·72 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Mayıs 2026 17:57 Geçtiğimiz aylar boyunca, büyük perakende zincirlerinin mekanlarında gerçek ve hayali olarak uyguladıkları
kontrolün gücünü -belirledikleri anlarda arzuları harekete geçirerek- ve bu gücün -hem rengarenk yoğurtların bolluğuna hem indirimli ürünler bölümlerinin
kasvetli raflarına sinmiş haldeki- şiddetini giderek daha net kavradım. Tek tek, insanların düşük gelirlerine uyum
sağlamalarında, toplumsal boyun eğişin sürdürülmesinde oynadıkları rolü. Kasa önündeki yürüyen bandın üzerine
konanlar ister üç-beş parçalık küçük bir tepecik, ister dağ gibi yığınlar olsun, satın alınan ürünler hemen her zaman en ucuz olanlar. Hipermarketten çıkarken çoğu zaman acizlik ve adaletsizlik hissi çökerdi üzerime. Bununla birlikte, bu mekanın ve burada yaşanan ustalıkla örülmüş, kendine özgü, kolektif yaşamın cazibesini
hissetmeye de devam ettim. Bu yaşam, orta ve üst sınıflar arasında her geçen gün yayılan intemetten sipariş ve curbside gibi bireysel alışveriş sistemlerinin yaygınlaşmasıyla muhtemelen yakında ortadan kalkacak. O durumda bugünün çocukları yetişkin olduklarında, hipermarketteki hafta sonu alışverişlerini, bugün 50 yaşın üzerindekilerin madeni bir maşrapayla süt almaya gittikleri kokulu eski bakkalları hatırladıkları gibi, hüzünle
anacaklar belki de.