Büyücü ve Cam Küre Kara Kule serisinin dördüncü kitabıdır. Roland’ın gizemli geçmişini; Susan ile aşkını, en iyi arkadaşları olan Alain ve Cuthberti’i anlattığı, Büyük Tabut Avcıları, acımasız büyücü Rhea ve neticesinde gelişen olaylar dizilimidir.
Blaine’in sorduğu bilmeceler ile raylar üzerinde can pazarı yaşanmaktadır. Eddie’nin kıvrak zekası ile bu beladan neyse ki kurtulurlar. Ve kitaptan örnek bir bilmece:
“Ben güneşin önünden geçerim, Blaine. Ama yine de yere gölgem düşmez. Ben neyim?”
“RÜZGÂR.” Hiç duraksama yoktu.
Stephen King “pembe greyfurt” diye bir küreden bahseder. Kule evreninde küreler çok tehlikelidir ve serinin diğer kitaplarında da karşımıza çıkacaktır. Geçiş yaptırır, gelecekten parçalar gösterir ve insanın çıldırmasına, cinayet işlemesine ve tükenmesine yol açan etkilere sahiptir.
Büyücü Rhea’nın “Dürüstlüğün Kanıtlanması” adı altında Susan’ı muayene ettiği satırlar (bakire mi değil mi, soluğu temiz mi kötü varlıklar tarafından kirletilmiş mi) ciddi anlamda beni sinir etti. Ve Büyücünün evine gittiği akşam Susan o küreyi gördü. Çenesini tuttu ve gördüğünü söylemedi. Susan’ın güçlü kişiliğinden etkilenen ve uzun sarı saçlarını kıskanan büyücü ise Susan’a öyle kötü bir büyü yaptı ki kitabın ilerleyen sayfalarında iyi ki yanında o an Roland varmış dedirtti.
Sheemie’den bahsetmek istiyorum. Devamlı gülen çocuk… Roland ve arkadaşları onu devamlı kolladıkları ve kötü insanların hakaretlerinden koruduğu için onlara kalbini öyle güzel açıyor ve iyilikler yapıyor ki ağlamamak elde değil. Sai King’in bu evrende yarattığı en saf bir yandan da en güçlü karakter olabilir. Depape adındaki aşağılık tabut avcısı ona botlarını yalatmak istediğinde Cuthbert belki de babalarının yüzünü unuturcasına ve gelme amaçlarını bir kenarı atarcasına yardım etti. Bu anlamda Roland’ın şu anki ka-tet’inden olan Eddie’ye çok benzetiyorum Cuthbert’i.
Güzeller güzeli Susan Delgado. Teyzesi Cordelia (kendisi bir kız kurusudur) tarafından Başkan Thorine adeta para karşılığı satılan kızın kalbi Rolanda ait. Roland onun için çıldırıyor. Kitapta bu konuyla ilgili inanılmaz cümleler yazılmış:
“Ve bütün güçlü uyuşturucular gibi, ilk gerçek aşk da tehlikelidir.”
800 sayfalık bu uzun romanda Susan’ın uğradığı büyük haksızlık, “charyou ağacı, kuş ve ayı tavşan ve balıktan yardım istemesi” söylemleri ile başına gelenler hep aşktan. Roland, sevdiği kadına ulaşamamaktan, arkadaşlarının başına gelenlerden hep kendini sorumlu tutar. Bir de “incecik” denilen dev gibi herşeyi yutan karadeliğe benzer bir varlık var. Tüm canlıları içine çekmeye çalışıyor. Onlara fısıltı ile sözcükler söyleyip örümceklerin yaptığı ağ örme ve ağa düşürme taktikleri gibi avlanıyor.
Sadece Kule serisi bazlı değil okuduğum en iyi kitaplardan birini olduğunu söylememe gerek var. Bu da okunmazsa ne okunur bilmiyorum.
Roland ve Ka-Tet’i Işının Yolunda ilerlerken nasıl maceralar yaşayacak? Geçmişten önemli dersler çıkaracaklar mı? Orta Dünya’da bizleri ne gibi sürprizler bekliyor? “Fin de ano yani Yılın Sonu” denilen mevsimde graf içip sarhoş olacak mıyız? Hasat sadece bir bayram mı yoksa kötü sonların bitiş çizgisi mi? Bunu öğrenmenin tek yolu şeytan ayı gökyüzünde sırıtırken ilerlemek ve sadık kalmak.