Çiçeklenmeler Storytel’den dinledim; seslendirmesi başarılıydı. Ancak hikayenin genel akışı bana biraz fazla hızlandırılmış geldi. Karakterlerin ruh hallerinin bu denli çabuk değişmesi, belki de kitabın bir uzun hikaye (novella) tarzında olmasından kaynaklanıyordur.
Tüm o aceleye rağmen kitap bende buruk ama umut dolu bir his bıraktı. Hayatın herkes için aynı yaşta, aynı rutinle ilerlemediğini; bazı insanların aradığı şeylere geç de olsa kavuşabileceğini anlattı. En önemlisi de ne olursa olsun yola çıkmanın ve aramaya devam etmenin değerini bir kez daha hatırlattı.
"Kaygıya mahal bırakmadan çık yola. İyi şeyler birdenbire olur."
-Spoiler İçerebilir-
Türkan, yalnızlıkla başlayan hayatından şikayet etmeyen, tam aksine elindekiyle yetinmeyi bilen, kanaatkar bir kadın. Eşi Orhan’ın vefatından sonra ondan kalan karavanla tek başına bir yolculuğa çıkıyor. Yolda Ulaş adında biriyle tanışıyor; aralarındaki bağ arkadaşlık mıydı yoksa başka bir şey mi, orayı tam çözemedim. Derken hikayeye Ulaş'ın arkadaşı Ali giriyor. Sonrasında gelişen İstanbul macerası, Türkan’a daha önce hiç tatmadığı bir aile sıcaklığı ve yepyeni bir hayat sunuyor.
Eleştireceğim nokta Çiçeklenmeler kitabında olaylar bir anda olup bitti. Bir insan bu kadar kısa sürede nasıl bu kadar kolay aşık olup vazgeçebilir? Sanki yazar, karakterin sadece bir insanla tanışmış olması hayatındaki tüm taşları yerine oturtmaya yetermiş gibi olayları aktardı...