altında iyi olmak ve sevilmek isterler. Hatta kötülüklerinin çoğu sevgiyi kısa yoldan elde etme çabasıdır. Bir insan öldüğünde, yetenekleri, nüfuzu, dehası ne olursa olsun, sevilmeyerek ölürse hayatı kendi nezdinde bir fiyasko, ölümü ise soğuk bir dehşet olsa gerektir.” Eğer bir kitap önerecek olsam ve bu kitap tek kitap olsa şu anki ruh halimle kitabın bende bıraktığı hisle, kesinlikle Cennetin Doğusu doğusu ilk sırada olur. Okumanız dileğiyle…
Duygu ve Düşünce
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · İletişim Yayınevi · 202411,4bin okunma
·
142 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.