Çilenin haftasında Veli Koca, Mustafa'yı çağırttı:
__ Di bakalım, muhabbet ummânında kaç kulaç derine indin? İlk evvelâ ne yapmak murat edersin? diye sordu. Mustafa, durgun süzük yüzünde şebnemler gibi berraklaşmış mâvi gözlerini duvarın yüksekçe bir yerine asılmış tâlik yazıya dikmiş dalgın duruyordu. Bu Kur'an'dan bir âyetti ki, cennet bahçelerinde akan sulardan bahsediyordu. Delikanlı dedesine döndü. Çok düşünmüş, kararlara varmış, bu kararları sıraya koymuş bir insanın tereddütsüz sükûnetiyle cevap verdi:
-İzniniz olursa evvelâ kendime âit malımdan bir miktârını aşkımın kutsiyetine hürmeten hayrata sarf etmek isterim. Hânedânımızın vakfı olan Sigetvar misâfirhanesi tâmir ve ihyâ edilmek gerektir. İstolni'den konağımıza kadar yolda su yok. Ahlattepe ayağından bir çeşme yaptırmaya niyet ederim. Gāzi Rüstem Baba Dergâh'ına gümüş şamdan, buhurdan gülâbdan adadım. Sadaka dağıtacağım, kurban keseceğim, günü gelince aşkımı anarak Rüstemâne cenk edeceğim.