Dünyaya Geç Kalmış Bir İnsan: Kuyucaklı Yusuf
9/10
·384 syf.··
2026 10. kitabı
·
62 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 11:56
Başta “Kuyucaklı Yusuf”u sadece güçlü bir Anadolu romanı sanıyordum. Ama okudukça şunu fark ettim: Sabahattin Ali burada yalnızca Yusuf’u anlatmıyor; insanın dünyaya yabancılaşmasını, sessizliğini ve içten içe çürümesini anlatıyor. Üstelik bunu büyük laflarla değil, insanın içine işleyen sakin cümlelerle yapıyor. Roman boyunca altını çizdiğim birçok yerde aynı duyguya denk geldim: İnsan bazen kendi hayatının içinde bile kendini misafir gibi hissediyor. Yusuf’un “Niçin ben hiçbir şey değilim?” diye kendine sorması, aslında sadece onun sorusu değil. Bence bu, hayatta yerini bulamayan herkesin içinde bir yerde duran soru. Sabahattin Ali’nin en büyük gücü de burada başlıyor. Yusuf’u kahramanlaştırmıyor. Onu kusursuz biri gibi anlatmıyor. Sessiz, içine kapanık, öfkeli, kırgın ama hâlâ temiz kalmaya çalışan bir insan olarak çiziyor. Bu yüzden gerçek geliyor. Özellikle “Her gördüğü, kendisinden zayıf gördüğü mahlûkların mahkûmu olmak çok ıstırap verici bir şeydi” cümlesi, romanın ruhunu tek başına özetliyor gibi. Romanda en çok etkilendiğim şeylerden biri de kader duygusu oldu. “Mademki hiçbir şeyi değiştirmeye iktidarı yoktu…” diye başlayan bölümde insanın hayat karşısındaki çaresizliği çok sert ama çok gerçek bir şekilde anlatılıyor. Ama bu teslimiyet bile tam anlamıyla boyun eğmek değil. Yusuf’un içinde hep sessiz bir direnç var. Konuşmuyor belki ama kabullenmiyor da. Muazzez’le olan ilişkisinde de büyük romantik sahnelerden çok, kırılganlık hissi öne çıkıyor. Yusuf’un dünyada hiçbir yere ait olamayıp bir insana tutunmaya çalışması çok acı bir duygu. Zaten roman ilerledikçe şunu hissediyorsun: Yusuf’un kavgası yalnızca insanlarla değil; hayatın kendisiyle. Sabahattin Ali’nin diliyse bugün bile şaşırtıcı derecede canlı. Sade ama ağır. Gösterişsiz ama vurucu. Bazı cümleleri okurken durup tekrar dönüyorsun. Çünkü anlatılan şey sadece bir olay değil; insanın içindeki yorgunluk, yalnızlık ve sıkışmışlık. “Kuyucaklı Yusuf” bence sadece bir edebiyat klasiği değil. İnsanın kendini bazen neden dünyaya geç kalmış gibi hissettiğini anlatan bir roman. Sessiz insanların kitabı biraz da. İçinde büyük bağırışlar yok ama derin bir kırgınlık var. O yüzden bitince hikâyeden çok, Yusuf’un iç hali akılda kalıyor.
Sabahattin Ali
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Dokuz Yayınları · 2019210,8bin okunma
·
31 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.