·66 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Mayıs 2026 00:00 Selam kitap dostlarım! Bugün kalbe dokunan, kelimelerin su gibi akıp gittiği sarsıcı bir eserle, Madonna kitabıyla karşınızdayım.
"Yedi sene önce bir kadın sevdim. Tam yirmi sekiz yaşındaydım..." diye başlıyor bu derin iç döküş.
Bugüne kadar hep prenseslerin parıltılı masalını dinledik; oysa bu kez sahne arkasından, hikayeyi bir kurbağa fısıldıyor kulaklarımıza.
Karşılıksız, tek taraflı ama satır aralarına daldıkça dipsiz bir kuyuya dönüşen, insanı uykusuz gecelerin koynuna bırakan bir aşkın anatomisi bu.
Aynı çatının altında çalışıp da ona bir adım bile yaklaşamamanın o amansız sızısı...
Çünkü o bir Madonna; varlığı yüzünüze bir tokat gibi çarpan, kelimelerinizi boğazınıza düğümleyen ulaşılamaz bir büyü. Karşısında lâl olduğunuz, kendinizi ona layık göremediğiniz o ince çizgi... Kader mi dersiniz buna, yoksa büyük bir şanssızlık mı?
Yazar, öyle ustalıklı betimlemeler ve hüzünlü sözler kullanmış ki sayfalar elinizde adeta akıp gidiyor. Basit bir çakmak ateşinde umut arayan, sırf onun yokluğunda zamanın çarklarında ezilen ve koca on dört günün karanlığında kaybolan bir yüreğin fırtınasına şahit oluyorsunuz.
Dünyanın bütün ışıkları sönmüş de sadece o ışıldıyormuş gibi hisseden bir adamın sessiz çığlığı bu.
Bu sadece sıradan bir aşk hikayesi değil; bu bir isyan, tek taraflı akan gözyaşlarının kağıda dökülmüş en yalın hali.
"Bu Madonna’ya aşık mıydım, yoksa bu başka bir şey miydi?"
Siz de bu sorunun peşinden gitmek, kahve ve sigara kokulu o buğulu atmosferde bu hüzünlü iç döküşe ortak olmak isterseniz, Madonna kesinlikle radarınızda olmalı.
Okuyanlar ya da listesine ekleyenler yorumlarda buluşalım!