Puan vermedi·1192 syf.····Okunma: 27 Mayıs 2026 00:00 Okurken çok emek isteyen bir kitap 2666. İnsanın üstüne resmen ağırlık çöküyor.
“Çok sevdim” diyemeyeceğim belki ama tüketti beni. Tüketirken de sarstı.
Roberto Bolaño’nun 1100 sayfalık bu dev romanı; şiddet, kötülük, kayboluş, edebiyat, savaş ve insanlığın karanlık tarafı üzerine kurulmuş beş bölümden oluşuyor.
Romanın merkezinde Meksika sınırındaki hayali Santa Teresa şehri var. Bu şehir aslında gerçek hayattaki Ciudad Juárez’e gönderme yapıyormuş. Ve burası yıllardır çözülemeyen kadın cinayetleriyle anılıyormuş. 1993’ten bu yana kentte binlerce kadın öldürülmüş ya da kaybolmuş.
2666’nın en zorlayıcı kısmı dördüncü bölüm. Yüzlerce kadın cinayeti neredeyse polis raporu soğukluğunda anlatılıyor. Okurken insanı yoruyor, bunaltıyor ve en kötüsü de duyarsızlaşmanın dehşetini hissettiriyor. Bir süre sonra o tekrar eden korkunçluğa alışıyormuş gibi hissediyorsunuz.
Roman boyunca çözülmeyen olaylar, kaybolan insanlar ve bütün bunların ortasında normal hayatlarına devam eden insanlar var. İşte en huzursuz edici tarafı da bu bence. Dünya bir yerde yanarken başka bir yerde hayat sıradan şekilde devam ediyor.
İsmi bilimkurgu romanı gibi dursa da aslında bugünün dünyasının karanlık tarafına parmak basıyor Bolano.
Okuyacak olanlara tek tavsiyem şu: Anlamaya çalışırken kendinizi tüketmeyin. Akışına bırakın. Çünkü sürekli yeni karakterler geliyor, konu değişiyor, bazı şeyler yarım kalıyor ve istediğiniz cevapları her zaman bulamıyorsunuz. “Bir şeyi kaçırıyor muyum?” paniğine kapılmaz, romanın dağınıklığını ve belirsizliğini kabul ederseniz daha rahat okursunuz.
Tabii sabrınız da varsa…
Çünkü gerçekten çabucak bitmiyor. :)