Ah Yaşar’ım… Ne yaşarsın ne yaşamaz… Bu kafa kağıdını bir alsaydın
Okurken bir yandan güldüm, bir yandan aşırı sinirlendim. Çünkü anlatılan şeyler absürt görünse de gerçek hayatta karşılığı olduğunu biliyoruz. Şu an bir devlet dairesine gitsek tüm aşamalarıyla aynı adımları haalaaaa yaşıyoruz. Yaşar’ın sistem içinde var olmaya çalışması ama sürekli yok sayılması trajikomik olduğu kadar çok acıydı da. Adamın yaşayıp yaşamadığının bile belli olmaması ilk başta komik geliyor ama sonra bunun aslında korkunç bir çaresizlik olduğunu fark ediyorsun.
Aziz Nesin mizahı sadece güldürmek için kullanmıyor; insanların alıştığı saçmalıkları yüzümüze vuruyor. Bürokrasi, torpil, ilgisizlik, insanı bir kağıt parçasına indirgeyen sistem… Üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen kitabın hâlâ bu kadar gerçek hissettirmesi zaten en rahatsız edici kısmı.
Kitap bittiğinde insanın aklında şu kalıyor: Bazen bir insanı yok etmek için öldürmeye bile gerek kalmıyor.