Siddhartha / Hermann Hesse
Siddhartha, Brahman’ın oğlu Govinda ile aynı bahçelerde, aynı ağaçların gölgesinde büyüdü. Ve yine Govinda ile birlikte çıktı anlam yolculuğuna. Fakat onun yolu hiçbir zaman düz olmadı; dolambaçlı, tuhaf ve sarsıcıydı.
Çocukluğunda tanrılarla ve onlara sunulan adaklarla ilgilendi. Delikanlılık çağında kendisini düşünceye, meditasyona ve inzivaya verdi. Brahman’ı aradı, Atman’daki ölümsüzlüğe ulaşmaya çalıştı. Gençliğinde çilekeş keşişlerin peşine takıldı; ormanlarda yaşadı, aç kaldı, sıcağa ve soğuğa direndi. Nefsini susturmayı, arzularını köreltmeyi öğrendi.
Sonra yolu yüce Buddha’nın öğretisiyle kesişti. Bu öğreti, Siddhartha’nın gözlerini bir mucize gibi açtı. Dünyanın birlik ve bütünlüğüne dair bilginin, kendi kanı gibi damarlarında dolaştığını hissetti. Ama yine de yetmedi. Çünkü Siddhartha için hakikat, başkasının sözlerinde değil; insanın kendi ruhunda saklıydı.
Bu kez yolu, sevi ustası Kamala ile kesişti. Onunla birlikte arzunun, tutkunun ve dünyevi hazların dünyasına adım attı. Ticarete girdi, servet kazandı, dünyanın cazibesine kapıldı. Anlam arayışındaki adam zamanla kayboldu; büyük bir bilgeden sıradan bir “çocuk insan”a dönüştü. Fakat ruhundaki kuş hiçbir zaman ölmedi. En karanlık anlarında bile içinde, onu yeniden çağıran bir ses vardı.
Ve Siddhartha, bir kez daha yollara düştü.
Çünkü o; en derinin, en ulunun, en kapsayıcı olanın peşindeydi.
Siddhartha, 1946 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Hermann Hesse’nin başyapıtlarından biridir. Birinci Dünya Savaşı sonrası insan ruhunun parçalanmışlığına karşı, yaşamı yeniden kurma fikrini ve Doğu mistisizmini merkeze alan bu eser, kuşaklar boyunca bir tür manevi kılavuz olarak görülmüştür.
Öyle ki, 20. yüzyılın en önemli yazarlarından Henry Miller bile eser hakkında şöyle der:
“Genel olarak herkesçe kabullenilmiş Buddha imgesini aşan bir Buddha yaratmak, daha önce eşine rastlanmamış büyük bir başarıdır. Siddhartha, benim gözümde, Kutsal Kitap’tan kat kat üstün bir ilaçtır.”
Hesse bu romanda yalnızca dinleri ve dogmaları sorgulamaz; insanın içindeki arzuyu, sevgiyi, iyiliği, kötülüğü ve hakikat arzusunu da derinlemesine inceler. Ve roman bittiğinde okur, kendisini bir ırmağın kıyısında, gerçeğin sesini duymayı beklerken bulur. SiddharthaHermann Hesse
Kaleminize sağlık hocam, yine çok açıklayıcı bir inceleme olmuş. Kitabı okuma listeme eklemiştim, incelemenizi bekliyordum. En kısa zamanda umarım ben de okurum.
çok teşekkür ederim hocam kitabın hissiyatını elimden geldiğince yansıtmaya çalıştım faydalı olabildiysem ne ala. şimdiden keyifli okumalar dilerim umarım kalbinize yeni pencereler açtırır..