Nermin Yıldırım, Ev’de tıpkı Bana Dokunma’da yaptığı gibi, mekânlar ile zihnin sınırlarını yine muazzam bir incelikle eritiyor. Anlatıcının içindeki o derin, köksüz ve dinmeyen ev özlemi, sayfalar ilerledikçe zihinden taşıp ete kemiğe bürünen hayali karakterlerin canlanışıyla somutlaşıyor. Yalnızlığın ve aidiyet arayışının doğurduğu bu hayaller, sadece birer sığınak değil; ruhun kendi evini inşa etme çabası. Yazar, kalbimizde yine o çok tanıdık, naif ama sarsıcı hüzün ortaklığını kurmayı başarıyor.