Gönderi

10/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2026 144. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 08:26
"ZARAR VERECEKSİN" "Hayatta her şeyin cevabı yok. Bazen cevap sadece raslantı. Bazen sadece insani zaaflar, arkadaşlık gibi, tutku gibi, aşk gibi, seks gibi, alışkanlık veya yalnızlık gibi. Bazen cevabı daha derinde aramamak lazım." Mesut Akarsu, amcasının ölümü üzerine bir haftalığına geldiği Ünye’de mahsur kalır. Zaman öylesine tuhaf işler ki bu şehirde, bir hafta “asırlara” dönüşür. Tam bu sırada uğradığı silahlı saldırıdan sağ kurtulan Mesut, canına kimlerin kastettiğini öğrenmek ve onları cezalandırmak için yemin eder. Artık geri dönüş yoktur. Mesut, kendisine ölesiye sadık adamları, lüks Mercedes’i ve pahalı silahlarıyla Karadeniz’in sisli sahilinden başlayıp Ankara’nın bürokratik koridorlarına, oradan da İstanbul’un arka sokaklarına uzanan acımasız bir hesaplaşmanın içine dalar. Yol boyunca hakkı olan paraya ulaşmaya çalışırken aslında çok daha büyük bir çarkın dişlisi olduğunu fark eder: Siyasetin kirli ilişkileri, bürokrasinin paslı işleyişi ve insanın dipsiz çıkarcılığı… Mesut, silah zoruyla adalet dağıtmaya çalışan bir intikamcıya dönüşse de her hamlesinde yalnızlığı daha da derinleşir. Çünkü kalabalıkta kimseye çarpmamaya çalışarak yürüyen bir “çatlak cam”dan farksızdır. Özellikle çikolata fabrikası… Kim bilir, değil mi? Sıradan bir fabrika gibi başlıyor, ama ilerledikçe silah kaçakçılığı için kurulmuş bir paravan olduğu ortaya çıkıyor. Bu detay hikâyeye ayrı bir karanlık hava katıyor. Sanki her şeyin göründüğü gibi olmadığı, herkesin bir şey sakladığı bir dünya. Kim haklı, kim suçlu bazen ayırt etmek zorlaşıyor. Çünkü herkes kendi çıkarının peşinde. İyi ile kötü arasındaki çizgi öylesine silik ki, bir noktadan sonra “acaba kimin tarafındayım?” diye düşünüyoruz. Kitap, Mesut’un düşmanlarına tek tek ulaşıp onları alt etme çabalarını, kanlı çatışmaları, sadakat ve ihanet sarmalını anlatırken bizleri sürükleyici bir aksiyonun içine çekiyor. Ama asıl soru hep havada kalır. Zarar veren sistemin karşısında, zarar vermekten başka çaresi kalmayan bir adam gerçekten kazanabilir mi? Eser, klasik bir polisiye ya da aksiyon romanı değil. Kara mizah ve absürt diyaloglar var bu eserde. Suikast planları yaparken karakterlerin düştüğü komik haller, tüm o kanlı sahnenin ortasında romana âdeta ayrı bir renk katıyor. Çünkü tüm o komik diyalogların içinde şiddet o kadar sıradanlaşıyor ki, okur bir noktadan sonra “ölüm” bile artık hiçbir şey hissettirmiyor. Mesut’un adamlarla yaptığı esprili konuşmaların hemen ardından birileri vuruluyor. Koç’un mizahı, bir savunma mekanizması gibi: “Gül ki dayanabilesin.” Ama bu gülüşün altında devasa bir boşluk yatıyor. Belki de romanın en gerçekçi yanı bu: Çağımızda herkes acıya gülerek katlanıyor. Mekân da değişiyor kitap boyunca. Ünye'den Ankara'ya uzanırken, değişen insanların kirli ilişkileri, çıkar düzeni ve güç savaşları ustalıkla işlenmiş. Yazar,Mesut Akarsu'nun vasıtasıyla siyasetin ve devlet içindeki çürümüş yapının insan psikolojisini nasıl dönüştürdüğünü doğrudan anlatmak yerine, karakterlerin davranışları üzerinden aktarmış biz okuyuculara. Bu nedenle kitapta tam iyi ya da tamamen kötü karakter yok gibi. Romanda herkes biraz yaralı, biraz karanlık ve biraz da kaybetmiş durumda. Zarar Vereceksin, sadece bir suç romanı değil. Aynı zamanda insan psikolojisini ve modern toplumdaki yalnızlaşmayı anlatan karanlık bir karakter romanı. "Yalnızlık berbat bir şey, nasıl görünürsen görün kalabalıkta kimseye çarpmamaya çalışarak yürüyen çatlak camdan başka bir şey değilsin." Bu dünyada ne intikamın bir anlamı var, ne de kovalamanın. Herkes yalnız, herkes hiçkimse ve herkes çatlak bir cam gibi etrafına sürtünmeden yürümeye çalışıyor. Kitapla Kalın.
Edebiyat
Zarar VereceksinHamdi Koç · Doğan Kitap · 202629 okunma
·
59 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.