Napoli Romanları serisinin ilk kitabı için beklentim daha fazlaydı aslında, ama yine de okuması keyifli bir kitap oldu. İki çocukluk arkadaşının çoğu arkadaşlık ilişkisinde olsa da su yüzüne çıkmayan, fark edilmeyen ya da fark edilse dahi çoğu zaman reddedilecek olan ego savaşlarını, kıskançlıklarını ama aynı zamanda birbirlerini besledikleri, birbirlerine sığındıkları o tuhaf ilişkiyi çok güzel anlatmış. Fonda da fakir bir İtalyan mahallesinin değişen sosyoekonomik ve kültürel yapısını işlemiş. Napoli ismi ile anılan bir seri olduğu için insan biraz daha fazla odaklanılmasını bekliyor toplumsal yaşama ama kitap birinci tekil şahıs ağzından anlatıldığından o karakterin bakış açısının dışına hiç çıkmıyor ve sadece onun gözünden sınırlı şekilde fark edebiliyoruz semtteki değişimleri.
Hikaye akıp gidiyor, ayrıca iki arkadaş arasındaki çatışmalar, çocukluktan ergenliğe geçiş sırasındaki o bunalımlar falan çok güzel verilmiş ama edebi anlamda çok da bir vaadi yok bence kitabın. Dönem dönem çok okunan(İtalyanca Aşk Başkadır mesela) bir süre sonra da unutulan kitaplardan hallice. O seviyede diyemem, onlardan biraz daha yukarıda bir yerde bence, ama çok fazlası da değil. Buna rağmen belki çok fakir bir ailede, fakir mahallelerde büyümüş olmam sebebi ile bana dokunan bir metindi bu ilk kitap.