Bir iş toplantısı için Çin’e gelen Fransız bir iş adamının yolu, Grand Otel’in tuvalet görevlisi Bayan Ming’le kesişir İlk bakışta sıradan görünen bu karşılaşma, kısa sürede beklenmedik bir bağa dönüşür. Çünkü Bayan Ming yalnızca otelin yaşlı çalışanı değil, kurduğu her cümlesiyle bilgelik taşıyan bir kadındır.
Fransız adam, onun on çocuğu olduğuna dair anlattıklarına başından beri kuşkuyla yaklaşır. Çünkü Çin’in tek çocuk politikası düşünüldüğünde buna inanmak mümkün değildir. Ama yine de kendini o hikâyelerden uzaklaştıramaz. Ve her toplantı arasında soluğu Bayan Ming'in yanında alır. Bu bilge kadını dinledikçe yalnızca anlattığı hayatlara değil, kendi yaşamına ve geleceğine de artık daha başka gözle bakmaya başlar.
“Bir insan kendini ayakta tutan yalandan yoksun bırakılırsa çöker.” Roman, gerçekle kurulan hayaller arasında dolaşırken insanın kendisine tutunabilmesi için kurduğu dünyayı da sorgulatıyor.
Bayan Ming’in bilgeliği, anlattıkları ve Fransız iş adamında bıraktığı iz, okuru da muazzam bir yolculuğa dahil ediyor.
Katman katman açılan, düşündürdükçe derinleşen, tadı damakta kalanlardandı.Gönülden tavsiyemdir.
Bayan Ming'in Hiç Olmayan On ÇocuğuEric Emmanuel Schmitt