Sarı Sıcak, birbirinden bağımsız gibi görünen 22 hikâyeden oluşsa da aslında tek bir coğrafyanın, aynı yokluğun ve aynı bunaltının içinden geçen insanların ortak hikâyesini anlatıyor. Her hikâye başka bir karaktere açılıyor ama arka planda değişmeyen şey; Anadolu insanının açlıkla, yoksullukla, unutulmuşlukla verdiği yaşam mücadelesi oluyor.
Bu kitapta sıcak yalnızca bir mevsim değil; adeta hikâyelerin içine sinmiş yaşayan bir varlık gibi. Yaşar Kemal sıcağı öyle güçlü anlatıyor ki sayfalarda yalımların buğusu tütsüleniyor sanki. Rus edebiyatı insanın iliğine işleyen ayazı ve kışı hissettirirken, Yaşar Kemal bunun tam tersini yapıyor; insanı sıcağın altında yavaş yavaş kavuruyor. Susuzluğu, tozu, teri, yorgunluğu satır aralarında hissetmemek imkânsız. “Sarı Sıcak” da bu yüzden yalnızca bir hikâye adı değil, kitabın tamamını kuşatan bir atmosfer aslında.
Kitapta beni en çok etkileyen hikâyelerin başında “Şahan Ahmet” geldi. Tam anlamıyla küllerinden yeniden doğma, pes etmeme ve hayata yeniden tutunma hikâyesiydi. Yaşar Kemal’in karakterleri ne kadar ezilirse ezilsin içlerinde küçücük de olsa bir direnme gücü bırakıyor.
“Pis Hikâye” ise adı gibi gerçekten pisliğin hikâyesi. Ama burada yalnızca maddi bir sefalet değil, insanların iç dünyasında biriken manevi çürüme de anlatılıyor. Dedikodu, çıkarcılık, insanların birbirini ezme hali… Hikâyeyi okurken insan hem rahatsız oluyor hem de bunun gerçekliğini inkâr edemiyor.
“Ağır Akan Su” ise ayakta kalma çırpınışının ve bazen insanın tüm mücadelesine rağmen hayata yenik düşüşünün hikâyesi gibiydi. Aslında bu üç kısa hikâye bile tek başına bir roman olabilecek kadar güçlü temellere sahip. Ama Yaşar Kemal ustalığını burada gösteriyor; uzun uzun anlatmadan, tek nefeste insanı olayların derinine çekebiliyor.
Gelelim beni kitaptan biraz uzaklaştıran noktaya… Okurken sürekli bir “Ben bu hikâyeleri daha önce okudum” hissine kapıldım. Sonradan fark ettim ki kitabın ilk bölümlerindeki birçok hikâye, Yolda kitabında da yer alıyormuş. Üzerine birkaç farklı hikâye eklenip bambaşka bir kitap gibi basılmış olması açıkçası canımı sıktı. Keşke kapakta ya da tanıtım kısmında bunun belirtilmiş olmasıydı. Çünkü okur olarak insan yeni bir eser okuyacağını düşünerek başlıyor.
Yine de kitap boyunca sıcağın bezdiriciliğiyle, insanların yıkıcı tarafıyla boğuşurken son sayfada kendimi tüm o bunaltının içinden sağ salim çıkmış gibi hissettim. Geride ise hâlâ üzerime sinmiş o Çukurova sıcağı kaldı.
Sarı SıcakYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20236,8bin okunma